ESK’NIN SIKIŞAN BREZİLYA BİLANÇOSU VE REGÜLASYONUN FİNANSAL SINIRLARI / ESK, canlı besilik dana ithalatını yoğunlukla Brezilya ve Uruguay gibi Güney Amerika ülkelerinden yapıyor.
Bir miktar Avustralya ithalatı olsa bile bu ithalat ağırlıkla damızlık hayvan ithalatı olarak yoğunlaşıyor.
Ülkemizde ise tartışmanın boyutunu ESK’nın tek yetkili ithalatçı olarak, hem çiftçi açısından hem de tüketici açısından oynadığı rol oluşturuyor.
Herkes bir yerinde tartışmaya katılsa da gözden kaçan bir gerçeklik var ki o da ESK’nın kurumsal/yasal ödevi.
ESK bu ödevin neresinde duruyor?
Gelin biraz bu noktayı veriler üzerinden analiz etmeye çalışalım:
Türkiye’nin kırmızı et krizine güya çözüm bulmak adına başlattığı 2026 yılı resmi besilik sığır ithalatı operasyonu, sadece Türk çiftçisinin ahırlarındaki hayvan sayısını değil, küresel lojistik şokların ve yerel maliyet artışlarının baskıladığı devasa bir finansal mekanizmayı da gün yüzüne çıkarıyor.
Bu makalede konuyu ithalatçısı olduğumuz Brezilya verileri üzerinden irdeleyeceğiz.
Fiyatlar, rakamlar, Brezilya’nın en büyük eyaletlerinden ve ithalatın kalbi olan Mato Grosso do Sul eyaletindeki pazar yerlerinden (leilão) alınan erkek dana fiyatlarının en yüksek ve en düşük değerleri ortası rakamından, diğer maliyetler ise güvendiğimiz ithalatçı firmaların çapraz sorgulama bilgilerinden alınmıştır. Bilgiler kendi saha ve ithalat operasyonel bilgilerimiz ile kontrol edilerek ve güvenilir bilgi, +- paylarını da hesaba katarak elde edilmiştir.
Amacım, %100 doğru rakamı bulmak değildir, zaten spesifik bir ithalat olmadıkça böyle bir kesinlikten bahsedilemez.
Amacım, ithalatın ülkedeki kurumsal ve ekonomik sonuçlarını belirlemek, şeffaflaştırmaktır.
TEMEL GÖSTERGELER VE SABİT FİNANSAL VERİLER (HAZİRAN 2026)
Analizde kullanılan para birimi dönüşümleri ve temel referans fiyatlar, 26 Haziran 2026 tarihi itibarıyla kesinleşmiş piyasa verilerine dayanmaktadır:
Döviz Kurları:
1 BRL (Brezilya Reali) = 0,192767 USD
1 USD (Amerikan Doları) = 46,6185 TL
1 BRL = 8,9865 TL (Çapraz Kur)
Canlı Hayvan Profili (1 Baş Besilik Erkek Dana):
Referans Ağırlık: 196 kg
Brezilya Canlı kg Fiyatı: 18,50 BRL
Brezilya Çiftlik Kapısı Toplam Baş Fiyatı: 196 kg x 18,50 BRL = 3.626,00 BRL
USD Karşılığı: 698,97 USD
TL Karşılığı: 32.584,93 TL
---
FOB ve CİF MALİYET HESABI
Mato Grosso do Sul eyaletindeki pazar yerlerinden alınan buzağıların gemiye bindirilmesi, okyanusu geçmesi ve Türkiye’deki çiftçiye teslim edilmesine kadar geçen süreçteki uluslararası lojistik, karantina ve navlun maliyet dökümü şu şekilde belirlenmiştir.
FOB Öncesi Operasyonel Masraflar (Brezilya İçi):
Çiftliklerden toplama nakliyesi, liman öncesi 21-28 günlük zorunlu ihraç karantinası süreci, yemleme, veteriner sertifikasyonu ve liman yükleme masraflarının toplamı (FOB farkı) baş başına 91,03 USD (4.243,68 TL) olarak hesaplandı.
Bu durumda; FOB Fiyatı (Gemiye Yüklenmiş Hali): 698,97 USD + 91,03 USD = 790,00 USD (36.828,61 TL)
Okyanus Navlunu ve Uluslararası Lojistik Yükü:
Brezilya- Türkiye arası canlı hayvan gemi nakliye bedeli (250 USD) + uluslararası sigorta bedeli (25 USD) + yolculuk esnasındaki yem ve altlık masrafları (35 USD) ile birlikte okyanus aşırı lojistik maliyeti baş başına 310,00 USD (14.451,74 TL) olarak alınmıştır.
Navlun hesabında, 0,77 m2/baş hayvan yükleme alanı, küçük ve küçük orta gemiler ile Brezilya’nın Villa do Conde-Taşucu Mersin limanları arası ortalama navlun bedeli esas alınmıştır.
Buna göre; CIF Liman Maliyeti:
790,00 USD (FOB) + 310,00 USD (Okyanus) = 1.100,00 USD (51.280,35 TL)
Yurtiçi liman çıkış, tahliye ve gide marjı:
Türkiye liman tahliyesi, gümrük işlemleri, iç nakliye, iç karantina ve sevk idari masrafları baş başına 1.500 TL ağırlıklı ortalama bir fiyat belirlenmiş olsa da piyasa hesap marjının kurum lehine esnetilmesi adına 2.000 TL olarak alınmıştır.
Bu durumda:
ESK Toplam Dağıtım Maliyeti: 51.280,35 TL + 2.000,00 TL = 53.280,35 TL / Baş
Şimdi bu hesaplamalara göre ESK’nın bu ithalattaki gelir gider analizini tahmin etmeye çalışalım.
ESK’NIN ÜRETİCİ ÖLÇEKLERİNE GÖRE KURUMSAL KAR HAVUZU HESABI
Et ve Süt Kurumu’nun 500.000 başlık toplam besilik sığır ithalat kotasının iki farklı üretici grubuna dağılımı ve artan maliyetler sonrası elde ettiği güncel brüt kâr havuzunun açık hesap dökümü:
A) 200 Baş ve Üstü İşletmeler (Büyük Çiftçi- Kotanın yüzde 78,4’ü)
Toplam Dağıtılacak Hayvan Sayısı: 392.000 baş
ESK Canlı Kilogram Satış Tarifesi: 420,00 TL / Canlı Kg
Baş Başına Üretici Faturası (196 kg için): 196 kg x 420 TL = 82.320,00 TL
Hayvan Başı Kurumsal Kâr: 82.320,00 TL – 53.280,35 TL = 29.039,65 TL
Büyük Üreticiden Toplanan Toplam Kâr Havuzu:
392.000 baş x 29.039,65 TL = 11.383.542.800,00 TL (Yaklaşık 11,38 Milyar TL)
B) 200 Baş Altı İşletmeler (Küçük Çiftçi- Kotanın yüzde 21,6’sı)
Toplam Dağıtılan Hayvan Sayısı: 108.000 baş
ESK Canlı Kilogram Satış Tarifesi: 310,00 TL / Canlı Kg
Baş Başına Üretici Faturası (196 kg için): 196 kg x 310 TL = 60.760,00 TL
Hayvan Başı Kurumsal Kâr: 60.760,00 TL- 53.280,35 TL = 7.479,65 TL
Küçük Üreticiden Elde Edilen Toplam Kâr: 108.000 baş x 7.479,65 TL = 807.802.200,00 TL (Yaklaşık 0,81 Milyar TL)
GENEL KURUMSAL BİLANÇO ÖZETİ:
ESK, 500 bin baş hayvanı çiftçilere teslim ederken toplamda 12.191.345.000,00 TL (12,19 Milyar TL) brüt operasyonel kârı havuzunda toplamaktadır.
Notlar: İthalatta canlı ağırlık genellikle 200 kg alt sınır üzerinden işlese de bize ulaşan Brezilya verilerinde en yakın yoğun satış verisi, 196 kg olduğu için hesaplamalar buna göre yapılmıştır. İthalatçılardan gelen 200 kg rakamları ile körele edildiğinde sapma durumunun ihmal edilebilir olduğu anlaşılmıştır.
FOB (Free On Board)- Gemide Teslim Satıcının, malı ihracat gümrük işlemlerini tamamlayarak alıcının belirlediği geminin güvertesine yüklemesiyle sorumluluğunun bittiği teslim şeklidir.
CIF (Cost, Insurance and Freight) - Maliyet, Sigorta ve Navlun Dahil Teslim Satıcının; mal bedeline ek olarak, ürünün alıcının ülkesindeki varış limanına ulaşması için gereken uluslararası deniz nakliyesini (navlun) ve taşıma sigortasını da kendisinin ödediği teslim şeklidir.
---
EKONOMİ-POLİTİK ANALİZ
Evet bilindiği üzere ESK bir İktisadi Devlet Teşekkülüdür.
Hatta hukuki statüsünü biraz daha netleştirmek gerekirse, 233 sayılı KHK (Kanun Hükmünde Kararname) kapsamında bir İktisadi Devlet Teşekkülü (İDT) olarak yapılanmıştır.
ESK’nın KİT yapısına dair özet detaylar şu şekildedir:
Sermayesinin Tamamı Devlete Aittir.
Kurumun tüm sermayesi Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından karşılanır.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili kuruluşudur.
Ticari Esaslara Göre Çalışır: Bir KİT (özellikle İDT) olduğu için, tıpkı özel bir şirket gibi piyasada alım-satım yapar, fabrikalar (kombinalar) işletir, ithalat gerçekleştirir ve kâr/zarar bilançosu tutar.
Görev Zararı (Sübvansiyon) Müessesesi: Kamu yararına, piyasayı regüle etmek amacıyla zararına alış ve satış yaparsa (örneğin ucuza et satıp piyasayı baskılamak gibi), oluşan bu açık kanunen Hazine tarafından “Görev Zararı” kapsamında kuruma geri ödenir.
Yani zararına et satışı yapıldığında belki piyasa algısı ucuz et oluyor ama aslında, hazine zararı üzerinden yine tüketicinin vergi yükü, düşük ücret, düşük hayat standartları, düşük kamu yatırımları olarak tüketiciye fazlasıyla geri dönüyor.
Peki kar edildiğinde, hazineye aktarılan bu karlar, paranın toplandığı çiftçiye ilave olarak, tüketiciye ilave refah olarak dönmüyorsa buradaki piyasa istikrarı, piyasanın ucuz tutulması neye yarıyor?
Neye hizmet ediyor?
Özetle:
ESK, devletin hayvancılık ve gıda sektöründeki ticari ve regülasyon odaklı en büyük kamu şirketidir (KİT).
Yukarıda detaylandırdığımız milyarlık “kâr havuzları” veya “zarar riskleri” de tamamen bu KİT bilançosu üzerinden yürümektedir.
Et ve Süt Kurumu Ana Statüsü’nün 1. Maddesi’nde kurumun asli görevi;
Madde 1.- …/Bakanlar Kurulu Kararı ile devletin genel hayvancılık politikası çerçevesinde, hayvancılık sektöründe düzenleyici ve destekleyici bir rol üstlenmesini temin etmek, piyasa ekonomisi kuralları içerisinde sektörde tam rekabet koşullarının tesisine katkıda bulunarak kârlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda kamu yararını da gözeterek faaliyetlerini sürdürmek…/
---
Teşekkülün amaç ve faaliyet konuları
MADDE 5 – (1) Teşekkülün temel amacı; hayvansal ürünler, et, süt ve balık piyasasında ekonomik gereklere uygun olarak, verimlilik ve kârlılık ilkeleri çerçevesinde, kamu yararını da gözeterek faaliyette bulunmak, sektörde tam rekabet koşullarının oluşmasına katkı sağlamaktır.
(2) KHK’nın 35 inci maddesine dayanarak (Değişik ibare: RG-1/5/2025-32887-C.K-9773/3 md.) Cumhurbaşkanı tarafından verilen görevler saklı kalmak kaydıyla, Teşekkül; gerektiğinde et, süt ve balık fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önleyecek tedbirlerin uygulanması veya sektörün desteklenmesi çerçevesinde işletmecilik gereklerinin dışında kalan ve Teşekküle ilave mali yük getirecek mahiyetteki görevleri (Değişik ibare: RG-1/5/2025-32887-C.K9773/3 md.) Hazine ve Maliye Bakanı ile Tarım ve Orman Bakanının teklifi üzerine çıkarılan Cumhurbaşkanı Kararları uyarınca tarımsal destekleme bütçesinden aktarılacak kaynak ile yerine getirir.
Ancak mevcut finansal mekanizma, yasal görev tanımı ile küresel pazar gerçekleri ve popülist baskıların yarattığı saha gerçekleri arasında ciddi bir tıkanmaya işaret etmektedir:
Tıkanmanın adı TERCİHLERDİR.
ESK, kurumsal olarak bu statü ve görev tanımları içerisinde;
NEYİ TERCİH EDECEK,
NEYİ TERCİH ETMELİ,
NEYİ TERCİH ETTİRECEKLER, ETTİRİYORLAR?
Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) (yukarıda açıklandığı gibi) bir Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) ve daha spesifik olarak bir İktisadi Devlet Teşekkülü (İDT) olması, onun çift başlı bir denetim ve yönetim matrisine tabi olmasına yol açıyor.
Bu durum hep ve yıllardır söylediğimiz gibi tarımsal üretimden verimliliğe; verimlilikten maliyete, maliyetten fiyata; fiyattan piyasadaki araz talep DENGESİNE, arz’ın aşırı elastikiyetine, onun üzerinden talep elastikiyetinin daralıp genişlemesine, olağan dışılığa, kısacası piyasanın DÜZENLENMESİNE/DÜZENLENEBİLİRLİĞİNE ve nihayetine EKONOMİK DENETİM/KONTROL mekanizmalarının işlevsizleşmesine kadar bir ZİNCİR YAPISAL SORUNLARIN KAYNAĞI OLARAK KARŞIMIZDA DURMAKTADIR.
Kurumun, KAMUSAL HAKEM ROLÜNÜ statü olarak sakatlamaktadır.
Tıkanmanın merkezi, yapısaldır.
Bu oldukça kapsamlı bir konu olduğu için burada bırakıyorum.
Çünkü tartışmayı sadece ESK üzerinden değil TMO ve ÇAYKUR üzerinden birlikte yapmak gerekiyor.
Takipçilerim bu tartışmayı 2016 yılından beri toplum, politika ve siyaset üzerinde yaptığımız hatırlayacaklardır.
Geri dönersek;
Kurumun sevk ve idaresi, 233 sayılı KHK ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri çerçevesinde Hazine ve Maliye Bakanlığı (HZM) ile Tarım ve Orman Bakanlığı (TOB) arasında hassas bir yasal dengeye oturtulmuştur.
Bu yönetim modelinde yetki dağılımı, “Parayı veren/Yöneten” ile “Sektörü işleten/Düzenleyen” ayrımına dayanır.
Görüldüğü üzere, yasal statü gereği kamusal rolleri ve ödevleri açısından kurumun işlevselliği ve DENGE’si makro düzeyde TARIMSAL REGÜLASYON’dur.
Çünkü:
ESK, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın “ilgili kuruluşu”dur.
Asıl ödevlendiği ve bağlı olduğu kamusal hizmet alanı, Tarım Sektörüdür.
Bu statü aynı şekilde, TOB Bakanına kurum üzerinde sektörel, politik ve operasyonel bir vesayet yetkisi verir.
Piyasa Regülasyon Yetkisi: Hayvan alım/kesim fiyatlarının belirlenmesi, üreticiye yapılacak destekleme modelleri, besilik sığır ithalat kotalarının dağıtımı ve iç piyasaya et arzı politikaları doğrudan TOB Bakanının onay ve talimatlarıyla yürütülür.
Sektörel Hedefler: TOB Bakanı, ESK’yı hükümetin milli tarım ve özelinde hayvancılık politikalarını hayata geçirmek için bir “enstrüman” olarak kullanır. Kurumun zarar edip etmemesinden ziyade, piyasada arz güvenliğinin sağlanması ve üreticinin korunması TOB Bakanının birincil önceliğidir.
Peki bu rol, görev, yetki ve ödevi yerine getirmek için kar/zarar dengesinde TOB Bakanının rolü ve tercihi, işlevin yani, REGÜLASYONUN gereğine göre mi olacaktır yoksa kar ederse HZMB ne der, zarar ederse ne der, görev zararımız yasal statü gereğince doğrudan karşılanır mı diye çekingen mi davranmak şeklinde mi olacaktır?
Gereği yerine gerekeni mi dert edecektir?
İşte ESK’nın yasal statüsünden gelen bu boşluk, dönüp dolaşıp güç ve TERCİH DENGESİ sorunsalı olarak karşımıza çıkıyor.
Hani diyeceksiniz ki;
Bir dakika.
Bu kurumun yönetim kurulu var.
Bu çok başlı, çok tercihli, çok renkli statü içinde bunu diyebilmek gerekse de mevcut koşullar içinde pek geçerli bir kamu önermesi olarak durmuyor.
O zaman geri dönüp soralım:
ESK tarım sektörü için yasal statüsünde yazılı rolü kendi karar mekanizmaları çerçevesinde oynayabiliyor mu?
Tarım Bakanı bu rolün neresinde duruyor?
Kurumsal rolü 2025 Yılında 10,7 milyar TL brüt kar, 8,485 milyar TL faaliyet karı (yani konumuzdaki içerik) 5,8 milyar TL gelir elde etmek midir, etmeli miydi?
Ve işin bam teli!
Bu kârlar, statü gereği doğrudan HZMB’na gelir olarak gidiyorsa;
Bu kârlar, ESK’ya ve Tarım Bakanlığına kalmıyorsa;
Bu kârlar, doğrudan çiftçilerden alındığı halde doğrudan çiftçilere gitmiyorsa;
Bu kârlar, kurumun enflasyon kırıcı, tüketici odaklı düşük fiyat politikası nedeniyle kurumsal olarak oluşan ithalat gelirlerinin bir kısmını yutuyorsa;
Bu karlar hazine üzerinden dönüp dolaşıp tüketicileri vuruyorsa, çiftçileri iki defa vuruyorsa;
Ve daha önemli yurtiçi kaynaklar üzerinden besicilik, hayvancılık yapma olanaklarını imkansızlaştırıyorsa;
Çiftçileri yerli üretimden caydırıyor ve içeride artık düzenlemez, toparlanamaz bir hayvancılık politikası çaresizliğine itiyorsa;
O halde;
Bu kârlar nereye gidiyor, ne işe yarıyor?
Bu kârlar, bile isteye mi yapılıyor?
Bu kârlar, bütçe gelirleri için mi yapılıyor?
Bu kârlar, çiftçi-tarım sektörü-ithalat üzerinden bilinçli bir kamu maliyesi düzeltme unsuru olarak mı görülüyor?
Bu kârların mantığı nedir?
Eğer mantığı regülasyon ise bana göre bu (ÇİFTÇİ İÇİN, TARIM SEKTÖRÜNÜN KORUNMASI, KOLLANMASI) REGÜLASYON değil, bu DENGELEME değil, bu DÜZENLEME değil, bu DENETLEME hiç değil.
Bu başka bir şey.
Ben POLİTİKA’daki karşılığını buldum.
Siz de SİYASETTEKİ karşılığını bulun.
Önce siz yazarsanız ben de yanıtını yazarım.
Böylelikle bu kârların bir mantığını anlamış oluruz.
İnşallah mantık hatası yapan ben olurum.
---
SONUÇ:
İTHALAT GEMİLERİNİN GÖLGESİNDE SÜRDÜRÜLEMEZ MODEL
Türkiye, çiftçisini ithal girdiler üzerinden değil (canlı hayvan dahil), yerli maliyet tabanı özellikleri içeren üretim modeli üzerinden koruyan gerçek ve bütünlüklü bir hayvancılık politikasına dönmediği müddetçe, regülasyon kurumlarımız ithalat gemilerinin gölgesinde kar odaklı yöntemler ile makro ekonominin açıklarını kapatmaya çalışan kamusal çarklardan biri olarak birer ticari işletmeye dönüşmekten kurtulamayacaktır.
Hal böyle olunca konuyu hep Tarım, Tarım Bakanlığı, ESK üzerinden değil biraz da elde edilen karı alıp kendi kaynakları için kullanan Hazine ve Maliye Bakanlığı üzerinden okumak lazım.
Enflasyon düşük olsun diyenler üzerinden okumak lazım.
Yurtiçi üretim ile uğraşıp yüksek maliyetli üretimin raftaki yansımalarıyla boğuşmak yerine ithalatın yağlı ballı kolaycılığı üzerinden hem ucuz maliyetli ithalat hem de hazine geliri kazanmak gibi çift taraflı ekonomik avantajlar mı tercih ediliyor buna bakmak lazım.
Görünen ile sonuç bağlantısını kurcalamak, şeffaflık aramak lazım.
Haydi buyurun lütfen...