Tarımda 92 milyar dolarlık çelişki! Dünya 6’ncısı Türkiye’de çiftçi neden kazanamıyor?

Abone Ol

****Çin Duvar Ördü, Yetiştiricilerimiz Fırsatı Kaçırıyor!

Çin’in 2026’da sığır etine getirdiği kota ve ek vergi, dünya piyasasını altüst etti.

Avustralya Temmuz ayında Çin’e yüzde 79 daha az et gönderdi. Sevkiyat 6 bin 458 tona düştü.

Brezilya’nın Çin’e ihracatı da neredeyse yarı yarıya azaldı. Buna rağmen et fiyatları yükseldi.

Avustralya ve Brezilya hemen ABD ile Japonya’ya yönelip kaybını telafi etti.

Tek pazara bağlı kalan zarar eder, hızlı hareket eden kazanır.

Biz ne yapıyoruz. İthal et ve hayvan için Paraguay gibi yeni pazarlar buluyoruz.

Tarım ve Orman Bakanlığı bu değişimi görmezden geliyor. Üreticiyi dünya pazarlarına hazırlamıyor. Yüksek yem maliyeti ve plansız politikalar yüzünden yetiştirici küresel fırsatı değerlendiremiyor.

Çözüm bir kez daha belirtelim. Damızlık ıslahı, yem desteği ve yeni ihracat pazarları ile güçlü bir ulusal sığır eti stratejisi hemen uygulanmalıdır.

****92 Milyar Dolarlık Masal! Çiftçi Kaybediyor, Tüketici Yoksullaşıyor.

Ülkemiz, sahip olduğu iklim çeşitliliği, verimli toprakları, genç nüfusu ve stratejik konumu sayesinde dünyanın en güçlü tarım ülkelerinden biri olabilecek potansiyele sahiptir. Ne var ki bugün ortaya çıkan tablo, bu potansiyelin yeterince değerlendirilemediğini açıkça göstermektedir.

Bakanlık, uzun yıllardır tarımsal üretim rakamlarını ön plana çıkararak bir başarı hikâyesi anlatmaktadır. Son olarak Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) verilerine dayanılarak Türkiye'nin 92 milyar dolarlık tarımsal üretim değeriyle dünyanın altıncı büyük tarım ekonomisi olduğu vurgulanmıştır. Yetkililer, bu rakamı büyük bir başarı olarak sunmaktadır.

Ancak burada gözden kaçırılan çok önemli bir gerçek vardır. Açıklanan rakam, çiftçinin cebine giren para değildir. Bu rakam, yalnızca toplam üretim değerini göstermektedir. Mazot, gübre, yem, ilaç, enerji, işçilik, kira, kredi faizi ve diğer giderler düşüldüğünde çiftçinin elinde kalan gelir, açıklanan rakamlardan çok daha düşük seviyelerde kalmaktadır.

Üretimin büyüklüğü ile üreticinin refahı konusunu karıştırmayalım. Ne kadar üretildiği önemlidir. Ancak ne kadar verimli üretildiği ve bu üretimin üreticiye ne kadar kazanç sağladığı da aynı şekilde önemlidir.

***Büyük Rakamlar, Büyük Sorunları Gizleyebilir mi?

Ülkemizin küresel tarımsal üretimdeki payı yaklaşık yüzde 1,8 düzeyindedir. Sahip olduğumuz toprak varlığı, iklim koşulları, su kaynakları ve üretim potansiyeli dikkate alındığında, bu oran bir başarıdan çok, kaçırılmış bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.

Üretici bir taraftan yüksek maliyetlerle mücadele ederken, diğer taraftan belirsizliklerle karşı karşıya kalmaktadır. Plansız üretim, yetersiz destekler, ithalata dayalı politikalar, parçalanmış araziler, su kaynaklarının verimsiz kullanımı ve denetim eksikliği, sektörün temel sorunları arasında yer almaktadır.

**Bakan Sayın İbrahim Yumaklı'nın açıkladığı rakamlar, sahadaki gerçeklerle örtüşmemektedir. Üretici giderek daha fazla borçlanırken, kırsal nüfus hızla azalırken ve gençler tarımdan uzaklaşırken, başarı hikâyeleri toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulmamaktadır.

OECD Verileri Alarm Veriyor!

OECD'nin Haziran 2026 verileri, Türkiye'nin gıda enflasyonunda açık ara ilk sırada bulunduğunu göstermektedir.

OECD ülkelerinde ortalama gıda enflasyonu yüzde 3,4 seviyesinde gerçekleşirken, Türkiye'de bu oran yüzde 35,4 olarak kaydedilmiştir. Kolombiya yüzde 6,8, Şili yüzde 4,2, Kanada yüzde 3,9 ve Japonya yüzde 3,6 seviyelerinde kalmıştır.

Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkelerde ise oranlar yüzde 2'nin altında seyretmiştir.

Bu tablo, sorunun yalnızca küresel gelişmelerden kaynaklanmadığını açıkça göstermektedir. Sorun, aynı zamanda üretim planlamasında, destekleme politikalarında ve tarımsal yönetim anlayışında yatmaktadır.

****Küresel Dünyada Değişime Uyum Sağlayamayanlar İlerleyemiyor!

Tarımda artık yalnızca büyük olmak yeterli değildir. Verimli, planlı, teknolojik ve örgütlü olmak da büyük önem taşımaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri bunun en önemli örneklerinden biridir. Son otuz yıl içinde yüz binden fazla süt işletmesi kapanmasına rağmen süt üretimi artmıştır. Bunun temel nedenleri arasında teknoloji kullanımı, ölçek ekonomisi, güçlü kooperatif yapıları ve profesyonel yönetim anlayışı bulunmaktadır.

Aynı ülke, üreticisini desteklemek için çok farklı uygulamaları da hayata geçirmektedir.

ABD Tarım Bakanlığı (USDA), yakın zamanda üreticilerden 32,5 milyon dolar değerinde portakal ve greyfurt satın alma kararı almıştır. Bu ürünler, gıda bankaları ve sosyal yardım kuruluşları aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacaktır.

Böylece hem çiftçi desteklenmekte hem de gıda israfı önlenmektedir.

Donald Trump'ın korumacı ticaret anlayışı ve küresel piyasalara yönelik sert müdahaleleri dünya tarım piyasalarında önemli dalgalanmalara neden olmuştur. Ancak ABD, bütün eksikliklerine rağmen, üreticisini koruyan güçlü kurumlara sahiptir.

Türkiye'de ise üretici çoğu zaman yalnız bırakılmaktadır.

****Tarım ve Orman Bakanlığı Nerede Hata Yapıyor?

Bakanlığın en büyük eksikliği, uzun vadeli bir tarım politikası oluşturamamasıdır.

Bakanlık, üreticinin maliyet yükünü hafifletmek yerine ithalatı bir çözüm aracı olarak görmektedir. Destekler yetersiz kalmakta, üretim planlaması istenilen düzeye ulaşamamakta ve denetim mekanizmaları etkili biçimde işletilememektedir.

Liyakat yerine bürokratik yaklaşımların öne çıkması da sorunları daha da derinleştirmektedir.

Tarım, masa başında hazırlanan raporlarla değil, tarlada, ahırda, merada ve serada kazanılan tecrübe ile yönetilir.

***Biz Neler Yapmalıyız?

Ülkemizin yeni bir tarım anlayışına ihtiyacı vardır.

Aslında yine aynı yere geldik.

*Kooperatifleşme güçlendirilmeden,

*Mera hayvancılığı desteklenmeden,

*Yem maliyetleri düşürülmeden,

*Üreticilerin markalaşması sağlanmadan,

*Dijital tarım uygulamaları yaygınlaştırılmadan,

*Gıda bankacılığı sistemi kurulmadan,

*Gençlerin kırsalda yaşamalarını teşvik edecek projeler hazırlanmadan,

* Üretim planlaması bilimsel verilere göre yapılmadan,

*İthalata dayalı politikalar terk edilmeden,

*Tarımsal destekler zamanında ve yeterli miktarda ödenmeden,

TARIM İLERİYE GİDEMEZ. GERÇEKÇİ OLMAK ZORUNDAYIZ.

**Ülkemizin sorunu üretim yetersizliği değildir. Asıl sorun, mevcut potansiyelin doğru yönetilememesidir.

Bugün artık rakamların büyüklüğünü değil, çiftçinin refahını, tüketicinin alım gücünü ve ülkenin gıda güvenliğini konuşmak zorundayız.

**Çünkü güçlü tarım; büyük rakamlardan, gösterişli açıklamalardan ve geçici çözümlerden değil, mutlu üreticilerden, bilinçli tüketicilerden ve akılcı politikalardan doğar.

**Aksi takdirde, bugün anlatılan başarı hikayeleri yarının acı gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }