Haber Merkezi - Türkiye’nin en büyük çiftçi ailesi olan Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK), son yıllarda tarımsal girdi temini ve üretim desteğiyle değil, daha çok market rafları ve fiyat tartışmalarıyla gündeme geliyor. Antalya Son Haber yazarı Hasan Yakup Cangüven, kaleme aldığı makalede kurumun yönetsel tercihlerini sorgulayarak hayati bir uyarıda bulundu: "Tarım Kredi, kooperatifçilikten marketçiliğe mi evriliyor?"
"Mithat Paşa’nın Mirası Raf Etiketlerine Sıkışamaz"
Tarım Kredi’nin referans noktasının Ahilik teşkilatı ve Mithat Paşa öncülüğünde 1863’te kurulan Memleket Sandıkları olduğunu hatırlatan Cangüven, kurumun yalnızca bir ticari yapı değil, bir "dayanışma medeniyeti" olduğunu belirtti. Ancak günümüzde bu köklü hafızanın yerini "market" algısının aldığına dikkat çekilerek şu tespitlere yer verildi:
Algı Kırılması: Genç kuşaklar nezdinde Tarım Kredi, çiftçiye finansman sağlayan bir dayanışma modeli olmaktan çıkıp, doğrudan bir mağaza markası olarak algılanıyor.
Anlam Daralması: Kurumsal kimliğin sadece perakende faaliyetleriyle vitrine çıkarılması, çiftçinin borç yükü ve girdi maliyetleri gibi hayati sorunların geri planda kalmasına yol açıyor.
Şirketleşme Refleksi Kooperatifçilik Ruhunu Gölgeliyor
Makalede, kurumun Tarım Kredi Holding çatısı altında gübreden teknolojiye, sigortadan lojistiğe kadar devasa bir yapıya ulaştığı ifade ediliyor. Ancak bu profesyonelleşmenin bir "şirketleşme ve perakendeleşme" refleksine dönüşmesinin risklerine işaret ediliyor:
Yönetsel Sorumluluk: Genel Müdürlük ve holding yönetiminin, kurumu kısa vadeli piyasa dalgalanmalarının pasif bir uzantısı haline getirmemesi gerektiği vurgulanıyor.
Meşruiyet Kaynağı: Kurumun gerçek gücünün iktidarlara yakınlığından değil, çiftçi nezdinde tesis ettiği güvenden geldiği hatırlatılıyor.
Çiftçi Maliyet Baskısı Altında Üretimden Kopuyor
Türkiye'nin temel tarım ürünlerinde kendi kendine yetebilme vasfının tartışıldığı bir dönemde, TKK'nın dengeleyici rolünün zayıfladığı savunuluyor. Girdi maliyetlerindeki kontrolsüz artış ve ithalata dayalı politikalar altında ezilen çiftçinin, Tarım Kredi’den "raf fiyatı" değil, "üretim desteği" beklediği ifade ediliyor.
Kaçınılmaz Yol Ayrımı
Hasan Yakup Cangüven, kurum için kaçınılmaz bir yol ayrımı olduğunu şu sorularla özetliyor:
"Kurumsal başarı; açılan mağaza sayısıyla mı, yoksa desteklenen çiftçi sayısıyla mı ölçülmeli? Tarım Kredi marketçilik faaliyetlerini bir araç olarak kullanıp asli görevi olan tarlaya mı dönecek, yoksa sıradan bir ticari yapıya mı dönüşecek?"
Sonuç olarak, Tarım Kredi’nin tarihsel misyonuna dönmesi için "Biz bu kurumu büyütürken asıl sahibi olan çiftçiden uzaklaştırıyor muyuz?" sorusunun samimiyetle cevaplanması gerektiği belirtiliyor. Aksi takdirde, 163 yıllık koca bir çınar, raf etiketleri arasında asıl ruhunu kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak.