Enerji krizi tarımı nasıl vuruyor?

Abone Ol

****Anadolu’da eski bir tekerlemeyi hatırlatmakta yarar görüyorum.

*Hasan Dağı arpalıktır, eğer saban yürürse,

Her derede bir değirmen, eğer suyu gelirse,

Her kümesten bir tavuk, eğer köylü verirse,

Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse!

*Bugün o “eğer”lerden en büyüğü enerji girdisidir.

Mazot akmazsa saban yürümez,

Gübre gelmezse verim olmaz,

Nakliye durursa tarladan sofra olmaz,

Hasan Dağı arpalık olsa ne yazar?

****Çiftçilerimize ve tarım paydaşlarına birkaç temel soruyla başlamak istiyorum:

**Ülkemizde mazot, gübre ve zirai ilaç gibi temel girdilerde arz sorunu var mı?

** Mevcut stoklar yeterli mi?

**Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’nın bu süreçteki önlemleri yeterli mi?

****Jeopolitik gelişmeler tarımı derinden etkiliyor. Küresel dünyada tarımı etkileyecek tüm olayları yakından takip ediyorum. Daha önce de uyardığım gibi (örneğin 27 Ocak 2025'te gübre piyasasının belirsizliği, 14 Haziran 2025'te İsrail-İran geriliminin tarıma yansımaları, 25 Haziran 2025'te mazot-gübre-buğday bağlantısı ve Hürmüz Boğazı riskleri üzerine yazılarımda), krizler önceden planlanmazsa maliyeti çok yüksek olur.

****Gıda üretimi için hayati olan gübre kıtlığı, küresel gıda güvenliğini tehdit ediyor. Savaş artık sadece cephede değil; üretimde, lojistikte ve market raflarında hissediliyor. Plastik hammaddesi polietilen daralması ambalaj sanayisini vuruyor; petrokimya bağımlılığı nedeniyle gıda ürünleri doğrudan etkileniyor.

**Son gelişmeler: İran'ın Güney Pars doğal gaz sahası ve Asaluyeh petrokimya tesisleri İsrail-ABD saldırılarında hedef alındı. Yangınlar ve kısmi üretim duruşları rapor edildi. İran misilleme olarak Körfez'deki rafineri ve tesisleri (SAMREF, Ras Laffan vb.) tehdit etti. Hürmüz Boğazı'nda tanker trafiği fiilen neredeyse tamamen durdu (Lloyd’s List ve Vortexa verilerine göre Mart başından beri geçişler %90'ın üzerinde azaldı, günlük 18-21 milyon varil normal geçiş büyük ölçüde kesildi). IEA kaynakları arz kaybını kısmi olarak doğruluyor; tarihin en büyük tek seferlik enerji şoklarından biri yaşanıyor.

****Neden bu kriz 1973 veya 2008'den daha tehlikeli görülüyor?

**1973 ambargosu günde yaklaşık 4 milyon varil kesintiyle fiyatları 4 kat artırmıştı.

**Bugün potansiyel kesinti daha büyük, yedek kapasite (Suudi Arabistan ve BAE yaklaşık 2-3 milyon varil/gün) sınırlı ve rafineriler doğrudan hedefte.

**Brent fiyatı 19 Mart 2026 itibarıyla 114-116 USD bandını aştı (günlük %5-8 artışlar görülüyor). Bazı analistler 150-200 USD'yi tartışıyor; hedge fon pozisyonları 2020'den beri en yüksek seviyede. 300 USD uç senaryo olarak konuşuluyor ama piyasa henüz o kadar uçmadı.

****Tarımcılar için anlamı nedir? Bu sorunun cevabını tekrar vereceğim. Hala kış uykusunda olan bazı tarım paydaşlarını uyandırmak istiyorum.

**Petrol ve doğal gaz türevleri tarımın temel girdileridir:

*Mazot: Ülkemizde tarım motorini (mazot) 72-75 TL/litre bandındadır (İstanbul yaklaşık 71.10 TL, Anadolu biraz düşük). Bu seviyeden %20-30 ek artış üretim maliyetlerini ciddi yükseltir. Traktör, sulama pompaları, hasat makineleri ve nakliye masrafları artar. Mazot kullanımını azaltan çiftçiler ekim alanlarını daraltır; özellikle buğday, mısır, pamuk gibi enerji yoğun ürünlerde verim düşer.

*Gübre: Üre hammaddesi doğalgaz, DAP ve diğerleri petrol türevlerine bağlı. Güney Pars vurulması arzı sıkıştırıyor. Türkiye'de Tarım Kredi Mart 2026: Üre yaklaşık 28.500-29.900 TL/ton, DAP yaklaşık 34.400-37.000 TL/ton (son zamlarla artış devam ediyor). Gübre atılmazsa verim %20-40 düşer, gıda arzı daralır.

*Nakliye ve lojistik: Hürmüz kapanması navlun ve sigorta primlerini katladı. İthal gübre, tohum, yem pahalılaşıyor. Döviz kuru artan enerji maliyetiyle tarım ürünleri ihracatı ve ithalatı zorlaşıyor.

*Zincirleme etki: Tarladan rafa maliyet artışı ekmek, süt, et, sebze-meyve fiyatlarını hızla yükseltir. Ülkemizde gıda enflasyonu zaten yüksek; bu krizle aylık %1-3 ek artış mümkün. Küresel buğday, mısır, soya fiyatları enerjiyle paralel artıyor.

****Çiftçiler için orta-uzun vadede risk nedir? Maliyetler artınca ekim alanı azalır, stoklar erir, arz kısıtlanır. Daha yüksek fiyatlar ve potansiyel kıtlık sinyalleri geliyor. Türkiye petrol, gaz ve gübrede dışa bağımlı; faturayı yine çiftçi ve tüketici öder.

****Ne yapılmalı konusunda çözüme odaklı görüşlerimi bir kez daha vereyim.

**Tarım ve Orman Bakanlığı acilen üretim ve ekim planlarını revize etmeli; hububat, yağlı tohumlar gibi stratejik ürünlerde öncelik belirlemeli.

**Mazot ve gübre stokları kontrol edilmeli, acil ithalat kanalları (Rusya, Çin, alternatif kaynaklar) devreye alınmalı.

**Tarımsal desteklemeler güncellenmeli: Mazot ve gübre zamlarına karşı ek sübvansiyon, faizsiz kredi, ürün bazlı prim artırımı şart.

**Tarım paydaşları (ziraat odaları, kooperatifler, birlikler) sessiz kalmamalı; veri odaklı, ortak analiz ve karar mekanizmaları kurulmalı. Geleneksel zihniyet yerine proaktif yaklaşım gerekli.

****Tarım sadece ekonomi değil, milli güvenlik meselesi olduğunu unutmamak gereklidir.

****Enerji dalgalanmaları yarın soframıza yansır. Küresel krizler ufukta göründüğünde hazırlık yapılmalı; aksi halde bedel ağır olur. Ağır bedel ödemekten gerekli dersleri de artık çıkarmalıyız.

****Ramazan Bayramı’nın ülkemize sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyor; yola çıkan vatandaşlarımıza güvenli yolculuklar temenni ediyorum.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }