Tokat'ta su yükselirken üreticinin yükü daha da ağırlaşıyor

Abone Ol

Tokat bir kez daha büyük bir afetle karşı karşıya.

Ancak bu kez mesele sadece yağışın fazlalığı değil; üretimin, emeğin, tarımın ve kırsal hayatın ağır bir yara almasıdır.

Son günlerde ilimizde etkili olan yoğun yağışlar, son 66 yılın en yüksek yağışları arasında yer aldı. Almus Barajı, Kelkit Çayı ve Kılıçkaya Barajı çevresinde artan su seviyesi, kapakların açılması ve dolu savaklardan suların akmaya başlamasıyla birlikte Tokat’ın birçok bölgesinde ciddi taşkınlar ve su baskınları yaşandı. Turhal, Almus, Pazar, Yeşilyurt, Sulusaray, Artova, Zile, Reşadiye, Niksar, Erbaa ve il merkezinde hem yağışlar hem de barajlardan tahliye edilen sular nedeniyle tarım alanları büyük zarar gördü.

Bugün itibarıyla 60 bin dekar alanda, 4 bin 251 çiftçimiz bu afetten etkilenmiş durumdadır. Buğday, mısır, kavak, yem bitkileri, arpa, bağ, yulaf, ayçiçeği, şeker pancarı, meyve, sebze ve kesme çiçek üretiminde ciddi kayıplar söz konusudur.

Üstelik zarar sadece tarlayla sınırlı değildir. 129 ahırda bulunan 4 bin 155 büyükbaş ve 881 küçükbaş hayvan tahliye edilmiş, 500 kovan su altında kalmıştır. Yani afet; ekili alanları, hayvancılığı ve arıcılığı aynı anda vuran çok yönlü bir yıkıma dönüşmüştür.

Tokatlı üretici zaten ayakta zor duruyordu. Geçen yıl zirai don ve dolu felaketleriyle ağır yara alan çiftçimiz, bu yıl sel ve taşkınla yeniden sarsılmıştır. Üretici açısından mesele artık sadece bir sezonluk kayıp değildir; üst üste gelen afetler nedeniyle dayanma gücünün tükenmesidir. Çiftçi borçla ekiyor, borçla gübre atıyor, borçla suluyor; şimdi ise emeğinin karşılığını almadan yeni bir yıkımla karşılaşıyor.

Üstelik risk tamamen ortadan kalkmış da değildir. Toprağın doygunluğu, su seviyelerindeki oynaklık ve yeni yağış ihtimali nedeniyle tehlike bazı bölgelerde sürmektedir. Buna bir de salgın hastalık riski eklenmektedir. Durgun sular, zarar gören altyapı ve bozulan yaşam koşulları hem insan sağlığı hem de tarımsal üretim açısından yeni tehditler doğurmaktadır.

Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi İlan Edilmeli

Tokat’ta yaşanan bu tablo, artık sıradan bir su baskını olarak değerlendirilemez. Tarımı, hayvancılığı, ticareti, köy yaşamını ve altyapıyı doğrudan etkileyen büyük çaplı bir afetten söz ediyoruz. Bu nedenle selden etkilenen bölgelerin ivedilikle “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” ilan edilmesi gerekmektedir.

Böyle bir karar; zarar tespit ve yardım süreçlerini hızlandıracak, çiftçimizin, köylümüzün ve vatandaşlarımızın yaralarının daha hızlı sarılmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda merkezi kaynakların bölgeye daha etkin aktarılmasının da yolunu açacaktır.

Sahada Mücadele Sürüyor

Bu zorlu süreçte sahada güçlü bir mücadele verilmiştir. Tokat Valimiz Abdullah Köklü, milletvekillerimiz, AFAD, DSİ, Turhal Belediye Başkanımız Mehmet Erdem Ural, ilçe belediye başkanlarımız, İl Özel İdare Genel Sekreterimiz Ahmet Kayhan, ilçe kaymakamlarımız, il ve ilçe tarım müdürlerimiz ile tüm kurum ve kuruluş çalışanları ilk andan itibaren sahada görev yapmaktadır.

Bu çabanın kıymeti büyüktür.

Şuan 11 ayrı noktada eksper tespit çalışmaları devam etmektedir. Ancak sadece tespit yapmak yetmez; zararın nasıl karşılanacağı da hızla netleşmelidir.

TARSİM’li de Var, TARSİM Dışı Kalan da Var

Şu an için sigortalılık oranının yaklaşık yüzde 32 seviyesinde olduğu ifade edilmektedir. Sigortası bulunan üreticilerimizin zararları TARSİM kapsamında karşılanacaktır. Bu kesim açısından işleyen bir mekanizma vardır.

Ancak asıl büyük sorun, TARSİM dışında kalan yaklaşık yüzde 70’lik üretici kesimidir. İşte asıl destek bu noktada hayati önem taşımaktadır. Geçen yıl dolu felaketinden zarar gören ve TARSİM dışında kalan üreticilere yardım yapılmıştı. Bugün de aynı anlayışla, sigorta kapsamı dışında kalan çiftçilerimizin mutlaka desteklenmesi gerekmektedir.

Çünkü afet sigortası olmayan üreticiyi kaderine terk etmek, tarımsal üretimin geleceğini tehlikeye atmaktır. Bu çiftçiye cansuyu verilmezse, bir sonraki sezonda ekim yapacak güç de bulamayacaktır.

Hasar tespitleri hızla tamamlanmalı; zarar gören çiftçiye doğrudan nakit destek sağlanmalıdır. Fide, tohum, gübre, mazot, ilaç ve işçilik giderleri için özel destek programları devreye alınmalıdır. Tarım Bağ-Kur borçları, zirai kredi borçları, Tarım Kredi Kooperatifi borçları, bankalara olan tarımsal kredi borçları ve icra takipleri ertelenmeli; özel sektöre olan girdi borçları konusunda da çiftçiyi rahatlatacak bir model geliştirilmelidir.

Şunu açıkça görmek zorundayız:

Tokatlı çiftçi toprağından koparsa, kaybeden yalnızca Tokat olmaz.
Kaybeden Türkiye olur.
Kaybeden üretim olur.
Kaybeden soframız olur.

Bugün Tokat’ın ihtiyacı; güçlü sözlerden çok güçlü destektir.

Hızlı karar, doğrudan yardım ve üreticiyi yeniden ayağa kaldıracak kararlı bir irade gerekmektedir.

Çünkü çiftçi yalnızca kendi tarlasını ekmez; memleketin yarınını da eker.

Tokatlı hemşehrilerimize bir kez daha geçmiş olsun diliyorum. Dileğimiz; bu zor günlerin dayanışmayla aşılması, zarar büyümeden gerekli adımların atılması ve Tokatlı üreticinin yeniden toprağına umutla dönebilmesidir.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }