Türkiye’de tarım denildiğinde çoğu zaman rakamlar ve rekolteler konuşuluyor. Oysa bu rakamların arkasında, milyonlarca dönüm toprağı ayakta tutan ağır bir emek gerçeği var. Öz Orman İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan, TİGEM’leri bu yönüyle ele alarak, özellikle Ceylanpınar TİGEM üzerinden tarımsal üretimin görünmeyen yüzüne dikkat çekti.
“TİGEM’ler sıradan işletmeler değil, stratejik yapılardır”
TİGEM’lerin yalnızca bir tarım işletmesi olarak okunamayacağını vurgulayan Aslan, “Toprak, emek ve strateji bu yapının üç temel ayağıdır” dedi. Avrupa ve Amerika’daki tarım modelleriyle karşılaştırma yapan Aslan, Türkiye’de TİGEM’lerin hem alan büyüklüğü hem de emek yoğunluğu bakımından benzersiz bir konumda olduğunu ifade etti.
Özellikle Ceylanpınar TİGEM’in tek başına bir “emek havzası” olduğunu belirten Aslan, “Milyonlarca dönüm arazi, binlerce işçinin alın teriyle üretimde tutuluyor. Bu yüzden TİGEM, bugünü değil, ülkenin geleceğini ayakta tutan bir yapıdır” diye konuştu.
“TİGEM işçisi zor koşullarda üretimi ayakta tutuyor”
Sahadaki çalışma koşullarına ilişkin konuşan Aslan, iş yükünün son derece ağır olduğuna dikkat çekti. TİGEM işçisinin geniş alanlarda, sert iklim koşullarında ve uzun mesafelerde çalıştığını belirten Aslan, “Yazın kavurucu sıcak, kışın sert soğuk… Bu iş masa başında anlatılacak bir iş değil” dedi.
Teknolojinin her alanda yeterince etkin kullanılmadığını vurgulayan Aslan, sendika olarak teknolojiyi işçinin yükünü hafifleten ve iş kazalarını önleyen bir araç olarak gördüklerini ifade etti. Mesai kavramının TİGEM işçisi için çoğu zaman anlamını yitirdiğini belirten Aslan, “Hasat varsa işçi oradadır, kriz varsa oradadır. Ama bu fedakarlığın karşılığı adil ve insani olmak zorundadır” dedi.
“Ceylanpınar TİGEM özel bir hassasiyet gerektirir”
Öz Orman İş Sendikası’nın Ceylanpınar TİGEM’e özel bir önem atfetmesinin tesadüf olmadığını söyleyen Aslan, bu işletmenin büyüklüğü ve üretim kapasitesi nedeniyle ayrı bir sendikal hassasiyet gerektirdiğini belirtti.
“Ceylanpınar’ı sıradan bir birim gibi ele alamazsınız” diyen Aslan, güçlü ve sürekli sahada olan bir temsilin hem işçi hem de üretim açısından hayati olduğunu vurguladı. “Sendikal temsil zayıflarsa sadece işçi değil, üretim de zarar görür” ifadelerini kullandı.
“Sendikacılık menfaat değil, sorumluluk işidir”
Yetkisiz sendikalar ve sendikacılığı kişisel çıkar alanı olarak gören anlayışlara da sert tepki gösteren Aslan, “Sendikacılık bir gelir kapısı değildir, emekçinin yükünü omuzlamaktır” dedi.
TİGEM gibi stratejik alanlarda işçiyi değil menfaati önceleyen yaklaşımların zarar verici olduğunu belirten Aslan, TİGEM işçisinin bu farkı net biçimde gördüğünü söyledi. “İşçi kimin samimi, kimin çıkar peşinde olduğunu çok iyi ayırt eder” diyen Aslan, Öz Orman İş Sendikası’nın mücadelesini yalnızca bugüne değil, işçinin yarınına odakladığını vurguladı.
Aslan sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bu topraklarda üretim varsa bunun adı emektir. Emek varsa korunmalıdır. TİGEM’i ayakta tutan da budur.”