Buğdaya verilen taban fiyat, Türkiye’nin üretim gücüne biçilen bedeldir!

Abone Ol

Bu yazım, çiftçilerimizin sesidir. Onların sesini duyurmaya çalıştım.

Enflasyonun asıl yakıtı para değil, geleceğe dair güvensizliktir. Dezenflasyonun asıl şartı ise toplumsal güvenin yeniden inşa edilmesidir.

Tarımda da en büyük sorunlardan biri geleceğe ve ilgili otoriteye dair güvensizliktir. Bu sorun çözülmeden başarının gelmesi de çok zordur.

Buğday taban fiyatı kararının tarımsal sürdürülebilirlik, üretici geliri ve gıda güvenliği üzerindeki etkilerine ilişkin kapsamlı bir değerlendirmeye yapmaya çalıştım.

Buğday taban fiyatının açıklanmasının ardından Türkiye'nin farklı bölgelerinden yükselen üretici değerlendirmeleri, sorunun yalnızca fiyat seviyesinden ibaret olmadığını açık biçimde ortaya koymuştur. Sahadan gelen ortak görüş; açıklanan fiyatların artan maliyetleri karşılamadığı, üreticinin gelirini koruyamadığı ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini tehlikeye attığı yönündedir.

Bugün yaşanan tartışma yalnızca buğday fiyatı tartışması değildir. Bu tartışma; üreticinin geleceğe olan güvenini, kırsal kalkınmayı, tarımsal bağımsızlığı ve Türkiye’nin gıda güvenliğini doğrudan ilgilendiren stratejik bir meseledir.

Üreticiler açısından temel sorun, alınan kararların sahadaki ekonomik gerçeklerden uzaklaşması ve tarım politikalarının üreticiyi ayakta tutacak gelir yapısını oluşturamamasıdır.

1. Maliyetlerle fiyatlar arasındaki uçurum derinleşiyor

Üreticilerin en güçlü itirazı, açıklanan fiyatların gerçek üretim maliyetlerini karşılamamasıdır.

Son yıllarda; mazot, gübre, tohum, zirai ilaç, sulama ve elektrik, işçilik, hasat, nakliye, tarla kirası, makine bakım ve yedek parça, finansman ve kredi maliyetleri çok yüksek oranlarda artmıştır.

Buna rağmen açıklanan fiyatlar, üreticinin üstlendiği maliyetleri ve riskleri karşılayacak düzeyde görülmemektedir.

Bugün birçok bölgede sorun düşük kar değil, üretimin zarar sınırına dayanmış olmasıdır. Çiftçi artık ne kadar kazanacağını değil, zarar edip etmeyeceğini hesaplamaktadır.

Bu durum, tarımsal üretimin ekonomik temelinin zayıfladığını göstermektedir.

2. Tarım yönetimi sahadan kopuyor

Üreticiler arasında yaygınlaşan görüş, tarım yönetiminin üretim sahasındaki gerçeklerle karar alma süreçleri arasındaki bağı giderek kaybettiği yönündedir.

Rekolte beklentileri ve yağış durumuna yapılan vurgu, birçok üretici tarafından eksik ve yetersiz bir değerlendirme olarak görülmektedir.

Çünkü

Yağış maliyetleri düşürmez,

Gübreyi ucuzlatmaz,

Mazotu bedava yapmaz,

Elektrik faturalarını azaltmaz,

Hastalık ve zararlı risklerini ortadan kaldırmaz,

Finansman yükünü hafifletmez.

Tarımsal üretim yalnızca verim hesabından ibaret değildir. Üretimin sürdürülebilirliği, çiftçinin gelir elde edip edemediğiyle ölçülür.

Sahadan yükselen eleştiriler, karar alma süreçlerinde üreticinin yaşadığı ekonomik baskının yeterince dikkate alınmadığını göstermektedir.

3. Tarım ve orman bakanlığına yönelik temel eleştiriler

Üretici değerlendirmeleri incelendiğinde eleştiriler belirli başlıklarda yoğunlaşmaktadır.

Üretici geliri ikinci plana itiliyor

Tarım politikalarında üretim miktarı ve rekolte ön plana çıkarılırken, üreticinin gelir düzeyi ve ekonomik sürdürülebilirliği yeterince korunamamaktadır.

Daha fazla üretim yapan ancak daha fazla borçlanan bir çiftçi modeli sürdürülebilir değildir.

Maliyet esaslı fiyatlandırma uygulanmıyor

Fiyat belirleme süreçlerinde üretim maliyetlerinin tam olarak yansıtılmadığı yönünde güçlü bir kanaat bulunmaktadır.

Üretici açısından fiyat politikalarının temel amacı, üretimin devamlılığını sağlayacak gelir seviyesini oluşturmak olmalıdır.

Güven erozyonu derinleşiyor

Tarım politikalarının başarısı açıklamalarla değil, çiftçinin ekonomik sonuçlarıyla ölçülür.

Üreticilerin önemli bir bölümü, tarım yönetiminin sahadaki sorunları yeterince göremediğini ve çözüm üretmekte yetersiz kaldığını düşünmektedir.

Bu durum, üretici ile kamu yönetimi arasındaki güven bağını zayıflatmaktadır.

4. Destekleme politikaları etkisini kaybediyor

Destekleme sistemine ilişkin eleştiriler şu noktalarda yoğunlaşmaktadır:

Desteklerin geç ödenmesi,

Enflasyon karşısında değer kaybetmesi,

Karmaşık yapısı nedeniyle etkinliğinin azalması,

Düşük fiyatların gerekçesi gibi sunulması,

Üretim planlamasına yeterli katkı sağlayamaması.

Üretici açısından destekler, düşük fiyatı telafi eden bir araç değil; üretimi güçlendiren ek bir unsur olmalıdır.

Mevcut yapı ise çiftçinin finansman sorununu çözmekte yetersiz kalmaktadır.

5. TMO'nun piyasa düzenleme gücü tartışılıyor

Toprak Mahsulleri Ofisinin üreticiyi koruyan ve piyasayı dengeleyen rolünü yeterince yerine getiremediği yönünde yaygın eleştiriler bulunmaktadır.

Öne çıkan sorunlar:

Uzayan ödeme süreçleri,

Alım süreçlerindeki bürokratik yük,

Üreticinin ürününü bekletememesi,

Serbest piyasada fiyat baskısı oluşması,

Çiftçinin pazarlık gücünün zayıflaması.

Sonuç olarak birçok üretici ürününü daha düşük fiyatlarla satmak zorunda kalmaktadır.

Bu durum açıklanan fiyat ile üreticinin eline geçen gerçek fiyat arasındaki farkı büyütmektedir.

6. Çiftçi borç sarmalına sürükleniyor

Tarım sektörünün en kritik yapısal sorunlarından biri artan borç yüküdür.

Üreticiler; bankalara, kooperatiflere, girdi tedarikçilerine, esnafa olan borçlarını hasat döneminde ödemek zorundadır.

Bu nedenle çiftçinin ürününü bekletme imkânı kalmamaktadır.

Finansman maliyetlerinin yükseldiği bir ortamda, gelir güvencesi sağlayamayan fiyat politikaları üreticinin ekonomik direncini daha da zayıflatmaktadır.

7. İthalat politikaları yerli üretimi gölgede bırakıyor

Üreticilerin önemli bir bölümü, ithalatın giderek kalıcı bir politika aracına dönüştüğü görüşündedir.

Bu yaklaşımın yol açtığı endişeler:

Yerli üreticinin korunamaması,

İç piyasada fiyat baskısı oluşması,

Üretim motivasyonunun azalması,

Stratejik ürünlerde dışa bağımlılığın artması.

Tarımsal bağımsızlığın temel şartı, yerli üreticinin güçlü ve kârlı şekilde üretime devam edebilmesidir.

Üretici zarar ederken ithalatın çözüm olarak görülmesi, uzun vadede Türkiye'nin gıda güvenliği açısından ciddi risk oluşturmaktadır.

8. Bölgesel farklılıklar dikkate alınmıyor

Türkiye'nin tarımsal üretim yapısı son derece çeşitlidir.

Ancak üreticiler, fiyat politikalarının;

Kıraç alanları,

Sulama sorunu yaşayan bölgeleri,

Düşük verimli arazileri,

Bölgesel maliyet farklılıklarını yeterince dikkate almadığını düşünmektedir.

Tek tip yaklaşım, özellikle dezavantajlı bölgelerde gelir kayıplarını artırmaktadır.

9. Tarımdan kopuş riski büyüyor

Üreticilerin en büyük kaygılarından biri gelecektir.

Sahadan gelen değerlendirmeler;

Ekim alanlarının daralabileceğini,

Küçük işletmelerin üretimden çekilebileceğini,

Genç nüfusun tarımdan uzaklaştığını,

Kırsal nüfus kaybının hızlandığını göstermektedir.

Bugün çiftçinin yaşadığı gelir sorunu, yarının üretim ve gıda arzı sorunu olma potansiyeli taşımaktadır.

Üretimden vazgeçen her çiftçi, yalnızca kendi işletmesini değil, ülkenin gıda güvenliğini de zayıflatmaktadır.

10. Stratejik sonuç ve çağrı

Buğday taban fiyatı tartışması, bir fiyat tartışmasının çok ötesine geçmiştir.

Ortaya çıkan tablo; üreticinin gelir kaybı yaşadığını, tarım yönetimine duyulan güvenin zayıfladığını ve üretimin sürdürülebilirliğine ilişkin kaygıların arttığını göstermektedir.

Tarım politikalarının temel amacı yalnızca üretim rakamlarını yükseltmek değil; üreticinin ayakta kalmasını, kazanç elde etmesini ve gelecek yıl yeniden üretim yapabilmesini sağlamak olmalıdır.

Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu yaklaşım;

Maliyet esaslı fiyatlandırma,

Zamanında ve etkili destekleme sistemi,

Güçlü piyasa düzenleme mekanizmaları,

Üretici gelirini koruyan yapısal reformlar,

İthalat yerine yerli üretimi önceleyen stratejiler,

Sahadaki gerçekleri merkeze alan tarım politikalarıdır.

Çiftçi kazanmazsa üretim azalır.

Üretim azalırsa dışa bağımlılık artar.

Dışa bağımlılık arttığında ise yalnızca çiftçi değil, tüketici, sanayi, ticaret ve ülkenin gıda güvenliği de zarar görür.

Bugün duyulmayan üretici sesi, yarının gıda krizinin habercisi olabilir.

Bu nedenle mesele yalnızca buğday fiyatı değildir. Türkiye'nin üretim kapasitesi, tarımsal bağımsızlığı ve geleceğidir.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }