Tarım Bakanlığı’nda yılların birikimi nasıl kayboldu? Çiftçinin ayağına giden sistem ne oldu?

Abone Ol

****Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubelerinden Kırsal Kalkınmada Kadın Dairesi’ne kadar tarımda sadece kurumları değil, yılların birikimi de mi kaybettik?

****Tarım ve Orman Bakanlığı’nda bir zamanlar çiftçinin ayağına giden, tarlada bilgi üreten, kadın üreticinin emeğini görünür kılan yapılar vardı. Çiftçi Eğitimi ve Yayım Şubeleri ile Kırsal Kalkınmada Kadın Dairesi Başkanlığı, yalnızca isim değildi. Devletin tarım politikasının merkezine çiftçiyi ve özellikle kadın çiftçiyi koyan kurumsal iradeydi. Bu yapıların zaman içinde küçültülmesi, dağıtılması ya da işlevlerinin zayıflatılması, tarımdaki bugünkü sorunların önemli nedenlerinden biri olarak ele alınmalıdır. Çünkü tarımda sorun yalnızca destek parası değildir. Çiftçinin yanında olan, tarlaya giden, dinleyen ve bilgi taşıyan güçlü bir kamu yayım sistemidir. Bu sistem zayıflayınca kurum hafızası da eridi.

****Bu birimlerde görev yapan yöneticilerin tarım, çiftçilik, kırsal kalkınma, sürdürülebilirlik, kadın çiftçiler konularında görevlerinin gerektirdiği bilgi ve saha deneyimine ne ölçüde sahip oldukları; “yayım” ile “yayın” arasındaki farkın dahi bazı uygulamalarda gözetilip gözetilmediği kamuoyunda tartışma konusu oldu.

Bazı yöneticilerin hem akademik hem de saha deneyimi açısından görevlerinin gerektirdiği yeterliliği taşımadığı, kendilerini geliştirme ve araştırma konusunda yetersiz kaldığı yönünde eleştiriler yapıldı.

Bazı atamalarda liyakat, mesleki deneyim ve uzmanlık ölçütlerinin ne ölçüde dikkate alındığı konusunda ciddi eleştiriler gündeme getiriliyor.

Bazı yöneticiler görev ve makamlarını kamu hizmetinin gereklerinin önüne koyduğu yönünde eleştiriler dile getirildi.

Bazı yöneticiler, kamuoyuna yansıyan çeşitli iddialar ve tartışmalarla gündeme geldi.

Bazı yöneticilerin eğitim ve mesleki geçmişlerinin, üstlendikleri görevleri uzmanlık alanlarıyla ne ölçüde örtüştüğü tartışma konusu olmuştur. Analitik bütçeyi, cari ve yatırım harcamalarını, yatırım projelerini hatta projeleri izleyemeyen değerlendiremeyen, bilmeyenler vardı.

Göreve getirilen bazı yöneticilerin sorumlu oldukları alanın temel kavramlarına, kurumun geçmişine ve saha gerçeklerine yeterince hâkim olmadıkları yönünde eleştiriler dile getirildi.

Bazı deneyimli ve uzman personelin farklı birimlere gönderilmesi kurum içindeki bilgi ve deneyim aktarımının zayıfladığı yönünde eleştirilere neden oldu. Çünkü bazı durumlarda makamın, kamu hizmeti üretmekten çok bir statü ve imkân alanına dönüştüğü izlenimi oluştu.

****Bu tablonun sonucu açıktır:

Ülke tarımı nereden nereye geldi?

Kurum hafızası neden kalmadı?

Bu birimlerden neden yararlanamadık, ekonomiye katma değer üretemedik, işlevsiz hâle geldik?

Peki, aynı liyakat ve kurum hafızası sorunu Bakanlığın diğer genel müdürlüklerinde de yaşandı mı?

Bunu ortaya koyacak kapsamlı bir kurum içi değerlendirme yapıldı mı?

Liyakatten uzak atamalar tek bir birimle sınırlı kalmaz; kurumsal yapıya yayıldığında zamanla diğer birimleri de zayıflatabilir.

****Bu konularda daire başkanı ya da yönetici olmak için nasıl bir eğitim gerekir? Tecrübeli kırsal kalkınmacı kimdir, özellikleri nelerdir?

****Gerçek bir daire başkanı, yalnızca diploma sahibi değildir. Hem mektepli, hem alaylı, hem teoriyi hem sahayı bilen kişidir. Tarım, tarım ekonomisi, kırsal kalkınma, tarımsal yayım, toplumsal cinsiyet ve kırsal sosyoloji alanlarında formal eğitim almış olmalıdır.

Bunun üzerine yıllarca tarlada, köyde,

Üreticiyle omuz omuza çalışmış,

Yayım yöntemlerini uygulamış,

Proje hazırlamış, bütçe yönetmiş, analitik bütçeyi okumuş, cari ve yatırım harcamalarını ayırt etmiş olmalıdır.

Sürdürülebilirlik, kadın çiftçinin emeği, yerel bilgi ile bilimsel bilginin birleşimi gibi konularda derinleşmiş olmalıdır. Eli ayağı toprağa değmiş, üreticinin dilinden anlayan, “yayımın” eğitim ve bilginin sahaya taşınması olduğunu, “yayının” ise basılı-yayınlanmış materyal olduğunu ayırt eden kişidir. Koltuk sevdası değil, iş sevdası olan; liyakati, ahlakı ve sorumluluğu öne koyan kişidir.

****Tecrübeli kırsal kalkınmacı, sahayı bilen, üreticiyi dinleyen, kadının emeğini görünür kılan, kurum hafızasını koruyan ve aktaran kişidir. Torpille değil, liyakat, deneyim ve mesleki birikim temelinde yükselir. Bilmediğini öğrenir, bildiğini paylaşır. Kurumsal bilgi ve deneyime sahip personeli dışlamak yerine, onların birikiminden yararlanır ve bu bilgiyi yeni kuşaklara aktarır. Makamı bir amaç değil, kamu hizmeti üretmenin bir aracı olarak görür.

****Geçmişte merkezde bu daire başkanlıklarında, taşrada ise Çiftçi Eğitim ve Yayım Şube Müdürlüklerinde çalışanlar, tarım ve kırsal alanlardaki gelişme çabalarının ne kadar sabır, uzun vadeli emek ve büyük özveri gerektiğini bilirlerdi. Köylerde hayatı iyileştirmenin ve üretimi artırmanın zor ama imkânsız olmadığının farkındaydılar. Kısacası kırsal kalkınma iğneyle kuyu kazmak gibidir. Asıl soru şudur: Bugün bu sabrı, birikimi ve saha deneyimini taşıyan kaç yönetici yetiştirebiliyoruz? Kaç yönetici vardır?

****Köy sosyolojisi olmadan kırsal kalkınma eksik kalır. Sosyolog, saha gerçeklerini okuyarak projelerin toplumla bağını güçlendirir ve sürdürülebilirliğe katkı sağlar.

****Yıkılan Kurumlar!

Çiftçi eğitimi ve yayım, başlı başına uzmanlaşmış bir taşra hizmeti olmaktan neden çıktı?

Neden “N” ile “M”, yani YAYIN ile YAYIM arasındaki farkı bile unuttuk?

Tarımda sorunların çözülememesinin bir nedeni de kurum hafızasının kaybolmasıdır. Bakanlığın geçmiş dönemlerinde, özellikle uzmanlık gerektiren görevlerde mesleki deneyim, kurum içi birikim ve liyakatin daha belirleyici olduğu bir yönetim anlayışının bulunduğu ifade edilmektedir. İşe yeni başlayan personel deneyimli çalışanlardan yararlanır, kurumsal bilgi aktarılır ve uygulamadaki tecrübeler yeni kuşaklara aktarılırdı. Liyakat ve kurumsal deneyimin yeterince dikkate alınmadığı atamalar arttıkça, kurum hafızasının da zayıfladığı görüldü. Bugün bazı karar ve uygulamalarda yeterli araştırma, inceleme ve istişarenin yapılıp yapılmadığı, yukarıdan gelen talimatların belirleyici olduğu yönünde eleştiriler bulunmaktadır. Kimin hancı, kimin yolcu olduğundan çok, kurumun hafızasının ve kamu hizmetinin geleceğinin ne olacağı önemlidir.

****Kamuya yeni giren bazı personelin, görev ve birim seçimlerinde kamu hizmeti gereklerinden çok kişisel kariyer ve imkânları öncelediği yönünde eleştiriler bulunmaktadır. Sınav sonrası mülakat süreçlerinin şeffaflığı ve liyakat ölçütleri uygulanması konusunda kamuoyunda zaman zaman soru işaretleri oluşmaktadır. Bazı uygulamalarda karar alma, denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarının yeterliliği tartışmaya açıktır.

****Ülkemiz tarımında Çiftçi Eğitimi ve Yayım ile ilgili Daire başkanlığı ve ilgili şubeleri ile Kırsal Kalkınmada Kadın Dairesi, çiftçiyi ve özellikle kadın çiftçiyi devletin tarım politikasının merkezine koyan önemli yapılardı. Bu yapıların zaman içinde küçültülmesi, yeniden yapılandırılması veya görev alanlarının değiştirilmesi, çiftçiye bilgi götüren, kadının emeğini görünür kılan kurumsal anlayışın zayıflaması anlamına geldi. Bugün tarımın en büyük sorunlarından biri yalnızca destek veya para değildir. Çiftçinin yanında olan, tarlaya giden, bilgi veren ve üreticiyi dinleyen güçlü bir kamu yayım sistemidir. Çiftçi Eğitimi ve Yayım Şubelerinin ayrı bir uzmanlık alanı olmaktan çıkarılması ve kadın çiftçiler için oluşturulan müstakil daire başkanlığının zaman içinde kaldırılması veya görev alanının değiştirilmesi, Bakanlığın ‘çiftçinin ayağına gitme’ anlayışının kurumsal olarak zayıfladığı yönündeki eleştirileri güçlendiren önemli örneklerdir.

****Tarım ve Orman Bakanlığı’na açıkça sormak gerekir. Kadın çiftçiyi ve çiftçi eğitimini güçlü kurumsal yapılarla destekleyen bu yapılar neden küçültüldü, yeniden yapılandırıldı veya görev alanları değiştirildi? Bugün yeniden kadın çiftçiyi güçlendirmekten söz ediyorsanız, önce geçmişte zayıflatılan bu kurumsal yapının neden zayıflatıldığını sorgulamak zorundasınız.

****Rahmetli Işılay Saygın, 1996-1997 yıllarında kadınlardan sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yapıyordu. Kadınların yalnızca konuşulması gereken bir toplumsal kesim değil, ülkenin kalkınmasında söz ve emek sahibi olması gereken insanlar olduğunu savunan öncü kadın siyasetçilerden biriydi. Onun döneminde kırsal kadının ve kadın çiftçinin görünürlüğünün artması, kadınların toplumsal ve ekonomik hayattaki rolünün güçlendirilmesine yönelik politikaların gelişmesine önemli katkılar sundu.

****Bugün onun adını anarken en büyük saygı, yalnızca güzel söz söylemek değil; kadın çiftçinin emeğini yeniden tarım politikasının merkezine koymaktır. Işılay Saygın’ı rahmet ve saygıyla anıyorum. Onun bıraktığı miras bize şunu hatırlatıyor: Kadını güçlendirmeden kırsalı, kırsalı güçlendirmeden tarımı kalkındıramazsınız.

****Şunu da belirtmek istiyorum. Bir bilgi kirliliği de yapılanma ve yapılandırma konusunda var. Tarım ve Orman Bakanlığında yapılması gereken bilim ışığında yapılanma olmalı. Hâlbuki yıllardır yapılan yapılandırmadır.

****Liyakat yeniden güçlendirilmeden, kurum hafızası yeniden inşa edilmeden, yayımın gerçek anlamı hatırlanmadan, eli toprağa değmiş, hem mektepli hem alaylı yöneticiler yetiştirilmeden bu kurumsal erozyon sona ermez.

****Kurumlar sadece teşkilat şemalarından ibaret değildir; kurumların içinde biriken bilgi, deneyim ve insan kaynağı da kurumun hafızasıdır.

****Tarım, koltukla değil, bilgiyle, liyakatle, emekle ve sahayla büyür.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }