Haber Merkezi / İtalya'nın dünyaca ünlü Parmigiano Reggiano peyniri, tarımsal üretim ile finans sisteminin nasıl bir araya getirilebileceğinin sıra dışı örneklerinden birini oluşturuyor.
İtalya'nın Emilia-Romagna bölgesinde üretilen ve uzun süre olgunlaştırıldıktan sonra satışa sunulan Parmigiano Reggiano, üreticiler açısından önemli bir finansman aracına dönüşmüş durumda.
Credito Emiliano (Credem) bankası, 1953 yılından bu yana süt üreticileri ve peynir imalatçılarına kullandırdığı krediler karşılığında henüz olgunlaşmamış Parmigiano Reggiano tekerleklerini teminat olarak kabul ediyor.
Böylece üretici, peynirinin yıllandırılıp satılmasını beklemeden finansmana ulaşabiliyor.
PEYNİR BANKADA KREDİ TEMİNATI OLUYOR
Sistemin temelinde Parmigiano Reggiano'nun uzun olgunlaşma süresi ve ekonomik değeri bulunuyor.
Peynirlerin olgunlaşması 12 aydan başlayarak birkaç yıla kadar uzayabiliyor. Üretici açısından bu süre, üretilen malın depoda beklemesi ve sermayenin ürüne bağlı kalması anlamına geliyor.
Credem'in uyguladığı model ise bu sorunu finansmana dönüştürüyor.
Üreticiler, depoya bırakılan peynirlerin ekonomik değerinin belirli bir bölümü karşılığında kredi kullanabiliyor. Böylece henüz satılmamış ürün, üreticinin işletme sermayesini finanse eden bir varlığa dönüşüyor.
Bankanın iklim kontrollü depolarında yaklaşık 500 bin peynir tekerleğinin saklandığı ve bunların toplam değerinin yüz milyonlarca dolara ulaştığı belirtiliyor.
BANKA SADECE PEYNİRİ SAKLAMIYOR, KALİTESİNİ DE TAKİP EDİYOR
Sistemin dikkat çekici taraflarından biri de teminat olarak alınan peynirlerin sıradan bir depoda bekletilmemesi.
Olgunlaşma süreci boyunca peynirlerin kalitesi kontrol ediliyor.
Röntgen benzeri tarama yöntemlerinin yanında uzmanlar, geleneksel yöntemlerle peynir tekerleklerine küçük çekiçlerle vurarak oluşan sesi dinliyor ve ürünün içerisinde kalite kusuru bulunup bulunmadığını değerlendiriyor.
Dolayısıyla banka açısından teminatın değeri yalnızca miktara değil, peynirin olgunlaşma sonunda sahip olacağı kaliteye ve ticari değere de bağlı.
AŞIRI SICAKLAR BU KEZ BANKADAKİ PEYNİRİ DE VURDU
Ancak iklim değişikliği bu sıra dışı finansman modelinin maliyetlerini de artırmaya başladı.
2026 yazında İtalya'da yaşanan aşırı sıcaklıkların özellikle kuzeydeki peynir depolarının soğutma ihtiyacını artırdığı belirtiliyor.
Depoların belirli sıcaklık ve nem koşullarında tutulması gerektiği için sıcak hava dalgaları doğrudan enerji tüketimine yansıyor.
Credem'in de bu süreçte soğutma sistemleri, yalıtım ve enerji altyapısına yönelik yatırımlarını artırdığı ifade ediliyor.
Böylece iklim değişikliğinin faturası yalnızca tarlaya veya ahıra değil, peynirin teminat olarak tutulduğu finansman sistemine kadar uzanıyor.
SICAKLIK İNEĞİ VURUYOR, SÜT VERİMİ DÜŞÜYOR
Sorunun başlangıç noktası ise aslında banka depoları değil, süt çiftlikleri.
Aşırı sıcaklıklar süt sığırlarında ısı stresine neden olarak hayvanların yem tüketimini ve süt verimini düşürebiliyor.
Kuraklık ise yem bitkilerinin üretimini ve maliyetini etkileyerek süt üreticisinin üzerindeki baskıyı artırıyor.
Parmigiano Reggiano Konsorsiyumu Başkanı Nicola Bertinelli de yüksek sıcaklıkların sütün yalnızca miktarını değil, kalitesini de etkileyebildiğine dikkat çekiyor.
Ortaya böylece birbirini takip eden bir zincir çıkıyor:
Sıcaklık artıyor → hayvan ısı stresine giriyor → süt üretimi ve kalitesi etkileniyor → yem üretimi zorlaşıyor → peynir üretiminin maliyeti yükseliyor → depoların soğutma gideri artıyor → finansman sisteminin maliyeti de bundan etkileniyor.
800 YILLIK GELENEK İKLİM SINAVI VERİYOR
Parmigiano Reggiano'nun geçmişi yaklaşık 800 yıl öncesine dayanıyor.
Ancak yüzyıllardır devam eden üretim geleneğinin bugün karşı karşıya bulunduğu sorun, yalnızca peynir yapım tekniğinin korunması değil.
İklim değişikliği artık hayvanın beslendiği yemden süt verimine, peynirin olgunlaştırılmasından depolama için kullanılan enerjiye kadar üretim zincirinin hemen her halkasını etkiliyor.
Bu nedenle İtalya'daki gelişmeler aynı zamanda tarımsal ürünlerin finansmanında iklim riskinin nasıl hesaba katılacağı konusunda da dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.
TÜRKİYE İÇİN DE DİKKAT ÇEKİCİ BİR MODEL
İtalya örneğinin Türkiye açısından iki ayrı mesajı bulunuyor.
Birincisi, yüksek katma değerli ve standartları belirlenmiş bir tarımsal ürünün finansal teminata dönüştürülebilmesi.
İkincisi ise iklim değişikliğinin tarımsal üretimi yalnızca verim üzerinden etkilemediği gerçeği.
Sıcaklık arttığında süt verimi düşebiliyor, yem maliyeti artabiliyor, soğuk zincir ve depolama giderleri yükseliyor. Dolayısıyla iklim riskinin faturası üreticiden sanayiciye ve finans kuruluşuna kadar uzanabiliyor.
PEYNİR ÜRETMEK SADECE SÜTÜ MAYALAMAK DEĞİL
İtalya'daki sistem aynı zamanda peynir üretiminde bilgi, standart ve uzmanlığın ekonomik değerini de ortaya koyuyor.
Peynir üretimi yalnızca sütün işlenmesinden ibaret değil; mikrobiyoloji, süt kimyası, hijyen, sıcaklık, pH, olgunlaştırma koşulları ve kalite kontrolünün birlikte yönetildiği teknolojik bir üretim süreci.
Bu nedenle kaliteli peynir üretiminin arkasında bilimsel bilgi, yetişmiş peynir teknologları ve nitelikli mesleki eğitim bulunuyor.
İtalya'nın yüz milyonlarca dolarlık peynir stokunu banka teminatına dönüştürebilmesinin arkasında da yalnızca Parmigiano Reggiano'nun ünü değil, ürünün kalitesini tanımlayan, denetleyen ve ekonomik değerini koruyan sistem bulunuyor.
İtalya örneğinin belki de Türkiye açısından en önemli dersi burada yatıyor:
Kaliteli tarımsal ürünü değerli hale getirmek yetmiyor; o kaliteyi ölçen, koruyan, belgelendiren ve finans sisteminin güvenebileceği bir yapıya dönüştürmek gerekiyor.