Süt sektöründe bugün asıl tartışılması gereken konu, yalnızca yeni tavsiye fiyatının ne olduğu değildir. Asıl mesele, maliyet ile açıklanan fiyat arasındaki mesafenin artık üreticiyi taşıyamayacak noktaya gelmiş olmasıdır.
TÜSEDAD, Nisan 2026 için 1 litre sıcak çiğ süt üretim maliyetini 28,35 TL olarak açıkladı. Ulusal Süt Konseyi ise 1 Mayıs 2026’dan itibaren geçerli olacak çiğ inek sütü tavsiye satış fiyatını 24,30 TL olarak belirledi.
Yani litre başına 4,05 TL’lik bir fark var. Bu fark, sadece iki ayrı hesabın farkı değil; üreticinin omzundaki yükün açık göstergesidir.
Üretici açısından bakıldığında tablo nettir: Maliyet önden koşuyor, tavsiye fiyatı arkadan geliyor. Ulusal Süt Konseyi’nin Mart 2026 maliyet tablosuna göre 1 litre çiğ sütün üretim maliyeti 21,79 TL’dir. Aynı tabloda karma yem 17,40 TL/kg, mısır silajı 4,79 TL/kg, yonca 14,96 TL/kg, saman ise 6,88 TL/kg olarak yer alıyor. Daha çarpıcı olan ise toplam giderlerin yüzde 62,1’inin yemden oluşmasıdır. Demek ki sütte kaderi belirleyen ana unsur hala yemdir; yem yükseldikçe süt üreticisinin ayakta kalması zorlaşmaktadır.
Kağıt üzerinde fiyatların arttığı söylenebilir.
Doğrudur, artıyor da.
Ulusal Süt Konseyi verilerine göre çiğ süt tavsiye fiyatı 1 Mayıs 2024’te 14,65 TL idi. Bu rakam 1 Ocak 2025’te 17,15 TL’ye, 1 Ağustos 2025’te 18,35 TL’ye, 1 Ekim 2025’te 19,60 TL’ye, 22 Ocak 2026’da 22,22 TL’ye ve 1 Mayıs 2026 itibarıyla 24,30 TL’ye yükseldi.
Ancak üretici için önemli olan sadece nominal artış değildir; o fiyatla ne kadar yem alabildiğidir.
İşte tam bu noktada süt/yem paritesi gerçeği karşımıza çıkıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin yayımladığı destek hariç parite verilerine göre oran, 2024 Mayıs’ta 1,36, Temmuz’da 1,38 iken; 2025 Haziran ve Temmuz aylarında 1,21’e kadar geriledi. 2026’da ise Ocak ayında 1,36 olan parite, Şubat’ta 1,33’e, Mart’ta 1,28’e düştü. Yani üretici sattığı 1 litre sütle giderek daha az yem alabiliyor. Süt fiyatı yükselse bile alım gücü aynı hızla artmıyor; çoğu zaman geriliyor.
Üstelik 1 Mayıs 2026 için açıklanan 24,30 TL, her koşulda üreticinin cebine eksiksiz giren bir rakam da değildir. Ulusal Süt Konseyi kararında, soğutma, nakliye ve diğer cari giderlerin üretici örgütü tarafından karşılanması halinde litre başına 1,80 TL ilave ödeme yapılacağı belirtiliyor. Ayrıca aynı kararda fiyatın Temmuz ayında yeniden değerlendirileceği ifade ediliyor. Yani bugün açıklanan rakam, sektöre uzun vadeli güven veren kalıcı bir istikrar değil; kısa vadeli bir denge arayışıdır.
Süt üreticisinin bugün ihtiyacı olan şey, geçici rahatlatıcılar değil; öngörülebilirliktir. Fiyat mekanizması maliyet artışlarını geriden takip ettikçe üretici önünü göremez. Yem maliyeti bu kadar baskınken, enerji ve finansman giderleri de üreticiyi zorlarken, yalnızca tavsiye fiyat açıklamak sorunu çözmeye yetmez. Üretimi sürdürülebilir kılacak olan; maliyet-fiyat dengesinin gerçekçi kurulması, desteklerin zamanında verilmesi ve üreticinin zarar etmeden üretime devam edebilmesidir.
Çünkü süt meselesi yalnızca süt değildir. Süt; damızlık hayvanın, buzağının, et arzının, kırsal üretimin ve gıda güvenliğinin temelidir. Bugün maliyetin altında ezilen süt üreticisi yarın ahırını boşaltırsa, bunun bedelini sadece çiftçi değil, bu ülkenin tamamı öder.
O yüzden meseleye tek cümleyle bakmak gerekir:
Üreticiyi yaşatmayan fiyat, fiyat değildir; ertelenmiş krizdir.