PANFEST'te pancarın geleceği konuşuldu: Peki pancarın sahibi kim?

Abone Ol

Tarım stratejik bir sektörse, tarımın da en stratejik ürünlerinden biri şeker pancarıdır.

Bugün özellikle Orta Anadolu ve Doğu Anadolu'dan pancarı çekin, birçok bölgede tarımsal üretim ciddi şekilde yara alır. Hangi çiftçiye sorsanız, “Pancar olmazsa üretime devam eder misin?” dediğinizde alacağınız cevap çoğunlukla “hayır” olacaktır.

Çünkü pancar sadece kendisi için ekilen bir ürün değildir. Münavebenin merkezindedir. Bugün birçok bölgede çiftçinin üretime devam etmesini sağlayan asıl ürün pancardır. Buğdayı bile çoğu zaman para kazanmak için değil, tarlayı dinlendirip yeniden pancar ekebilmek için ekiyor.

Pancar fabrikayı çalıştırıyor, nakliyeciye iş sağlıyor, hayvancılığa yem hammaddesi veriyor, kırsalda istihdam oluşturuyor.

Yani pancarı yalnızca ürettiği şeker üzerinden değerlendirirsek, bu ürünün ülke tarımı açısından gerçek değerinin önemli bir bölümünü gözden kaçırmış oluruz.

Peki böylesine stratejik bir ürünün karşı karşıya olduğu sorunlara kim sahip çıkıyor?

Asıl mesele burada başlıyor.

Pancarın elbette sahibi var. Çiftçisi var, kooperatifi var, fabrikaları var.

Ancak şeker sektöründe son yıllarda biriken sorunları bütüncül bir şekilde gündeme taşıyan ve çözüm için kamuoyu oluşturan güçlü bir kurumsal mekanizmanın varlığından söz etmek zor.

Nişasta bazlı şekerdeki denetim tartışmalarından kotasız ithal edilen yüksek yoğunluklu tatlandırıcılara, şeker fabrikalarında büyüyen stoklardan şeker fiyatlarının baskılanmasına ve fabrikaların maliyetinin altında satış yapmak zorunda kalmasına kadar sektörün önünde ciddi bir sorun yumağı bulunuyor.

Üstelik bugün fabrikaların yaşadığı bu sorunlar eğer bir çözüm bulunmazsa yarın doğrudan pancar çiftçisinin önüne çıkacak.

Kayseri Şeker'in çıkışları bunun için önemli

İşte bu noktada Kayseri Şeker'in ve Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay'ın son dönemde yaptığı çıkışları ayrıca değerlendirmek gerekiyor.

Çünkü Kayseri Şeker yalnızca kendi fabrikasının bilançosunu veya pancar alım fiyatını konuşmuyor. Şeker fiyatlarının neden baskılandığını, fabrikaların neden maliyetinin altında satış yapmak zorunda kaldığını, yüksek yoğunluklu tatlandırıcıların şeker piyasasına etkisini ve mevcut yapının sürdürülebilir olup olmadığını da tartışmaya açıyor.

PANFEST de tam olarak bu arayışın yeni bir platformu oldu.

Kayseri Şeker, Teknofest'ten esinlenerek düzenlediği PANFEST ile yalnızca bir pancar festivali yapmadı; pancarın ve şeker sektörünün konuşulmayan sorunlarını çiftçinin, bilim insanlarının, sektör temsilcilerinin, gazetecilerin ve siyasetin önünde tartışmaya açtı.

1-3 Eylül tarihleri arasında üç gün sürecek olan PANFEST'in ilk gününde gerçekleştirilen paneller bunun en somut göstergesiydi.

Bizim de panelist olarak katıldığımız ilk oturumda “Pancar Şekeri Üzerindeki Pazar Baskısı” konuşuldu.

İkinci oturumda ise Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Klinik Beslenme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kürşat Gündoğan ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Harsa, nişasta bazlı şekerler ile pancar şekeri arasındaki farkları bilimsel veriler ışığında ortaya koydu. Öneminden dolayı bunu ayrı bir başlıkta haberleştireceğiz.

Dolayısıyla PANFEST'i yalnızca çiftçinin gelip tarım makinelerini, tohum ve bitki koruma ürünlerini gördüğü bir festival olarak değerlendirmek eksik olur.

Kayseri Şeker, PANFEST'i pancarın geleceğinin tartışıldığı bir zemine dönüştürdü.

Bunun için de Kayseri Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay'a ve bu organizasyonda emeği geçen ekibine ayrıca teşekkür etmek gerekiyor.

Umarım PANFEST önümüzdeki yıllarda büyür ve yalnızca Kayseri'deki değil, Türkiye'nin dört bir yanındaki pancar çiftçilerinin, kooperatiflerin, şeker fabrikalarının, bilim insanlarının ve karar vericilerin buluştuğu ulusal bir pancar platformuna dönüşür.

PANFEST'i klasik tarım fuarından ayıran ne?

Kayseri Şeker'in ekim sahasında gerçekleştirilen PANFEST'in çiftçi açısından bence en önemli taraflarından biri deneme parselleriydi.

Farklı firmalara ait tohum çeşitleri aynı sahada ekilmiş. Çiftçi burada yalnızca bir firmanın standına gidip ürün kataloğuna bakmıyor; tohumu tarlada görüyor. Çeşitlerin gelişimini, verim potansiyelini ve kullanılan gübrelerin ürüne etkisini karşılaştırma imkanı buluyor.

Klasik tarım fuarlarında çiftçinin kolay kolay bulamayacağı önemli bir imkan bu.

PANFEST'in dikkat çekici bir başka tarafı da herhangi bir organizasyon şirketinden destek alınmadan, doğrudan şeker fabrikası ve kooperatif çalışanlarının emeğiyle kurulmuş olmasıydı.

Festivale davet edilmesine rağmen Türkşeker'den yönetici düzeyinde katılım olmazken, yerel yönetim ve siyaset ise PANFEST'e yoğun ilgi gösterdi.

Kayseri Valisi Gökmen Çiçek'in yanı sıra Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ile milletvekilleri Dursun Ataş, Bayar Özsoy ve Murat Cahit Cıngı programa katılarak PANFEST’e sahip çıktılar.

Hüseyin Akay sektöre önemli bir mesaj verdi

Kayseri Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay'ın PANFEST'teki konuşması da yalnız Kayseri Şeker'in durumunu anlatan bir konuşma olmadı.

Akay, ortaya koyduğu tablo ile aslında Türkiye'deki pancar şekeri fabrikalarının karşı karşıya bulunduğu temel sorunlara dikkat çekti.

Orta Anadolu'da çiftçiye sahip çıkmanın birinci yolunun şeker pancarı üretimine sahip çıkmaktan geçtiğini belirten Akay, şeker fiyatlarının baskılandığını ve fabrikaların maliyetlerinin altında şeker satmak zorunda kaldığını söyledi.

Ve bunun sürdürülebilir olmadığının altını çizdi.

Çarpıcı bir örnek verdi;

“Domatesin 45-50 lira, biberin 135 lira olduğu yerde pancardan elde edilen şekeri nasıl bir müşteri bulupta 40 liraya satabiliriz diye mücadele ediyoruz"

Akay'ın üzerinde durduğu bir başka önemli konu da yüksek yoğunluklu tatlandırıcıların kotasız ithalatının şeker piyasasına verdiği zarardı.

İşte Hüseyin Akay'ın bu çıkışını önemli kılan da burası.

Şeker fabrikasının sorunu yalnızca “şeker kaça satılıyor?” sorusu değildir.

Şeker neden stokta kalıyor?
Neden maliyetinin altında satılıyor?
Pancar şekeri hangi ürünlerle rekabet ediyor?
NBŞ piyasası ne kadar denetleniyor?
Yüksek yoğunluklu tatlandırıcıların gerçek pazar etkisi ne kadar?

Ve...

Bütün bunlar devam ederse birkaç yıl sonra pancar üreticisinin kotası ne olacak?

İşte bugün şeker sektörünün cevap araması gereken asıl sorular bunlar.

Şeker Kurulu yeniden kurulmalı

Bütün bunlardan dolayı benim PANFEST'te altını çizdiğim temel konu şuydu:

Türkiye'nin yeniden güçlü bir Şeker Kuruluna ihtiyacı var.

Bugün sektörün, sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale eden değil, pancardan şekere, NBŞ'den yüksek yoğunluklu tatlandırıcılara kadar piyasanın tamamını takip eden güçlü bir kurumsal yapıya ihtiyacı var.

Bunun için Şeker Kurulunun yeniden ihdas edilmesi artık nostaljik bir talep değil, sektör açısından bir zorunluluktur.

Kayseri Şeker'in PANFEST ile yaptığı da aslında önemli bir başlangıçtır: Pancarın sorunlarını, sorun çiftçinin tarlasına ulaşmadan konuşmaya açmaktır.

Hüseyin Akay'ın ve Kayseri Şeker'in bu meseleleri gündeme taşıması önemli. Ancak böylesine stratejik bir ürünün geleceğini savunmak yalnızca Kayseri Şeker'in omuzlarında bırakılamaz.

Pancara sahip çıkmak, sadece pancar fiyatına sahip çıkmak değildir. Pancar şekerinin pazarına da sahip çıkmaktır.

PANFEST’te bana göre verilen en önemli mesaj buydu.

Çünkü o pazar kaybedildiğinde sonunda kaybedilecek olan yalnızca şeker fabrikalarının karlılığı değil, çiftçinin pancar ekim kotası olacaktır.

Üretimi planlayıp pazarı plansız bırakamayız.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }