Orta Vadeli Programda tarıma büyük hedefler var. Burada çiftçimize soralım. Para nerede? Sonuç nerede?
****Tarım ve Orman Bakanlığının Bütçesi, 2026 Bütçe Kanununa göre Orta Vadeli Programda (OVP) yaklaşık %29 oranında düşmüştür. Bununda nedeni yatırımlarla ilgili harcama kalemi olan 07 Sermaye Transferleri Harcama Kaleminde %98 gibi büyük bir düşüş bulunmaktadır.
Çiftçilerin destekleme harcamalarının da içinde bulunduğu 05 Cari Harcamalar Bütçesi aynı kalmıştır. Bu durum Orta vadeli Programda çiftçilerimize yönelik tarımsal destekleme bütçesinde öngörülmemektedir. Acaba çiftçilerimiz neden unutuldu?
****2027-2029 Orta Vadeli Program açıklandı. Tarım için yapay zekadan yerli gübreye, hassas tarımdan su verimliliğine kadar çok sayıda doğru hedef var. Fakat çiftçinin asıl sorusu değişmedi: Bu hedeflerin parasını kim, ne zaman ve nasıl verecek?
****2027-2029 Orta Vadeli Program'da ülkemiz tarımı için önemli hedefler sıralanıyor. Gıda arz güvenliğinin güçlendirilmesi, tarımsal dayanıklılığın artırılması, yerli tohum ve hayvan genetik kaynaklarının geliştirilmesi, gübre ve bitki koruma ürünlerinde yerli kapasitenin artırılması, yapay zeka ve hassas tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması, sözleşmeli üretim, Organize Tarım Bölgeleri, su verimliliği ve iklim değişikliğine uyum.
Bunların tamamı doğru hedeflerdir.
Ancak çiftçimiz artık hedef değil, sonuç görmek istiyor.
****Rakamlar büyüyor, peki reel kaynak büyüyor mu?
Yeni OVP'ye göre Tarım ve Orman Bakanlığı'nın toplam ödenek tavanı:
2027: 382,991 milyar TL
2028: 448,274 milyar TL
2029: 494,673 milyar TL
İlk bakışta büyük bir artış görülüyor. Fakat tarım bütçesini yalnızca nominal rakamlarla değerlendirmek yanıltıcı olur.
Çünkü aynı dönemde OVP'nin yıl sonu TÜFE hedefi 2027 için %21, 2028 için %13,5, 2029 için %9.
Çiftçi açısından önemli olan bütçenin kaç milyar lira olduğu değil, bu paranın mazot, gübre, yem, ilaç, elektrik, sulama, işçilik ve finansman maliyetleri karşısında ne kadar satın alma gücü taşıdığıdır.
****242 Milyar Liralık cari transferin tamamı çiftçinin cebine girmiyor!
2027 yılı için Bakanlık bütçesinde 242,276 milyar TL cari transfer öngörülüyor.
Fakat burada çok önemli bir teknik gerçek var:
Cari transferlerin tamamı tarımsal destek değildir.
Dolayısıyla bu rakamın tamamını “çiftçiye ödenecek destek” diye açıklamak doğru değildir.
Asıl sorulması gereken şudur:
Doğrudan üreticiye gidecek tarımsal destek ne kadar?
Hangi ürün ne kadar desteklenecek?
Destek hangi tarihte ödenecek?
Destek, üretim maliyetinin yüzde kaçını karşılayacak?
Enflasyon karşısında desteğin reel değeri ne olacak?
Çiftçinin beklediği açıklama tam olarak budur.
****Sayın Bakan, çiftçiye hedef değil, öngörülebilirlik lazım!
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın önündeki en büyük sınav, OVP'deki hedefleri uygulamaya dönüştürmektir.
Çiftçi;
Ne ekeceğini, ne kadar maliyetle üreteceğini, ürününü kaça satacağını, desteğini ne zaman alacağını ve gelecek yıl üretime devam edip edemeyeceğini bilmek istiyor.
Tarım politikası yalnızca strateji belgesi, genelge ve basın açıklaması değildir.
Tarım politikası, hedef, kaynak, zamanında ödeme, uygulama, denetim ve sonuçtur.
Bu zincirin bir halkası eksik kalırsa, en güzel program bile tarlada karşılığını bulamaz.
****Yapay zeka güzel; ama çiftçinin önce suya, mazota ve kâra ihtiyacı var!
OVP'de yapay zeka, hassas tarım ve dijitalleşme hedeflerinin bulunması sevindiricidir.
Ülkemiz tarımının teknolojiye ihtiyacı vardır.
Fakat teknoloji, temel sorunların yerine konulamaz.
Kuraklık varsa üretim düşer.
Su yoksa teknoloji tek başına çözüm değildir.
Çiftçi zarar ediyorsa gençler köyden ayrılır.
Çiftçi para kazanamıyorsa üretim sürdürülemez.
Bu nedenle Türkiye'nin aynı anda iki tarımı çözmesi gerekiyor:
Bir yanda Tarım 5.0; diğer yanda hala mazot, gübre, su, kredi ve pazar sorunları yaşayan çiftçi.
Bakanlık, geleceğin teknolojisini bugünün üreticisinin temel sorunlarıyla birlikte ele almak zorundadır.
****Gıda güvenliği tarlada başlar!
Gıda enflasyonunu yalnızca markette denetleyerek kalıcı biçimde çözmek mümkün değildir.
Gıdanın fiyatı; tohumda, gübrede, mazotta, suda, yemde, elektrikte, işçilikte, finansmanda ve nihayet tarladaki verimde oluşmaya başlar.
Bu nedenle gıda güvenliği aynı zamanda üreticinin gelir güvenliğidir.
Çiftçi üretimden çekilirse, Türkiye'nin gıda güvenliği de zayıflar.
****Bakanlığa artık sonuçların hesabı sorulmalı!
2027-2029 döneminde Bakanlığın önüne çok önemli hedefler konulmuş durumda.
Şimdi kamuoyunun, Bakanlıktan her yıl şu rakamları istemesi gerekir:
Kaç çiftçinin geliri arttı?
Kaç hektar arazi yeniden üretime kazandırıldı?
Tarımsal ithalat ne kadar azaldı?
Gıda enflasyonu ne kadar geriledi?
Su kullanımında ne kadar tasarruf sağlandı?
Yerli gübre, tohum ve aşı üretiminde ne kadar ilerleme sağlandı?
Gençlerin tarımda kalması için ne yapıldı?
İşte gerçek başarı ölçüsü budur.
2027-2029 OVP'de tarım için doğru hedefler var.
Fakat Türkiye'nin artık doğru cümlelere değil, doğru uygulamalara ihtiyacı var.
Çiftçi strateji belgesiyle değil, kazandığı parayla tarlada kalır.
Gıda güvenliği basın açıklamasıyla değil, üretimle sağlanır.
Tarım bütçesi de yalnızca rakamın büyüklüğüyle değil, çiftçinin tarlasına ne kadar gerçek değer olarak döndüğü ile ölçülür.
Tarım kağıt üzerinde büyümez. Tarlada büyür.
Çiftçiye zamanında ulaşmayan destek, bütçede rakam; tarlada ise çoğu zaman kayıp zamandır.