Hürmüz krizinden Brezilya mucizesine: Tarımda sloganlar değil bilgi kazandıracak!

Hürmüz Boğazı’ndaki lojistik tıkanma küresel gıda güvenliğini nasıl tehdit ediyor? Brezilya tarımını kopyalanamaz kılan 5 büyük üstünlük ne? Aktivistlerin süt tartışmasına bilimsel cevaplar... Tarımın geleceğini sloganlar değil, sahada uygulanan bilgi belirleyecek.

Abone Ol

****Artık şunu öğrendik. Günümüz tarımı artık tek bir ülkede veya tek bir üründe yaşanan sorunlarla sınırlı değildir. Küresel olaylar, bir anda enerji fiyatlarından gübreye, lojistikten gıda güvenliğine kadar geniş bir zinciri tetikleyebiliyor.

****Hürmüz Boğazında neler oluyor?

Hürmüz Boğazı krizinin sadece petrol konusunda değil, çok daha büyük bir zincirleme etki yarattığını görüyoruz.

Büyük bir lojistik tıkanma söz konusudur. Boğazda yaklaşık 800 gemi sıkışmış durumdadır. Bu durum küresel ticaret akışını ciddi şekilde aksatıyor.

Enerji krizi tarımı vuruyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün ve doğalgazının önemli bir kısmının geçtiği kritik noktadır. Enerji fiyatları yükselince tarımda maliyetler arttı. Nakliye pahalandı. Üretim düştü.

Asıl kritik nokta ise gübre krizidir. Körfez bölgesi küresel gübre üretiminin büyük kısmını sağlıyor. Bu ürünlerin önemli bölümü Hürmüz’den geçiyor. Boğaz kapanınca gübre arzı azalıyor. Fiyatlar artıyor. Tarımsal verim düşüyor. Bu durum FAO’ya göre doğrudan küresel gıda sistemini tehdit ediyor.

Küresel gıda krizi riskini yaşamaya başladık. Daha az gübre kullanım ve daha pahalı enerji daha az üretime neden oluyor. Böylece gıda fiyatları artıyor. Fakir ülkelerde kıtlık riskinde artış söz konusudur. Böylece küresel eşitsizliğin büyümesine yol açılıyor.

Kısaca zincirleme etkileri görülmektedir.

Bu kriz sadece petrol krizi değildir. Aynı zamanda enerji, gübre, tarım ve lojistik birleşimiyle oluşan sistemik bir gıda krizidir.

Daha geniş anlamıyla, Hürmüz’den normalde:

Dünya petrolünün yaklaşık %20’si ve gübre ticaretinin yaklaşık %30’u geçer. Bu yüzden küçük bir kesinti bile küresel fiyatları hızla etkiler.

****Brezilya tarımının hiçbir ülkenin kopyalayamayacağı beş üstünlüğü!

*Birincisi: Aynı arazide aynı yılda iki ürün ekilir ve iki hasat yapılır. Brezilya soya tarlalarının yaklaşık %40'ı, soya hasadından hemen sonra mısırla yeniden ekiliyor. Mato Grosso'da, sulanan çiftlikler şimdi aynı hektarda yılda üç ürün yetiştiriyor.

*İkincisi: 6 ila 7 yılda olgunlaşan okaliptüs olayı var. ABD'nin Güneyi'ndeki çam (pinus) 22-40 yıl, Kanada ve İskandinavya'daki çam ise 60 ila 100 yıl alıyor.

*Üçüncüsü: Sığırlar temel olarak otla beslenir. Brezilya sığır etinin yaklaşık %78'i hala otlatma sistemlerinden geliyor. Amerika’da ise sığırların tamamı neredeyse tamamı son dönemde yoğun besi sistemlerinde yetiştiriliyor.

*Dördüncüsü: Şeker kamışından aynı öğütmede hem şeker hem de etanolü üretimi yapılır. Brezilya esnek tesisleri, hangi fiyatın daha yüksek olduğuna göre şeker ve etanol arasındaki çıktı oranını yani üretim oranını anında değiştirebiliyor.

*Beşincisi: Kahve, soya, sığır eti, selüloz ve portakal, hepsi aynı kıtasal kara parçasında yetiştiriliyor.

Brezilya, bu kategorilerin her birinde dünyanın en büyük üreticisi veya ihracatçısıdır.

Brezilya, adeta bir tarım medeniyeti gibi işliyor.

Bunu mümkün kılan üç unsur yani üç yapısal avantajı var. İklim, toprak ve Embrapa'daki onlarca yıllık ıslah ve araştırma çalışmalarıdır. Hiçbir diğer ülkenin kopyalamayacağı üç yapısal avantajdır.

Dünyanın “sessiz ekmek sepeti” devasa bir ölçekte çalışıyor.

****Süt tartışması değil, bilginin tartısı!

Sofraya bilgiyle oturalım. Sahada konuşalım.

Diyalog acaba slogan mı yoksa bilgi mi?

Aktivistlerin bazı sorularına cevap vermek istiyorum.

*Öncelikle aktivist kime denir? Aktivist: Toplumsal, çevresel veya politik bir konuda değişim yaratmak için aktif biçimde savunan ve harekete geçen kişidir.

*Aktivist; “Süt içmek bebek inekler içindir, insanlar için değil.”

Doğru başlangıç; her memelinin sütü yavrusu içindir. Ama tarım, biyolojik süreçleri yönetme işidir. Biz hayvanın refahını gözetir, beslemeyi dengeler, hijyeni sağlar, ürünü güvenli hale getiririz. Mesele, kimin için üretildiği kadar nasıl üretildiğidir.

*Aktivist: “Başka bir türün sütünü içen tek tür biziz.”

Çünkü başka hiçbir tür, üretimi planlamıyor. Fermantasyon yapmıyor. Yoğurt, kefir, peynir yapamıyor.… Bunlar kaliteli eğitim, bilgi, kültür ve teknolojidir. İnsan doğayı taklit etmiyor. Onu anlayıp dönüştürüyor.

*Aktivist: “Bu doğal değil.”

Doğallık tek başına ölçüt değildir. Doğallığı tek başına pusula yaparsanız yolunuzu şaşırırsınız. Aşılar, sulama, seracılık… Bunlar da doğada kendiliğinden yoktur. Ama açlığı ve hastalığı azaltıyor. Esas soru: güvenli mi, sürdürülebilir mi, faydalı mı?

*Aktivist: “Süt buzağılar içindir.”

Buğday da tohumunu çoğaltmak içindir. Biz onu una çevirir, ekmek yaparız. Zeytini sıkar, yağ çıkarırız. Tarımın özü bu: biyolojik potansiyeli insan beslenmesine uygun hâle getirmektir.

*Aktivist: Çoğu insan laktoz intoleransıdır.

Dünya geneline bakarsanız oranlar değişir. Anadolu ve Avrupa’nın önemli kısmında yetişkinlikte laktoz sindirimi yaygındır. Bu, uzun süreli tüketimin seçilim etkisiyle ilişkilidir. Ayrıca seçenek çok: yoğurt ve peynirde laktoz düşer. İsteyen süt içer, istemeyen alternatifini seçer. Seçenek var, dayatma yok.

*Aktivist: “Yine de tuhaf.”

Tuhaflık görecelidir. Ben doğru ve güvenilir veriyle konuşayım: doğru üretildiğinde süt; kaliteli protein, kalsiyum ve bazı vitaminler açısından yoğun bir gıdadır. Sorun varsa temizlik, hijyende aranmalıdır. Kalıntı söz konusu ise çözüm standardının düşük olması ile ilgilidir.

*Aktivist tartışmayı derinleştiriyordu. Zor sorular sormaya başladı. Biz yine de net cevaplar verelim.

*Aktivist: “Peki çevresel etki? Metan, su kullanımı, karbon ayak izi?”

Haklı başlıktı. Çözüm teknik: rasyon optimizasyonu, yem sindirilebilirliği, verimli genotipler, gübre yönetimi, biyogaz, mera ıslahı… Aynı litre sütü daha az kaynakla üretmek mümkün. Kötü örneği genellemek yerine iyi uygulamayı yaygınlaştırmalıyız.

*Aktivist: “Hayvan refahı?”

Refah, hem etik hem verim şartıdır. Konforlu barınak, temiz su, dengeli besleme, düzenli sağlık kontrolü… Stresli hayvan verim vermez. İyi işletme refahı sistemin merkezine koyar.

*Aktivist: “Antibiyotik ve kalıntı riski?”

Bilim burada devreye girer. Protokol nettir: tedavi edilen hayvanın sütü bekleme süresi boyunca ayrılır, kayıt tutulur, analiz yapılır. Denetim güçlü olmalı; kalıntı analizleri yapılır. Kurala uymayan sistem dışında kalmalıdır. Bilim burada çözüm üretir.

*Aktivist: “Bitkisel alternatifler varken neden süt?”

Alternatifler değerlidir. Ama kıyaslama adil olmalı: protein kalitesi, aminoasit dengesi, biyoyararlanım, işlenme derecesi… Her ürünün yeri var. Tek doğru yok; bilinçli tercih vardır. Kaliteli sağlıklı ve dengeli beslenmek önemlidir.

*Aktivist: “Peki küçük üretici?”

Kooperatif, soğuk zincir, eğitim ve finansmana erişim olmadan sürdürülebilirlik olmaz. Ölçekten bağımsız olarak, doğru yapan kazanmalıdır.

***Tarımcı olarak son sözüm nettir. Benim işim sloganla değil, doğru ve güvenilir veriyle konuşmaktır. İstemeyen süt içmez. Saygı duyarım. Ama ‘yanlış’ diyorsan, sahaya gel; rasyonu, refahı, hijyeni, denetimi birlikte konuşalım.

*Uçağa binmek doğal değil diye yürüyerek gitmiyorsak,

*Telefon doğal değil diye susmuyorsak,

*Gıdada da ölçümüz bilgi, güvenlik ve sürdürülebilirlik olmalıdır.

Süt tartışması bir evet ve hayır meselesi değildir. Üretim standardı, hayvan refahı, çevresel etki ve besin değeri meselesidir.

Tartışmayı sloganla değil, bilgiyle büyütmek çok önemlidir.

****Artık kıssadan hisse alalım.

Hürmüz’deki bir tıkanıklık Brezilya’daki verim modelini daha da değerli kılıyor.

Brezilya’daki yapısal başarılar ise bizim gibi ülkelerin nelere odaklamasını gösteriyor.

Süt tartışması da aynı gerçeği gösteriyor. Tarımda sloganlar yetmez, sahada uygulanabilir bilgi, bilim ve doğru yönetim şarttır.

Ülkemiz tarımının geleceği, küresel riskleri iyi okuyup, verimliliği ve sürdürülebilirliği artırmaktan geçiyor.

Konuşmaya değil, üretmeye ve çözmeye odaklanmamız gereken bir dönemdeyiz.

Artık, ülkemizde herkesin eğitim ve gelir düzeyi artsın. Çiftçimizin yüzü gülsün, tüketicimiz kaliteli ve sağlıklı gıdayla yeterince ulaşabilsin. İnsanımız mutlu olsun….

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }