Küresel gübre fırtınası başlıyor!

Abone Ol

Bugün çiftçimizin en önemli sorunu nedir? Yüksek maliyetler ve dip seviyedeki karlılıktır. Bu sorunu ve çözümlerini herkes biliyor, söylüyor ve yazıyor.

Neden çözümsüzlük havuzundan çıkılamıyor?

Çiftçimize küresel dünyadan haberlerin doğru zamanda ulaşması gerekiyor. İnternette tarımla ilgili haberleri takip eden az sayıda olsa çiftçilerimiz var. Ancak sorun çıkana kadar bekliyoruz. Sorun çıktıktan sonra kriz planları ile çözmeye çalışıyoruz. Bunun da ne kadar maliyetli olduğu ortadadır.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı söyleyemese de hükümete yakın isimler sosyal medyada; “Tarım konusunda acil ve kesin çözümler bulmamız şarttır” diye açıklamalar yapmaktadırlar. Bu açıklamalar tarımı yönetenlerin sınıfta kaldıklarını göstermektedir.

Biliyorsunuz, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, ABD, İsrail ve İran Savaşı çıkmadan önce yazmıştım. İşgal ve savaş riski var ülkemizi özellikle tarımımızı nasıl etkileyeceğini hangi önlemler alınacağını yazmıştım. İlgili otorite okudu ama her zaman olduğu gibi bize bir şey olmaz mantığı ile hareket etti. Sonuçlarını beraber yaşıyoruz. Bedelini yoksullar ve çiftçiler ödüyor. Ödemeye de devam ediyor.

Gübre ile çok kötü sinyallere geliyor. Çiftçimizi, üreticimizi, tüketicimizi ve tarım paydaşlarını uyarmaya yetkilileri çözüm bulmaya devam edelim.

Dünya tarımında sessiz ama derin bir kıpırdanma var. Bunun farkında olmalıyız.

Endonezya kısa süre önce yaklaşık 250 bin ton üre gübresini ihraç etti.

Kimler öncelikle aldı?

Avustralya, Brezilya, Filipinler ve Hindistan başta geliyor.

Acaba bu sıradan bir ticaret anlaşması olabilir mi?

Kesinlikle hayır.… Ülkeler, gübreyi “stok kilitleme” yarışına girdi.

Neden? Çünkü Orta Doğu’daki gerilimler (özellikle İran kaynaklı çatışmalar) Hürmüz Boğazı’ndaki nakliye rotalarını riske atıyor, tedarik zincirini bozuyor ve gübre fiyatlarını zaten yukarı çekiyor.

Hindistan, dünyanın en büyük üre ithalatçısı olarak rekor bir hamle yaptı. Bu ülke 2,5 milyon ton üre ithal etmek için ihale açtı ve ton başına 935-959 dolar civarında teklifleri kabul etti. Bu rakam, sadece iki ay önceki 508-512 dolar seviyesindeydi. Neredeyse iki katı! Hindistan’ın yıllık üre ithalatının yaklaşık dörtte birini tek seferde güvence altına alması, küresel arzı daha da daraltacak. Fiyatları yukarı itecek. Diğer ülkeler de acele ediyor çünkü kıtlık vurmadan önce depolarını doldurmak istiyorlar.

Bu döngü nasıl işliyor. Aynı hayvancılıkta olduğu gibi. Süt fiyatları düşer, hayvanlar kesime gider, süt üretimi düşer, ithal hayvan gelir… Birileri köşe dönerken üreticimizi her zaman kaybeder…

Üre kıtlığı ve pahalılığı nedeniyle azotlu gübre kullanımı azalır veya pahalıya mal olur.

Düşük gübreleme nedeniyle özellikle buğday, mısır, pirinç, pamuk, ayçiçeği, sebze gibi azot açlığı çeken ürünlerde verim kaybı yaşanır.

Düşük verimden dolayı ürün miktarı azalır, maliyetler yükselir.

Yüksek olan gıda daha da artar. Bu nedenle enflasyon baskısı artar. Yüksek olan gıda enflasyonu daha artar. Özellikle ithalata bağımlı ülkelerde daha belirgin artış görülür.

İthalat lobisi her zaman olduğu gibi köşeyi döner. Üreticimiz ve halkımız bunun zorluğunu çeker. Ayrıca bunların nedeniymiş gibi vergi gibi faturayı da ödemek zorunda bırakılır.

Bunları yaşadık. Yaşıyoruz. Yaşamaya da devam edeceğiz. Atı alan Üsküdar’ı her zaman geçiyor.

Gıda krizi genellikle bir gecede patlamaz. Adım adım, gübreden tarlaya, tarladan sofraya sızar. Hindistan’da bu süreç zaten enflasyon sinyali veriyor. Bizde de benzer baskılar oluşabilir.

El Niño da Kapıda: İklim Şoku Ekleniyor

Aynı anda başka bir tehlike daha yükseliyor. Pasifik Okyanusu’nda El Niño oluşumu hızlandı. NINO3.4 indeksi +0.5°C’yi aştı ve yüzey altı suları ısınıyor. Güncel modeller:

-Nisan-Haziran arası %70 ihtimal,

-2026 boyunca %88-94 ihtimalle El Niño devam edecek,

-Güçlü El Niño riski belirgin..

Tarım açısından etkileri ağır olabilir:

-Güneydoğu Asya’da palm yağı üretiminde risk,

-Hindistan’da muson yağışlarında belirsizlik (kuraklık veya aşırı yağış),

-Küresel ölçekte verim dalgalanmaları,

-Soya yağı gibi yağ piyasalarında zaten fiyat yükselişi başladı.

Bu iklim şoku, mevcut gübre sıkışıklığıyla birleşince “mükemmel fırtına” oluşturuyor. Gıda enflasyonu baskısı artıyor, emtia piyasaları tepki veriyor.

FAO Uyarısı: Küçük Üreticiyi Koruyun

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Nisan 2026’da yayınladığı politika özetinde Orta Doğu çatışmasının gübre, yakıt ve gıda fiyat şoklarını vurguluyor. Sosyal koruma programlarının önemine dikkat çekiyor: Sübvansiyonlar genellikle büyük tüketicileri kayırırken, nakit transferleri en ihtiyaç sahibi küçük ölçekli çiftçilere doğrudan ulaşabiliyor. Küçük üreticiler hem tüketici hem de üretici olarak kritik rol oynuyor. FAO, yoksul ve savunmasız kesimlere öncelikli destek, hızlı kapsam genişletme ve uluslararası teknik/mali yardımla yerel sistemleri güçlendirme öneriyor.

Aşırı sıcak hava dalgaları da cabası: FAO ve WMO raporuna göre sıcaklıklar 30°C üzerine çıktığında birçok temel üründe (mısır, pirinç, buğday, soya) verim önemli ölçüde düşüyor. Her 1°C küresel ısınma, bu dört ana üründe ortalama %6 verim kaybına yol açabiliyor. Erken uyarı sistemleri ve risk yönetimi şart.

Acaba neler yapmalıyız?

Gübre planlaması ilk şarttır. Mevcut stoklarınızı gözden geçirin. Azotlu gübre (üre, Amonyum Nitrat, CAN) fiyatları küresel dalgalanmalardan etkilenecek. Toprak analizi yaptırın, dengeli gübreleme yapın, organik maddeyi artırın, verimi düşürmeden tasarruf sağlayınız.

Ürün seçiminde dikkatli olmak gerekiyor. Kuraklığa ve sıcaklığa daha dayanıklı çeşitlere yönelmek önemlidir. Sulama imkanlarınızı güçlendirmek gerekiyor.

Maliyet kontrolü çok önemlidir. Gübre dışında mazot, tohum, ilaç maliyetleri de yükselebilir. Artık daha fazla kooperatifler ve birlikler üzerinden toplu alım avantajı değerlendirilmelidir.

Yakından takip yapılmalıdır. Küresel haberleri yakından izlenmelidir. Hindistan’ın ithalatı, El Niño gelişmeleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimler doğrudan etkilediği unutulmamalıdır.

Politika beklentisi içinde bulunun, ilgili otoriteyi uyarınız ve hükümetin gübre sübvansiyonu ve destek politikalarını yakından takip edin. Küçük aile işletmelerine yönelik nakit veya hedefli destekler daha etkili olabileceği unutulmamalıdır.

Bu süreç yeni başlıyor. Sinyaller giderek güçleniyor. Panik yok ama hazırlıklı olmak şart. Gübre pahalılaşırsa verimi korumak için daha akıllı tarım şart: Hassas tarım, damla sulama, toprak sağlığı, doğru dozaj.

Tarım, sadece bugünün değil, yarının da meselesidir. Soframızdaki ekmeğin, pilavın, sebzenin güvencesi tarladaki verimdir. Bu küresel dalgayı en az hasarla atlatmak için bilgiyle, planlamayla ve dayanışmayla hareket edelim.

****Şimdi soruyorsunuz değil mi?

***Para mı var!

*Gübre planlaması yapalım!!

*Ürün seçiminde dikkatli davranalım!!

*Sulama imkânlarınızı güçlendirelim!!

*Maliyet kontrolü yapalım!!

*Bu odalara, kooperatiflere ve birliklere nasıl güvenelim!!

****Belki sesinizi, odalar, kooperatifler, birlikler ve Tarım ve Orman Bakanlığı duyar. Akıllı Tarımsal Destekleme Politikasına geçerler. Akıllı Tarımsal Destekleme Bütçesi ile sorunları çözerler. Tarımsal desteklemelerin etki analizlerini yaparak paylaşırlar. Zihniyetler değişir. Bilim ışığında yapısal reformları gerçekleştirirler. Bilime ve kaliteli eğitime önem verirler. Liyakati öne çıkarırlar. Lobilerin, saltanatların yanında değil halkın, üreticinin yanında dururlar..

Şimdi soruyorsunuz değil mi?

Bugüne kadar olmadı. Bundan sonra olur mu?

Umutlu olmak gerekiyor. Sizler birleşirseniz ancak kuvvetli lobiniz ve politik gücünüz olabilir. Bu nedenle önünüze konan her sandıkta yani yapılacak her seçimde oyunuz daha çok önem kazanıyor.

Bunun yanında kurumlarda, öncelikle GÜVEN, şeffaflık, siyasal istikrar, güçlü sosyal uyum mutlaka sağlanmalıdır.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }