Tarımda kuşak değişimi için stratejik bir adım: Genç Çiftçi Akademisi

Abone Ol

Ülkemizde tarım ve hayvancılık uzun süredir sessiz ama derin bir yapısal sorunla karşı karşıya.

Üreticinin yaşı artıyor, genç nüfus kırsaldan uzaklaşıyor. Sahada gördüğümüz gerçek ise birçok bölgede aktif üretici yaş ortalaması 58–60 bandına dayanmış durumda. Bu tablo yalnızca bir demografi meselesi değil; gıda güvenliği, üretim sürekliliği ve kırsal hayatın geleceği açısından stratejik bir kırılma eşiğidir.

Bu çerçevede Tokat’ta hayata geçirilen Genç Çiftçi Akademisi, gençleri tarıma davet etme niyetini somutlaştıran, kıymetli bir model denemesi olarak öne çıkıyor. Tokat İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen program; 18–40 yaş arası gençleri eğitim, teknik rehberlik ve destek mekanizmalarıyla buluşturmayı amaçlıyor.

Program kapsamında;

-Bakanlık destekleme modelleri,

-TKDK IPARD hibeleri,

-Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP),

-Ziraat Bankası ve diğer finansman araçları,

-Örgütlenme ve kayıt sistemleri genç üreticilere detaylı şekilde aktarıldı.

Destek programları, hibe başlıkları, kredi imkanları ve kayıt–örgütlenme süreçlerinin tek çatı altında anlatılması; üretime girmeyi düşünen gençler için önemli bir başlangıç eşiği olabilir. Bu emeği ortaya koyan İl Müdürü Ömer Cebeci’nin şahsında il/ilçe teşkilatında görev yapan teknik kadrolara teşekkür etmek gerekir.

Fakat asıl mesele burada başlıyor: Eğitim, tek başına tarımda kalıcılık sağlamıyor. Genç bir insanın tarıma girmesi için “bilgi” kadar, hatta çoğu zaman daha fazla, gelir güveni gerekiyor. Çünkü tarımda gençler yalnızca üretimi değil; maliyeti, borcu, pazarı ve belirsizliği birlikte devralıyor.

Bugün destekler var ama çiftçinin büyük kısmı şunu söylüyor: “Destek var da, bana faydası yok.” Çünkü desteklerin önemli bir bölümü geç geliyor. Oysa çiftçinin desteğe ihtiyacı; hasat sonrası değil, ekerken, dikerken, biçerken—yani masrafın en yoğun olduğu anda. Girdi fiyatları peşin, ürün geliri ise aylar sonra. Aradaki boşluğu kredi kapatıyor; kredi ise faizle büyüyen bir yük.

Bir ikinci temel kırılma da fiyat belirsizliği: Çiftçi çoğu zaman ektiği ürünü kaça satacağını bilmiyor. Maliyet belli değil, fiyat belli değil, pazar belli değil… Bu belirsizlik, en tehlikeli sonuç olan umutsuzluğu besliyor. Gençler de bu tabloya bakınca “Bilgiyle yaparım” demekten önce “Bu işin sonu nereye varır?” diye soruyor.

Tokat’ta başlatılan Genç Çiftçi Akademisi, doğru tasarlanırsa ulusal ölçekte yaygınlaşabilecek bir başlangıç olabilir. Ancak bunun için programın; eğitimle sınırlı kalmayıp üretim sürecine dokunan, gençleri gerçekten üretimin içinde tutacak bir yapıya kavuşması şarttır. Bu doğrultuda:

-Destekler zamanında, üretim döneminde ödenmeli,

-Gençlere özel mentorluk ve sahada uygulama mekanizması kurulmalı,

-En kritik olarak, üreticiye öngörülebilir fiyat ve pazar güvencesi sağlayacak alım/sözleşme modelleri güçlendirilmelidir.

Tarımda kuşak değişimi bir tercih değil, zorunluluktur. Gençlerin toprağa dönmesi için romantik çağrılardan çok; zamanında destek, öngörülebilir gelir ve güven gerekir. Tokat’taki bu adımın değerini artıracak olan da tam olarak budur.

Türkiye’nin gıda güvenliği, kırsal istihdamı ve üretim kapasitesi gençlerin tarıma katılımıyla güçlenecektir. Tokat’ta atılan bu adımın hem ilimize hem ülke tarımına somut katkılar sunmasını diliyor; İl Tarım ve Orman Müdürü Ömer Cebeci’nin şahsında emeği geçen tüm teknik kadroya teşekkür ediyorum.

Tarımda gelecek, yalnızca toprağı sürmekle değil; gençlere o toprağın üzerinde kalıcı bir hayat kurma imkânı sunmakla inşa edilir. Tarımın geleceği gençlerin emeğinde, bilincinde ve cesaretindedir.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }