Bugün fuarlarda süslü broşürler dağıtanların değil, tarlada ter dökenlerin diliyle konuşacağız.
Arkanıza yaslanın; çünkü reklam değil, alın teri konuşacağız.
Biliyoruz ki traktör, bir çiftçinin bağındaki, bahçesindeki en büyük yatırım kalemidir.
Şaka değil, bugün ortalama bir traktör maliyeti 2 Milyon TL’nin üzerine çıkmış durumda. Yanlış bir tercih yaparsanız, sadece bir makine almamış olursunuz; işletmenizin omurgasını hatalı kurup, ileride yedek parça giderlerinizi %30 artırırsınız.
Bu yüzden gelin, önümüzdeki 15 yılımızı beraber planlayalım.
Dünyanın En İyi Traktörü Hangisi?
Traktör sektöründe uzun yıllardır görev yapan birisi olarak dost ortamlarında ve köy kahvehanelerinde soruyorsunuz.
Ortamlarda olanlar cevabımı bilir ama bir kez daha tekrarlıyım.
"Müdürüm, hangi markayı alalım?" diye soruyorsunuz ya; hemen açıklıyorum:
Dünyanın en iyi traktörü, şu an elinizde olan, borcu harcı bitmiş traktördür!
İşte o emektarla hiçbir marka yarışamaz.
Onun için bu soruya en anlamlı ve en doğru yanıt bu diye düşünüyorum.
Altınızda ki traktörün kıymetini bilin.
Eskiden Adana’da kabinli traktör satamazdınız, durum pazarda tam tersine döndü. Şimdide kabinsiz traktör satılmıyor.
Dedelerimiz Adana’da kışın karteli ısıtmak için altında pamuk yakardı da kartel ısındıktan sonra kolçak çevrilir o gazlı fergusonlar öyle çalışırdı.
Pazar çok ama çok hızlı değişse de arazinin toplamı değişmediği gibi küçülüyor.
Şimdi araziler mirasla küçüldü ama "komşum aldı, ben de alayım" yarışı yüzünden traktörler 100 beygiri çoktan geçti.
Kasketi önümüze koyup düşünme vakti geldi de geçiyor.
Önümüzde zorlu yıllar, ekonomik olarak belirsiz yıllar bizleri bekliyor. Adımlarımızı ve ihtiyaçlarımızı ona göre belirlemek zorundayız.
İhtiyaç yoksa faiz oranlarına aldanmadan alımları ertelemeli mantıklı hesap kitap yapmalıyız.
Emekliye bir şey vermeyen hükümetin ben şahsen hububat döneminde çiftçiye bir müjde vereceğini hiç ama hiç sanmıyorum.
Artık ‘’Müjde’’ deyince mazota ve gübreye yapılan zamlar aklımıza geliyor.
Markaların Arkasındaki Gerçekler
Aslına bakarsanız, birkaç özel model dışında bugün piyasadaki traktörlerin çoğu, renkleri hariç birbirinin aynısıdır.
Birçoğu stage5 geçişini sorunsuz tamamlayan Deutz, FPT,FORMOTİON, Yanmar gibi devlerden motor alır; ZF veya Carraro gibi markaların akslarını ve şanzımanlarını kullanır.
Eskiden bir traktörü rektefiye eder, 60 bin saat kullanırdık; şimdi ise "satış sonrası kazanç" hırsı her şeyi değiştirdi.
Artık markaya modele aldanmadan, makinenin içindeki o bileşenlerin uyumuna bakın.
Beygir mi, Midilli mi?
Ruhsatınıza baktığınızda beygir değil, KW değeri yazar.
Gerçek beygir gücünü bulmak için o değeri 1,36 ile çarpmalısınız. İşte o zaman traktörünüzde hangi beygir cinsinin kullanıldığını anlarsınız.
100 beygir arap beygiri mi? Yoksa,
100 beygir milli beygiri mi?
Kavramsal olarak ikiside beygir eyvallah.
Ancak iki beygir cinsinin ürettiği ‘’tork’’ gücü elbette ki farklı olacaktır.
Size tork" diyerek mühendislik terimleri sıralayanlara kulak asmayın; tork, o beygirin ürettiği asıl çekiş gücüdür.
Önemli olan ihtiyacınız olan gücü doğru seçmektir; yoksa fazladan beslediğiniz her beygir cebinizden giden yakıt demektir.
Seçim Yaparken Bunlara Dikkat Edin
Süslü broşürleri bir kenara bırakın ve şu kriterlere odaklanın:
- Servis Ağı: Arıza yaptığında servis kapınıza ne kadar sürede geliyor?
- Yedek Parça: Parça stokta mı, yoksa hasat zamanı günlerce parça mı bekleyeceksiniz?
- Yakıt Tüketimi: Broşürdeki değil, tarladaki gerçek yakıt verisi nedir?
- Bölgesel Uyum: Toprağınıza uygun mu? Karadeniz'de dar yapılı 4x4, İç Anadolu'da ise 90-130 BG arası konforlu kabinler lazımdır.
- Toplam Sahip Olma Maliyeti: Sadece alış fiyatı değil; bakım ve ikinci el değeri toplamını hesaplayın.
Unutmayın, hasat zamanı yaşanan bir arıza sadece tamir masrafı değil, doğrudan ürün kaybı demektir.