TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde düzenlenen World Grain and Pulses Forum (Küresel Hububat ve Bakliyat Forumu)'na konuşmacı olarak katıldı. Güldal, forumda küresel hububat piyasalarının mevcut durumu, arz güvenliği ve geleceğe yönelik riskler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasında küresel hububat arz güvenliğinin günümüzde stratejik bir zorunluluk haline geldiğini belirten Güldal; iklim değişikliği, aşırı hava olayları, jeopolitik riskler ve lojistik kırılganlıkların tarımsal üretim ve ticaret üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Küresel arz artıyor ancak kırılganlık sürüyor
Ahmet Güldal, son yirmi yılda küresel hububat arzında önemli bir artış yaşandığını belirterek, 2007–2008 döneminde yaklaşık 2 milyar ton seviyesinde olan küresel hububat arzının, 2025–2026 sezonunda ilk kez 3 milyar tonun üzerine çıkarak tarihi bir rekor kırdığını ifade etti.
Buna karşın iklim değişikliği, aşırı hava olayları, jeopolitik gelişmeler, lojistik aksaklıklar ve navlun maliyetlerindeki dalgalanmalar nedeniyle piyasalardaki kırılgan yapının devam ettiğini vurgulayan Güldal, bu unsurların sektör açısından artık “yeni normal” haline geldiğini söyledi.
Türkiye üretimde güçlü, iklim riski belirleyici
Türkiye’nin hububat üretim kapasitesine de değinen Güldal, 2023 yılında toplam hububat üretiminin 42 milyon tonun üzerine çıkarak rekor seviyeye ulaştığını hatırlattı. Normal koşullarda Türkiye’nin buğday ve arpada iç tüketimini karşılayabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade eden Güldal, son iki sezonda olumsuz iklim koşulları nedeniyle rekolte kayıpları yaşandığını ve bu nedenle ithalat takviyesine ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.
Bu süreçte TMO’nun temel önceliğinin arz güvenliğini sağlamak, piyasa istikrarını korumak ve belirsizlikleri yönetmek olduğunu vurgulayan Güldal, stokların ihtiyatlı ve öngörülü bir yaklaşımla güçlendirildiğini kaydetti.
Dahilde işleme rejimiyle küresel gıdaya katkı
Dahilde işleme rejimi kapsamında buğday ve mısırın ithal edilerek yüksek katma değerli mamul ürünlere dönüştürüldüğünü ve 160’tan fazla ülkeye ihracat yapıldığını belirten Güldal, Türkiye’nin 2005 yılından bu yana dünya un ihracatında birinci, makarna ihracatında ise ikinci sırada yer aldığını hatırlattı.
Güldal, “Türkiye yalnızca kendi gıda güvenliğini yöneten bir ülke değildir. Dahilde işleme rejimi sayesinde küresel ve bölgesel gıda arzına aktif katkı sunan bir üretim ve ticaret merkezidir.” ifadelerini kullandı.
Lisanslı depoculuk altyapısı güçleniyor
Türkiye’de lisanslı depoculuk altyapısının hızla geliştiğine dikkat çeken Güldal, lisanslı depo kapasitesinin 14 milyon tonun üzerine çıktığını ve bu kapasitenin ülke genelinde yayılmaya devam ettiğini söyledi. Bu altyapının ticaret hacmini desteklediğini ve lojistik maliyetleri düşürdüğünü belirten Güldal, TMO’nun sistemin dengeleyici ve düzenleyici aktörü olmayı sürdüreceğini ifade etti.
Forum programının ardından Gulfood 2026 Fuarını da ziyaret eden Güldal, küresel gıda ve içecek sektöründeki yeni ürün ve teknolojileri yerinde inceledi. Fuarda Türkiye’den katılan firmaların stantlarını ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi aldı.