İngiltere Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı (DEFRA), dün gıda arz güvenliği ve ekonomi yönetimlerinde paradigma değişimine yol açacak tarihi bir reform paketini resmen ilan etti:
"Farming Roadmap 2050: Growing England's Future" (2050 Tarım Yol Haritası).
İngiliz tarımını karlı, verimli, sürdürülebilir ve dayanıklı hale getirmeyi amaçlayan yeni plan.
25 Yıllık Tarım Yol Haritası, İngiliz çiftçilerine ilk kez bir sonraki hasadın ötesinde bir gelecek için güvence sağlıyor.
Hükümet, bu ülkenin tarihinde ilk kez, bir sonraki hasattan sonraki tarımın geleceğine yönelik taahhütte bulunarak, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana İngiliz tarımı için en önemli anı işaret eden, yıllar süren belirsizliğe son veren dönüm noktası niteliğinde bir yol haritası yayınladı.
Çiftçiler, ülkenin gıdasının yaklaşık %65'ini üretiyor, İngiltere topraklarının %70'ini yönetiyor ve Kritik Ulusal Altyapı olarak kabul edilen 153 milyar sterlinlik tarım-gıda sektörünün temelini oluşturuyor.
Aşırı hava ve iklim koşullarının artan etkileriyle birlikte, Tarım Yol Haritası 2050: İngiltere'nin Geleceğini Yetiştirmek, çiftçilerin toprak sağlığının iyileştirilmesi ve su yönetimi gibi doğa tabanlı çözümler yoluyla nasıl uyum sağlayabileceklerini ortaya koyuyor.
Çiftçilerle ortaklaşa geliştirilen yol haritası, hükümetin uzun vadeli istikrarı nasıl sağlayacağını ortaya koyuyor.
Baroness Minette Batters'ın bağımsız “Tarım Karlılığı İncelemesine” hükümetin verdiği yanıtla desteklenen acil eylemler sayesinde, çiftçiler yatırım yapmak, yenilik yapmak ve büyümek için ihtiyaç duydukları araçlara, teknolojiye, becerilere ve tedarik zincirlerine daha iyi erişebilecekler.
Kooperatifler gibi işbirlikçi modeller çok daha büyük bir rol oynayacak; toplu satın almayı ve ortak yatırımı mümkün kılarak maliyetleri düşürecek, riski dağıtacak ve daha yüksek getiriler sağlayacaktır.
Bu duyuru, sadece bitkisel üretimi kapsayan geçici bir teşvik paketi ya da dar kapsamlı bir bütçe programı değildir. İngiliz ekonomi ve tarım bürokrasisi; bitkisel üretimi, hayvancılığı, su ürünlerini ve ormancılığı tek bir stratejik potada eriten İkinci
Dünya Savaşı’ndan bu yana en köklü ve bütüncül dönüşümü başlattığını duyurdu.
DEFRA STRATEJİ BELGESİNİN ÖZETİ VE ACİL EYLEM MADDELERİ
Bakanlık tarafından yayınlanan resmi yol haritası, tarımsal üretimin yapısal direncini artırmayı, sürdürülebilirliği yasal taban standart haline getirmeyi ve üretici karlılığını acilen yükseltmeyi hedefleyen şu somut adımları ortaya koymaktadır:
Üretim Altyapısı, Teknoloji ve Dayanıklılık
Maliyet Yönetimi: Yol haritası; çiftçilerin yeni teknoloji ve daha akıllı besin yönetimi yoluyla gübre gibi maliyetli girdilere olan bağımlılıklarını nasıl azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koymakta.
Doğa Tabanlı Uyum: Toprak sağlığının iyileştirilmesi ve su yönetimi gibi doğa tabanlı çözümlerle, aşırı hava koşullarının ve iklim değişikliğinin artan etkilerine uyum sağlanması hedeflenmekte.
Bürokratik Hafifleme ve Veri Kalitesi: Zamanla, idari yükleri azaltmak amacıyla birden fazla devlet hizmeti tek bir "Dijital Çiftçilik Hesabı" altında toplanacak. Ayrıca, üreticilerin özel pazarlara ve yeşil fonlara erişimini sağlamak için veri kalitesi ve standartları radikal şekilde iyileştirilecek.
Teşvik Sisteminde Yeni Dönem
Desteklerin Dönüşümü: Sürdürülebilirlik konusunda, Çevresel Arazi Yönetimi (ELM) planları daha odaklı ve daha hedef odaklı hale getirilecek.
Taban Standartların Yükselmesi: Sahadaki iyi uygulamalar zamanla standart uygulama haline gelirken ve bazı alanlarda düzenleyici hukuki standartlar yükseltilirken; devletin üreticiye sunduğu "azaltma ve dönüştürme ödemeleri" (geçiş destekleri) aşamalı olarak kaldırılacak.
Kamu Yararı Ödemeleri: Geçiş destekleri sıfırlanırken, habitat oluşturma gibi doğrudan makro kamu yararı sağlayan uzun vadeli ekolojik yatırımlar için devlet ödemeleri kesintisiz devam edecektir.
Tarımsal Karlılığı Artırmaya Yönelik Acil Önlemler
Yol haritası uzun vadeli yönü belirlerken, hükümetin Tarım Karlılığı İncelemesine (Farming Profitability Review) verdiği resmi yanıt, üreticinin ekonomik refahını şu andan itibaren iyileştirecek şu acil ve radikal önlemleri yansıtmaktadır:
Tedarik Zinciri Kalkanı: Tedarik zinciri adil ticaret düzenlemeleri, serbest piyasada en çok ezilen yumurta üreticilerine ve taze ürün (meyve-sebze) sektörüne de genişletilmektedir.
Kurumsal Devir (Tek Elden Piyasa Yönetimi): Gıda tedarik zincirinde adalete daha bütünleşik bir yaklaşımı desteklemek amacıyla, Gıda Ürünleri Kodu Hakemi (Groceries Code Adjudicator -GCA), İşletme ve Ticaret Bakanlığı'ndan alınarak doğrudan Defra'ya devredilmektedir.
Özel Sektör Yatırım Grubu: Sürdürülebilir tarıma ve teknolojik dönüşüme özel sektör yatırımlarını teşvik etmek amacıyla, görev ve sonuç odaklı özel bir uzmanlık grubu oluşturulmaktadır.
Uluslararası Ticaret: Brexit sonrası yaşanan ihracat sürtüşmelerini ve gümrük engellerini azaltmak için yeni bir İngiltere-AB Sıhhi ve Bitki Sağlığı (SPS) alanı kurulmaktadır.
SFI26 Teşviki: Bu ay itibarıyla, tüm uygun çiftçiler için yeni SFI26 (Sürdürülebilir Tarım Teşviki 2026) başvuru penceresi resmen açılmaktadır.
30 Milyon Sterlinlik Çiftçi İşbirliği Fonu: Bu yaz, çiftçi gruplarının işletmelerini büyütmelerine, ortaklıklar kurmalarına, toplu girdi tedarik etmelerine ve en iyi uygulamaları paylaşarak pazara karşı kolektif bir güç oluşturmalarına destek olmak amacıyla 30 milyon sterlinlik yeni Çiftçi İşbirliği Fonu devreye alınmaktadır.
İmar ve Planlama Reformu: Son dönemde yapılan geniş çaplı istişarelerin ardından, çiftçilerin ihtiyaç duyduğu modern altyapıyı (depolama, işleme, lojistik) daha iyi destekleyecek şekilde sistemi geliştirmeye yönelik öneriler de dahil olmak üzere, Ulusal Planlama Politikası Çerçevesinde (NPPF) radikal değişiklikler değerlendirilmektedir.
STRATEJİK DEĞERLENDİRME: GVA (Brüt Katma Değer; Gayri Safi katma Değer) İLLÜZYONUNA KARŞI ÇIFTÇI KARI VE TÜD (Tarımsal Üretim Değeri) ODAKLI DEVRİM
Resmi planda ilan edilen bu maddeler, tarım ekonomisinin en büyük metodolojik illüzyonlarından birini yıkması açısından tarihi birer devrim niteliğindedir:
Biyolojik üretimin ülke ekonomisindeki ağırlığının ölçülme biçimine getirilen bu resmi revizyonla açıkça kabul edilmiştir ki; bitkisel üretim, hayvancılık, ormancılık ve su ürünlerinin Gayri Safi Katma Değer (GVA) içindeki payını sadece üretim yerindeki birincil üretim faaliyetlerini veya çiftlik çıkış fiyatlarını kapsayan %0,6'lık tekil ve sığ bir oranla ifade etmek büyük bir yanılgıdır, ekonomik körlüktür.
Buradaki sığlık sadece oran düşüklüğü değil, hesaplama metodolojisinin ta kendisidir.
Klasik iktisatçıların körü körüne sarıldığı Brüt Katma Değer (GVA) formülü (GVA = Brüt Tarımsal Üretim Değeri - Ara Tüketim), sadece işletme giderlerini hesaba katar; oysa farmgate (çiftlik çıkışı) brüt değerini ve fiyatın öznesini belirleyen sabit giderleri (amortisman, arazi kirası, yapısal finansman maliyetleri) dışlar. Dolayısıyla makroekonomik bir "brüt katma değer" rakamı ülkenin kâğıt üzerindeki karı gibi görünse de sahada üretimi yapan çiftçinin gerçek kazancını yansıtmaz.
Yıllardır savunduğumuz gibi; bizi ülkenin kâğıt üzerindeki brüt katma değeri değil, doğrudan çiftçinin net karı ve Brüt Tarımsal Üretim Değeri (TÜD) ilgilendirir.
Çünkü TÜD içindeki fiyata gerek regülasyon kurumları gerekse zincir marketlerin tekelci piyasası doğrudan müdahale etmekte ve çiftçinin net kazancını yok etmektedir.
Defra, bu tarihi eylem planıyla tam olarak bu metodolojik çelişkiyi çözmektedir: Bir yandan zincirin işleme sanayisini, ambalajını, yem sektörünü, su ürünleri lojistiğini ve orman ürünleri endüstrisini içeren tüm "katma değer ağını" sisteme dahil ederek tarımın makro ağırlığını tescil etmekte; diğer yandan "Tarım Karlılığı İncelemesi" ile regülasyonların fiyat üzerindeki baskısını kırıp, TÜD ve sabit giderler dengesinde çiftçinin net karını güvence altına almaktadır.
Piyasa hakemliğini ve regülasyon mekanizmalarını (GCA gibi yapıları) ticaret bürokrasisinden sökerek tarım otoritesine devrederken; buradaki amaç fiyatı devlet eliyle belirlemek değil, fiyatı baskılayan tekelci zincir marketlerin haksız ticari uygulamalarını engellemek ve sözleşme hukukunu üretici lehine dengelemektir. Ülkemizde ise üretimi bir bakanlığa, o üretimin pazarını, hallerini ve kooperatiflerini başka bir bakanlığa bağlayan bu parçalı yapı, bizim kamusal tarım otoritesi yönetiminin ne kadar eksik olduğunun DEFRA tarafından teyit edilmesidir.
Regülatör kurum (GCA) fiyatın rakamını belirlemez; fiyatın hangi adil kurallarla, hangi şeffaf metodolojiyle ve hangi sözleşme hukuku çerçevesinde belirleneceğini hükme bağlar.
Yani devrim; devletin "Süt şu fiyattır" demesi değildir. Devrim; market zincirinin üreticiye "Malı senden alıyorum ama fiyatını 3 ay sonra canım ne isterse öyle belirleyeceğim, işine gelmiyorsa tarlada çürüsün" demesini, yani güç asimetrisini hukuken yasaklamasıdır. Sözleşmede fiyatın üretim maliyetlerine, yem/gübre endekslerine nasıl endeksleneceğinin kurallarını koymaktadır.
Bu kurallara süt ve domuz etinden sonra şimdi yumurta, taze meyve ve taze sebze de dahil edilmiştir.
Böylelikle, Kamu otoritesi artık sadece ulusal GVA'yı büyütmenin değil, çiftçinin elinde kalan net kazancı korumanın bir devlet görevi olduğunu resmen ilan etmiştir.
BİZİM POLİTİKAMIZ VE KARŞILAŞTIRMALI ANALİZ: YILLARDIR SAVUNDUĞUMUZ "ULUSAL TARIM MASTER PLANI" İNGİLTERE'DE NASIL HAYAT BULDU?
İngiltere Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı’nın (DEFRA) bugün açıkladığı bu tarihi strateji belgesi, benim/bizim yıllardır her platformda teorik altyapısını kurduğumuz, raporlaştırdığımız ve mücadelesini verdiğimiz "Ulusal Tarım Master Planı" metodolojisinin ta kendisidir.
İngiliz bürokrasisi; bitkisel üretimi, hayvancılığı, su ürünlerini ve ormancılığı birbirinden ayırmadan, tek bir bütün olarak rasyonel matrise oturtmuştur.
Aşağıdaki karşılaştırma tablosu, bizim vizyonumuz ile İngiltere’nin uygulamaya koyduğu modelin birebir doku uyumunu ve haklılığımızı ortaya koymaktadır:
Son Söz ve Siyasi/Politik Duruşumuz
İngiltere’nin attığı bu adım, bizim yıllardır meydanlarda, masalarda ve raporlarda haykırdığımız "Planlı, Veriye Dayalı, Bütünlüklü, Katma Değer Odaklı ve Tek Elden Yönetilen Tarım" vizyonunun küresel ölçekteki en büyük ispatıdır.
Tarım; bitkisel üretimiyle, hayvancılığıyla, su ürünleriyle ve ormancılığıyla bir ülkenin sırtındaki yük değil; doğru bir master planla yönetildiğinde ekonominin en stratejik, en karlı ve en dayanıklı kalesidir.
Gelişmiş ekonomiler, tarımsal üretimin tüm bileşenlerini tek bir ekosistem olarak görüp, pazar hakemliğini ve regülasyon mekanizmalarını ticaret bürokrasisinden sökerek tarım otoritesine devrederken; ülkemizde üretimi bir bakanlığa, o üretimin pazarını, hallerini ve kooperatiflerini başka bir bakanlığa bağlayan bu parçalı ve verimsiz yapıda ısrar etmenin ne denli büyük bir hata olduğu bugün Londra’dan tescillenmiştir.
Bizim politikamız nettir: Çözüm kurumsal bölünmüşlükte veya kontrolsüz ithalatta değildir; çözüm, kaynaktan rafa kadar uzanan tüm zinciri, meraları, halleri ve kooperatiflerini tek bir güçlü çatı altında birleştiren Ulusal Tarım Master Planı'ndadır!
Bütünlüklü yönetilen, bütünsel düşünülen, bütüncül projeler ile yol alan bir kamu otoritesi kaçınılmazdır.
Elzemdir.
Acildir.
Önceliklidir.
Liyakat fevaranları artık yetmez.
Yetemez.
Çünkü liyakati, layık kılacak mekanizmaları sorgulamayı bir kenara bıraksak bile tarım artık tarım meslek mensuplarının kendi iç mesleki yeterliliklerini bile aşkın bir küresel gerçekliğe oturmuş durumdadır.
Çağrı artık meritokrasi’dir.
Liyakatlilerin liyakat/ı/lisi.
Bu nedenle:
Tarım artık ve artık Tarım Bakanlığı meselesi değildir.
Tarım Bakanlığının Kamusal Otorite Olma Meselesidir.
Tarım Bakanlığı artık bir Savunma/Milli Güvenlik Meselesidir.
Ve
Bence, bana kalırsa;
Tarım Ülkemizin Geleceğindeki Yıldızdır.
Geleceğinin Yıldızıdır.