Haber Merkezi / Tarım politikaları üzerine saha çalışmaları yürüten Ergin Kahveci, Brezilya’nın "Cerrado" mucizesini masaya yatırdı. "Brezilya, bataklıkları bilimle imparatorluğa dönüştürdü; biz ise 1925’te aynı vizyonla kurduğumuz Atatürk Orman Çiftliği’ni heder ettik" diyen Kahveci, 'Ya Orman Çiftliği, Atatürk Orman Çiftliği Olsaydı?' başlıklı çarpıcı bir makale kaleme aldı.
Dünya tarım ekonomisinde on yıllardır kabul gören bir dogma vardır: "Tarımsal zenginlik, coğrafyanın bir lütfudur." Ukrayna’nın kara toprağı veya Arjantin’in Pampas’ı gibi bir mirasa sahip değilseniz, yarışa geride başlarsınız. Ancak Brezilya, son elli yılda bu "coğrafi kadercilik" dogmasını temelinden sarstı.
1970’lerden önce Brezilya’nın merkezinde yer alan devasa Cerrado bölgesi, uzman raporlarına göre "üzerinde hayvancılık bile yapılamayacak kadar kötü" durumdaydı. Toprak aşırı asidikti, alüminyum zehirlenmesi vardı ve fosfor barındırmıyordu. Brezilya, popülist siyaset yerine, devlet destekli tarımsal araştırma kurumu EMBRAPA aracılığıyla binlerce doktoralı araştırmacıyı laboratuvarlara kapattı.
Brezilya’nın mucizesi üç hamleyle gerçekleşti: Toprağın pH seviyesini kireçle dengelemek, soya fasulyesini tropikal iklime göre genetik olarak ıslah etmek ve laboratuvarda geliştirilen "Mucize Bakteri" (Rhizobium) ile gübre maliyetini sıfırlamak. Bugün Brezilya, küresel mısır piyasasını domine eden "Safrinha" modeliyle aynı tarladan yılda iki kez hasat alıyor. Brezilya'nın aksine, verimli topraklarını "mirasyedi" politikalarıyla eriten Arjantin ise bugün küresel ligde hızla zemin kaybediyor.
Ergin Kahveci'nin kapsamlı makalesini okumak için → Ya orman çiftliği, Atatürk Orman Çiftliği olsaydı?