İngilizlerinki arazide bizimkiler sazlık mı?

Ergin Kahveci’den çarpıcı analiz: İngiltere topraklarını nasıl Koruyor, biz nerede hata yapıyoruz? Tarım arazilerini korumak, sadece imar kanunlarıyla değil, toprağın fiziksel ve kimyasal yapısını yasal bir zırha büründürmekle mümkündür. İngiltere’nin 1988’den bu yana uyguladığı sistem, toprağın mülk sahibi tarafından dahi bozulamaz bir "kamu varlığı" olduğunu kanıtlıyor.

Abone Ol

İngiltere topraklarını nasıl koruyor, biz ne yapıyoruz?

Veriler bize İngiltere’nin (Galler dahil) tarım topraklarını yani arazilerini “savunma hattı” gibi koruduğunu söylüyor.

Sınırları net, kararlı, veriler, haritalar ve ölçümlerle belirlenmiş savunma hattını aşıp I., II., III(a). Sınıf arazileri başka amaçlarla kullanmak neredeyse imkansız.

İğne deliğinden geçmek bile daha kolay.

Peki ya bizde?

Bakalım:

Toprakta Savunma Hattı:

İngiltere’nin 48 Yıllık Veri Devrimi ve Türkiye’nin "Ulusal Güvenlik" Manifestosu

Tarım arazilerini korumak, sadece imar kanunlarıyla değil, toprağın "genetik kodunu" (fiziksel ve kimyasal yapısını) yasal bir zırha büründürmekle mümkündür.

İngiltere'nin 1988 miladıyla kurduğu ve bugünkü verilerle (RDE118) başarısı tescillenen sistemi, toprağın neden "mülk sahibi tarafından dahi bozulamaz" bir kamu varlığı olduğunu kanıtlıyor.

1. Verilerle Karşılaştırmalı Analiz: "Ne Kadar" Değil, "Hangi" Toprak?

İngiltere’nin başarısının sırrı, veriyi sadece "ne kadar toprağımız var" diye tutmak değil, "hangi toprağı ne pahasına olursa olsun korumalıyız" stratejisine oturtmasında. Bu yaklaşım, Türkiye’nin AKKS (Arazi Kullanım Kabiliyeti Sınıfı) tablosu ile İngiltere’nin ALC (Tarımsal Arazi Sınıflandırılması) dağılımı kıyaslandığında, savunulması gereken "stratejik hattı" net bir şekilde ortaya koymaktadır.

İngiltere ve Türkiye Karşılaştırmalı Stratejik Arazi Tablosu

Arazi sınıflama kategorileri bizde 8 sınıf İngiltere’de ise 5 sınıf olarak tasnif ediliyor.

Tabloda sınıflamalar ve ülkesel payları yer alıyor.

2. Kentsel İşgal: İngiltere’de 1988 Öncesi ve Sonrası "Büyük Fark"

1988 öncesi yani ilk yasal düzenlemelerin devreye alınmadan öncesi kentsel alanlar genişletilirken ”toprağın kalitesine yani niteliğine” değil, “inşaatın kolaylığına” bakılıyordu.

İçinizden bir ses bunun size tanıdık olduğunu söylüyordur.

İngiltere’de Kentsel alanların (Urban) toplam payı %11,4'tür.

Ancak bu rakamın arkasındaki esas sır, koruma kalkanının “nitelikli kaybı” nasıl durdurduğudur.

1988 Öncesi (Vahşi Dönem): Kentsel büyüme, inşaat maliyeti düşük olduğu için en düz, en kurak ve en verimli (Grade-sınıf- 1-2) arazileri yuttu. Kaybedilen toprak, ülkenin en kaliteli "üretim motorları" idi.

Bu dönemde İngiltere’de kentleşme oranı %8 civarında idi. Kaybedilen ilk iki sınıf arazi miktarı ise %20’den fazlaydı. Ve geri dönüşümsüz olarak kaybedildi.

1988 Sonrası (Disiplinli Dönem): Şehirleşme durdurulmadı ancak bilinçli olarak 3b ve 4 toprak sınıflarına yönlendirildi. Sınıf 1 ve 2’den verilen taviz %2’nin altına indi. Yani ilk sınıf araziden kayıp 37 yılda sadece %2 oldu. Bu kayıplar için çoklu kontrol denetim, veto ve raporların aşılması gerekti. YHT, Savunma Sanayi, Alternatifsiz Enerji Geçişleri vb sebepler ile bu duvar ancak aşılabildi.

Bu durum, şehirleşmenin "niteliksiz toprağa" hapsedilmesi olarak okunmalıdır.

1988 sonrasında toprak “doğal sermaye” olarak kabul edildi ve ülkenin en stratejik doğal kaynağı olarak diğer talepler karşısında nitelikli üstünlüğe sahip oldu.

Özellikle 1,2,3a sınıfı araziler “ULUSAL GIDA GÜVENLİĞİ” için ayrılmıştır.

Bizim AKKS verimiz 1978 kaynaklı.

Zamanın Toprak Su teşkilatınca uzun emekli çalışmanın sonucu.

Yani yaklaşık 50 yıllık.

Tarım Bakanlığı her ne kadar da dijital/uydu kaynaklı teknolojiler ile güncellemeye çalışıyorsa da veri kaynağımız bu.

Biz daha ziyade tarımsal amaçlı kullanılmakta iken şimdilerde kullanılamayan arazilerin miktarını TÜİK verileri üzerinden alabilsek de asıl olarak kayıpların hangi AKK Sınıfından olduğu hakkında detaylı analitik bir veriye sahip değiliz.

Tahminler var.

Fakat son dönemde güncel olan Hobi Bahçeleri konusundaki tartışmalara katkı olması için olayı bu açıdan ele almak bile biz de senaryoyu ve mantığı anlamamıza yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.

Bu konuda daha önce paylaştıklarıma da bakabilirsiniz.

3. Hobi Bahçesi İstilası: "Yumuşak Rezerv" mi, "Geri Dönüşsüz Enkaz" mı?

İngiltere’nin %8,4’lük "Yumuşak" (tarım/üretim dışı-Non-agricultural) alan yönetimi, Türkiye’deki hobi bahçesi sorununa teknik bir cevap sunar:

İngiltere Modeli: Golf sahaları ve parklar, beton dökülmediği sürece bu alanlar "kayıp" sayılmaz; mevzuat bunları "kolayca tarıma döndürülebilir rezerv" sayar.

Ancak bu kadar basit değil elbette.

Beton ile bitmiyor.

Toprağın çok küçük dönüşümler ile yeniden tarım yapılması ya da tarımsal faaliyete açılabilir olması koşulu tam bir bariyer olarak orada duruyor. Yani ülke, bu arazileri “yedek akçe” olarak tutuyor. Zaten 1,2,3a bariyerini aşamıyor. Oralara yapılamıyor.

Bu durumda bu örnek bizim örneklerle yani hobi bahçeleri ile uyuyor mu?

Hobi Bahçesi Tuzağı: Türkiye’de hobi bahçesi adı altında toprağa dökülen her metreküp beton ve açılan yollar, toprağı "dinamik" yapıdan "ölü" yapıya geçirir. Bu bir "yumuşak kullanım" değil, verimli tarım arazisinin “betonla mühürlenerek (soil sealing)” kentsel sınıfa kaçak transferidir.

4. Karar Mekanizması:

"Sıralı Test" Gücü

İngiltere’de bir parselin kaderini bir siyasetçinin veya yatırımcının isteği değil, “Karar Akış Şeması” belirler:

Sequential Test (Sıralı Test): Eğer bir proje daha kalitesiz bir toprakta (Grade 3b) yapılabiliyorsa, verimli toprağın (Grade 1-3a) işgaline asla izin verilmez.

Bu sistem, toprağı mülk sahibi tarafından dahi eziyet edilemeyecek, canlı ve dinamik bir yapı olarak korur.

5. Ben: "Arazilerimiz Sınır Taşı Gibi Korunmalıdır"

Türkiye'deki AKKS verilerine göre toplam %24,5** olan 1. 2. ve 3. sınıf arazilerin ve 4. sınıf dikili arazilerin tamamı;

1. ULUSAL GIDA GÜVENLİK KAYNAĞI** olarak kayıt edilmelidir.

2. Hiçbir surette tarım dışı kullanılamayacağı kesinleştirilmelidir.

3. Tıpkı İngiltere’deki Sınıf 1-3a hattı gibi, “Sınır Taşı” gibi tavizsiz korunmalıdır.

İlk iki maddedeki politika önermesi yeni değil.

Bizi takip edenler bunun 2007’den beri politika metinlerinde yer aldığını bilir.

En son ise 2023 yılı metinlerinde yer almıştı.

Aradan 20 yıl geçmiş.

Ne sesimiz ne sözümüz duyulmuş.

Aksine varolan bariyerler nasıl aşılır konusunda ihtisas yapılmış.

İhtisası ile yer yer işin uzmanları ders olarak vermiş.

Çünkü bir mevzuatın bariyerini ancak o mevzuatı yazanlar, işin uzmanları daha kolay aşar.

Muhtemeldir ki; ilgili bakanlıkların her düzey teknik/idari personelinin bu amaçlı kullandıkları arazileri, hobi bahçeleri ve hatta hobi bahçesi süslü villa/konut tarzı yerleri vardır.

Tarım Bakanının yerinde olsam önce kendi dükkanıma bakarım.

Sosyal deney yapmış olurum.

Sonuç olarak; Tarım Bakanlığı, 70 bin kişilik teknik kadrosuyla hobi bahçesi kılıfıyla yapılan rant içerikli "fiziksel yıkıma" karşı durmalıdır. Betonla mühürlenen her karış toprak, 2050’nin iklim gıda güvenliği duvarımızda açılan geri dönüşsüz bir gediktir. İngiltere'de bu duvarın %98'i sapasağlam ayaktadır; bizim görevimiz de bu duvarı "hobi" diyerek kendi ellerimizle yıkmamaktır.

Barışçı çözüm kısmını daha önce yazmıştım.

Rezerv alan bariyerini sağlayanlar olursa ki; (çok çok az) tarımsal bedelini ve dönüşümünü garanti etmelidir.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }