Dünyada Tarım

Gübre krizi kapıda: İran gerilimi ve El Niño çiftçimizi nasıl etkileyecek?

Küresel tarım piyasalarında gübre maliyetleri açısından yeni bir risk başlığı öne çıkıyor. Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanabilecek arz ve lojistik sorunlarının azotlu gübre fiyatlarını yukarı çekebileceği belirtilirken, El Niño kaynaklı olası hava anomalileri de tarımsal üretim üzerindeki baskıyı artırabilir. Azotlu gübrede ithalata bağımlı Türkiye açısından ise iki gelişme de yakından takip ediliyor.

Abone Ol

Haber Merkezi / Dünya tarım piyasalarında üreticinin maliyetini ve ürün fiyatlarını doğrudan etkileyebilecek iki önemli risk aynı dönemde gündeme geldi.

Basra Körfezi'ndeki jeopolitik gerilim, küresel gübre üretimi ve ticareti açısından endişeleri artırırken, Pasifik Okyanusu'nda gelişebilecek El Niño koşulları da tarımsal üretimde verim kayıpları riskini beraberinde getiriyor.

İki riskin aynı dönemde güçlenmesi halinde tarım sektörü bir taraftan yüksek gübre maliyeti, diğer taraftan kuraklık, aşırı sıcaklık ve düzensiz yağışlar ile karşı karşıya kalabilir.

Hürmüz'deki gelişmeler neden gübre piyasasını ilgilendiriyor?

Basra Körfezi’ndeki çatışmalar ve yaklaşan El Niño, dünya gübre piyasasını sarsıyor. Bu gelişmeler sadece uzak ülkeleri değil, bizim tarlamızı, maliyetimizi ve hasadımızı da doğrudan ilgilendiriyor.

Azotlu gübre (üre başta olmak üzere) mısır, buğday ve pirinç için hayati. Ekim zamanında toprağa verilmezse verim düşer; sonradan atmak fayda etmez, hatta zarar verebilir. Küresel ürenin üçte birinden fazlası Basra Körfezi’nden geliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar ve tesis hasarları üretimi yavaşlatıyor, fiyatları yükseltiyor. Onarımlar 1-4 yıl, bazı doğal gaz tesisleri 3-5 yıl sürebilir. Bu süre boyunca gübre bulunabilirliği ve fiyatı belirsiz kalacak.

Türkiye de azotlu gübrede ithalata bağımlı. Fiyatlar yükselince çiftçi üç yoldan birini seçmek zorunda kalıyor:

Daha pahalı gübreyle üretimi sürdürmek,

Gübreyi azaltmak (verim kaybı riski),

Farklı ürüne yönelmek.

Yüksek maliyetli bölgelerde gübre kullanımını kısmak en yaygın tercih oluyor. Bu da arzı düşürüyor ve gıda fiyatlarını yukarı çekiyor.

Üstüne bir de El Niño geliyor. Pasifik’te ısınma, yağış düzenini bozuyor; kuraklık, sel ve aşırı sıcaklık riskini artırıyor. Özellikle tropikal ve gübre ithalatı yüksek ülkelerde (Hindistan, Brezilya gibi) verim kayıpları büyüyebilir. JPMorgan uzmanları, bu iki şokun birleşmesiyle 2027’nin ilk yarısına kadar gıda enflasyonunun yüzde 5’e çıkabileceğini, küresel gıda krizinin şekillendiğini uyarıyor. Risk pirinç, şeker, kahve ve kakaoda yoğunlaşıyor.

Bizim için ne anlama geliyor?

Gübre fiyatları ve bulunabilirliği ekim dönemlerini etkileyecek. Kış buğdayı, mısır ve diğer ürünlerde planlamayı şimdiden gözden geçirin. Yerel üreticilerle, kooperatiflerle ve alternatif girdilerle bağları güçlendirin. Maliyetleri kontrol altında tutmak ve verimi korumak için erken hareket şart.

Bu geçici bir dalga değil. Enerji şoku gübreyi, El Niño da verimi vurursa uzun süre baskı sürebilir. Gıda güvenliği ulusal güvenliktir. Hazırlıklı olan ayakta kalır.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }