Avrupa Birliği ve Avustralya arasında sekiz yıldır süren müzakereler nihayet imzayla sonuçlandı. Ancak ortaya çıkan tablo, her iki tarafın çiftçisini de isyan ettirdi. Avustralyalı üreticiler bekledikleri ticari kazanımı elde edemedikleri için "hayal kırıklığı" yaşarken; Avrupa çiftçisi ise et ve şeker kotaları üzerinden verilen tavizlere tepki gösteriyor.
"Tipik Bir Neo-Liberal Kafa Yapısı!"
Gelişmeleri değerlendiren Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, meselenin sadece bir anlaşmadan ibaret olmadığını, AB’nin kurumsal bir strateji olarak "tarımı feda ettiğini" vurguladı. Kahveci, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in yönetim anlayışını işaret ederek şu çarpıcı tespiti yaptı:
"AB’nin bu tutumu sadece Avustralya ile sınırlı değil. Mercosur, ABD, Çin, Hindistan ve hatta Rusya ile yürütülen tüm süreçlerde aynı senaryo devrede. Otomobil, teknoloji, ilaç ve sermaye esaslı unsurlar, tarımsal konularla trampa ediliyor. Bu, tipik bir neo-liberal kafa yapısıdır!"
Tarımsal Kayıplar, Sanayi Avantajına Dönüşüyor
Kahveci’ye göre AB yönetimi, sanayi devlerinin kar marjlarını artırmak ve küresel pazarda teknolojik üstünlük kurmak için tarımı bir "pazarlık pulu" olarak masaya sürüyor. Tarımsal kayıpların, sermaye odaklı sektörlerden avantaj elde etmek amacıyla bilinçli bir tercih olduğunu belirten Kahveci; "Tarım üzerinden adı geçen bu ticari alanlardan avantaj elde etmeye çalışıyorlar. Üreticinin emeği, sermaye odaklı unsurlarla takas ediliyor" ifadelerini kullandı.
"Geleceğin Gıda Güvenliği Rehin Veriliyor"
Anlaşmanın her iki tarafın çiftçisini de memnun etmemesinin tesadüf olmadığını belirten Kahveci, bu tür "trampa" mantığının uzun vadede gıda güvenliğini tehdit edeceğini savundu. Tarımsal üretimin stratejik değerinin, sanayi ürünlerinin gölgesinde bırakılmasının bedelinin ağır olacağı uyarısında bulundu.