Beklenen hububat fiyatlarının açıklanmasıyla birlikte, tarım sektörünün değişmeyen gündemi olan "fiyat tartışmaları" da resmen başlamış oldu.
Bu yazımda, açıklanan rakamların ardından sahada ve kulislerde ortaya çıkan çarpıcı tabloyu tüm çıplaklığıyla sizlerle paylaşmak istiyorum.
Çok enteresandır ki hububat fiyatlarına yönelik ilk ve en net tepkilerden biri, hükümetin etkili kalemlerinden Şamil Tayyar’dan geldi. Aslında üreticiler, yaşadıkları mağduriyeti kendilerinden ziyade onun dillendirmesini tercih etti.
Tayyar sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda; TMO’nun makarnalık ve ekmeklik buğday fiyatını ton başına 16 bin 500 lira, arpa fiyatını ise 12 bin 750 lira olarak açıkladığını belirterek, "Açıklandığı andan itibaren onlarca telefon geldi, mesajlar gönderildi. Çiftçi öfkeli, fiyattan memnun değiller. Duyurulur," sözleriyle sahada yükselen çığlığı Ankara’ya aktardı.
Çiftçi Kuruluşlarında "Böl, Parçala, Yönet" Tablosu
Üreticileri temsil eden kurumlara baktığımızda ise tam bir tezatlık, bir tarafta derin bir tepki, diğer tarafta ise anlaşılmaz bir memnuniyet gözlemlenmekte.
TMO Başkanı Sayın Ahmet Güldal: Türkiye genelinde verimin yüksek olduğunu belirterek, "Hasat başlayan yerlerde 650-750, hatta 800 kilograma kadar ürün teslim edildiğini görüyoruz. Bunlar maliyete olumlu katkı sağlayan rakamlar. Üreticilerimizden ricamız, açıkladığımız fiyatı korumaları ve piyasada bunun 1-1,5 lira altında ticaret yapmak isteyenlere ürün arz etmemeleridir"
TZOB Başkanı Sayın Şemsi Bayraktar: "Açıklanan rakamlar üreticinin beklentisini karşılamadı. Ayrıca 45 günlük ödeme vadesi kabul edilebilir bir uygulama değildir" diyerek tepkisini ortaya koyuyor.
Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Sayın Mutlu Doğru: Kamuoyunun yakından takip ettiği bu isim ise şaşırtıcı bir şekilde, "Buğday fiyatında olması gereken rakam açıklandı. Sadece 45 günlük ödemenin yaratacağı %6’lık kayba itiraz ediyoruz" şeklinde bir açıklama yapıyor.
Yaklaşık 2,5 milyon çiftçiye yön göstermesi gereken kurum başkanları taban tabana zıt düşünüyor. Yıllardır her platformda savunduğum bir gerçek var: "Eğer çiftçi bugün bu haldeyse, bunun baş sorumlusu çiftçi örgütleridir." İşte buğday fiyatları karşısındaki fikir ayrılığı, bunun en tipik ve en belirgin örneğidir.
Bunun dünya siyasi arenasındaki adı net bir şekilde şudur: "Böl, Parçala ve Yönet!"
Rakamların Çelişkisi ve "Mutlu" Adana Tablosu
Bakınız, Adana Çiftçiler Birliği’nin yayınladığı maliyet tabloları çok şey anlatıyor. Kurumun hazırladığı 2026 yılı tablosunda, beklenen 1 kg buğday fiyatı 16,50 TL olarak hedeflenmiş ve TMO da tam olarak bu rakamı açıklamış görünüyor.
Ancak aynı kurumun 2025 yılı tablosuna baktığımızda durum daha da ilginçleşiyor.
TMO, 2025 yılında 13.500 TL taban fiyata 2.520 TL destek ekleyerek toplamda 16.020 TL'lik bir fiyat oluşturmuştu.
Yani Adana Çiftçiler Birliği, 2025 yılındaki fiyat beklentisini aynen 2026 yılına kopyalamış.
Anlaşılan o ki, Adana çiftçisi açıklanan bu rakamlardan gerçekten de memnun diye düşünüyorum!
Farklı bölge odalarının ve ziraat mühendislerinin hazırladığı onlarca farklı maliyet tablosu var ancak TMO’nun işine en çok Adana Çiftçiler Birliği’nin hesabı gelmiş olacak ki bu rakamlar baz alınmış gibi.
Üstelik Tarım Bakanlığı, fiyatları açıklamadan aylar önce tüm ziraat odalarından dekar başına maliyet hesaplarını topluyor. Bu maliyet tabloları bir seçim anketi değil ki; "100 bin kişiye sorduk, cevap ve seçimleri şöyle oldu" diyebileceğiniz bir konu değil.
Buğday üretim maliyetinin ana kalemleri olan mazot, gübre, tohum ve ilaç fiyatları Türkiye’nin her yerinde üç aşağı beş yukarı aynıyken, bu uçurum niye?
Bereketin Faturası Çiftçiye mi Kesiliyor?
Sahada rakamlara itiraz edenlerin sesi, savunanlardan katbekat fazla. Durum böyleyken, lobiler arkasına saklananlar çıkıp, "Çiftçiye 30 TL de verseniz yetmez derler" diyerek neredeyse üreticiyi nankörlükle suçlayan enteresan bir duruş sergileyecekler.
Dostlar, hiç lafı evirip çevirmeden size işin gerçeğini net olarak açıklayayım: Bu sene açıklanan hububat fiyatları, yüksek verime ve rekolteye kurban edilmiştir! Adana Çiftçiler Birliği Başkanı zaten konuşmasına "bu yıl rekor bir üretim bekliyoruz" diyerek açıklanan fiyatı memnuniyet verici buluyor.
Anlaşılan o ki, Yüce Mevla’nın toprağa verdiği bereketin faturası yine çiftçiye kesiliyor! Kuraklık olduğunda çiftçiyi görmezden gelenler, bereketli bir yıl olduğunda "Zaten dönümden 350 kg yerine 5000 kg alacak, fiyatı düşük tutsak da verimle hesabı kurtarır" mantığıyla hareket ediyor.
Olmaz kardeşim, böyle hesap yapılmaz!
Bırakın da bu sene çiftçimizin hem verimden hem de fiyattan yüzü gülsün.
Önümüzdeki 2027 yılının kurak geçmeyeceğinin bir garantisi mi var?
Sel olunca, dolu vurunca, kuraklık yaşanınca yani afet kapıya dayanınca çiftçiye TARSİM’i adres gösterenler; toprak bereketlenince üreticinin hak ettiği fiyatın önüne set çekmeyi seçiyorlar.
Canlı Yayındaki İsyanım ve Perde Arkası
Dün hububat fiyatları açıklandığı sırada Köy TV ekranlarında canlı yayındaydım.
Daha "Fiyat ne olmalı?" diye tartışmaya fırsat bulamadan TMO rakamları flaş gelişme olarak duyurdu.
Ben de canlı yayında, "Maliyeti neredeyse 30 TL’yi bulan bir ürünü, desteklerle birlikte nasıl 20 TL’ye satmasını beklersiniz?" diyerek bu haksızlığa ekranlardan sert tepki gösterdim.
Yayın sonrasında bazı çiftçi temsilcisi arkadaşlarım arayarak düşüncelerini paylaştılar.
Bana, "Müdürüm, Adana Çiftçiler Birliği’nin gerçekçi maliyet hesabı ortada. Açıklanan rakamlar aslında son derece tatmin edici, çok iyi bir fiyat verildi" dediler.
Ben de kendilerine Trakya’nın, İç Anadolu’nun, Diyarbakır’ın ve daha birçok ziraat odası başkanının feryadını hatırlatarak, "Aynı toprak için mücadele eden kurum yetkililerinin bu denli taban tabana zıt açıklamalar yapmasında bir tuhaflık yok mu?" diye sordum.
Değerli bir üretici arkadaşım ise, "Müdürüm, ben 1000 dekar arazi işleyen bir çiftçiyim. Benim ölçek ekonomime göre bir dekarın maliyeti 2.800 TL. Eğer 400 kg hasat edersem kilo maliyetim 7 TL’ye gelir. Açıklanan rakam üretici için gerçekçi ve yeterli" diyerek kendi penceresinden durumu özetledi.
Ancak gözden kaçırdıkları bir şey var: Bu ülkede herkes 1000 dekar arazi işlemiyor! (Kıymetli çiftçi dostum 250 dekar ekeninde yeterli bir kazanç sağladığını anlattı ama konuyu uzatmak adına detaylara girmek istemiyorum)
Buğdayın en az 25 TL olması gerektiğini haykıran küçük ve orta ölçekli aile işletmeleriyle, 16,50 TL’ye "olması gereken oldu" diyen büyük çiftçiler arasında müthiş bir uçurum var.
Son Söz: Sandık Hasadı Yakındır!
Velhasıl; çiftçinin yüzünü bu sene göklerden gelen bereket güldürse de, yeryüzünde masada oturanlar ve fiyatı belirleyenler bu mutluluğa set çektiler. Bu harman bitti, atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti.
Bugün bu ülkede 3 milyon kişi bir araya gelip örgütlenince EYT yasasını çıkartabiliyor ama ne yazık ki 2,5 milyon çiftçimiz üretimden gelen gücünü birleştirip örgütlü bir mücadele veremiyor.
Üstelik bu çiftçi kimseden sadaka istemiyor; yalnızca anlının terinin, ürettiğinin hakkını istiyor!
Unutulmasın ki; seçim sandıkları öyle ya da böyle günün birinde yine bu topraklara ekilecek. İşte o gün sıra size gelecek üretici kardeşlerim.
Sandık hasadının rakamını, o gün kendi ellerinizle siz belirleyeceksiniz. Madem öyle, işte böyle!