Bir kamu kurumu böyle mi dolandırılır? TİGEM dosyasında şok gelişme!

Abone Ol

TİGEM, Türkiye'nin tarımsal üretiminin başlangıç noktası olan tohumluk ve damızlık materyali üreterek verimliliği, gıda arz güvenliğini ve üretimin sürdürülebilirliğini sağlayan en stratejik kamu kuruluşlarından biri.

Peki böylesine önemli bir kurum nasıl yönetiliyor?

Bugün size, kamuoyunun ilk kez Tarımdan Haber'in gündeme getirdiği ve aradan geçen iki yılın ardından çok daha çarpıcı bir boyut kazanan 90 milyon liralık Antep fıstığı dosyasını anlatacağım.

Hatırlayacaksınız...

2024 yılında yaptığımız haberle TİGEM'in büyük bir dolandırıcılığa uğradığını kamuoyuna duyurmuştuk.

Olayın başlangıcı 2023 yılına dayanıyor.

TİGEM, Crypto Carbon Energy isimli firmaya yaklaşık 90 milyon lira değerinde 1.440 ton Antep fıstığı satıyor.

Normal şartlarda böyle bir satışta alıcının banka teminat mektubu vermesi gerekir.

Ancak bu firma banka teminat mektubu veremiyor.

Bunun yerine bir sigorta şirketinden aldığı kefalet senedini sunuyor.

Sonuç ne oluyor?

Firma parayı ödemiyor.

Kefalet senedinin ise sahte olduğu ortaya çıkıyor.

Yani Türkiye'nin en stratejik tarım kuruluşlarından biri, üzerinde kayda değer bir mal varlığı bulunmayan bir firma tarafından dolandırılıyor.

O dönem TİGEM içerisinden görüştüğüm kaynaklar bana çok ağır bir iddiada bulunmuştu.

"Kurum göz göre göre dolandırıldı. Bu sürece yöneticiler de zemin hazırladı."

Elbette bu ciddi bir iddiaydı.

Bu nedenle olayın bütün ayrıntılarını araştırdık.

Araştırma sırasında dikkat çekici bir bilgiye ulaşmıştım.

1.440 tonluk Antep fıstığı satışı yapılmadan önce Ceylanpınar Tarım İşletmesi, Genel Müdürlükten hukuki görüş istiyor.

Konu ne?

"Kefalet senediyle satış yapılabilir mi?"

Şimdi burada büyük bir çelişki var.

Çünkü dönemin TİGEM Genel Müdürü Hasan Gezginç'i aradığımda bana şu cevabı vermişti:

"Bu mevzuatta var. Eğer ihale şartnamesine kefalet senedini koymazsak firma dava açar ve kazanır. Hukuken bunu kabul etmek zorundayız."

Yani Genel Müdür, kefalet senedini hukuken zorunlu bir uygulama olarak anlatmıştı.

Peki öyleyse Ceylanpınar Tarım İşletmesi neden satıştan önce Genel Müdürlükten hukuki görüş istemişti?

Eğer konu bu kadar açık ve tartışmasızsa, neden yazılı görüş alma ihtiyacı duyulmuştu?

İşte o gün kurum içerisindeki bazı isimler bunun ileride doğabilecek sorumluluğu paylaşmak ve kendilerini güvence altına almak amacıyla yapıldığını söylemişlerdi.

Ne gariptir bugün gelinen noktada o dönem ağır bir iddia olarak söylenenlerin hepsi maalesef haklı çıktı.

Dün Sözcü Gazetesi'nden Veli Toprak'ın haberinden öğreniyoruz ki, TİGEM Meclis KİT Komisyonu'na firma sahibi Hasan Karaozan'ın yurt dışına kaçtığını bildirmiş.

Bu haber, TİGEM'in nasıl dolandırıldığının fotoğrafını netleştirmiş oldu.

Ama dikkat edin...

TİGEM dolandırılıyor.

Milyonlarca liralık kamu zararı oluşuyor.

Fakat bu satışa onay veren, ihaleyi yürüten ya da süreci yöneten hiçbir kamu görevlisi hakkında bir işlem yapılmıyor.

Ne görevden alma var...

Ne adli soruşturma...

Ne de cezai bir yaptırım...

Kurum müfettişlerine göstermelik bir inceleme yaptırılıyor ama hiç bir sonuç çıkmıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ise bu kadar ciddi iddialar karşısında hiç bir inceleme ve soruşturma yaptırmıyor.

İşin garip tarafı Hasan Gezginç, bize kefalet senedi ile satışın hukuki bir zorunluluk olduğunu savunmuştu.

Ama ne ilginçtir ki bu olaydan sonra yapılan TİGEM ihalelerinde artık kefalet senedi kabul edilmiyor.

İhale şartnamelerinde açıkça sadece banka teminat mektubunun geçerli olduğu belirtiliyor.

O halde şu soruyu sormak gerekiyor: Madem kefalet senedini kabul etmek hukuken zorunluydu, bugün neden hiçbir ihalede buna izin verilmiyor?

Yok eğer zorunlu değilse, 1.440 ton Antep fıstığı neden bu yöntemle satıldı?

İşte bu soruların cevaplanması gerekiyor.

Buradan Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek'e de çağrıda bulunmak istiyorum.

Son dönemde kamuoyunun yakından takip ettiği soruşturmalarla dikkat çeken Adalet Bakanlığı'nın kamu malının korunması adına bu dosyaya da el atması gerekiyor.

Çünkü burada sadece 90 milyon liralık bir dolandırıcılık yok.

Burada, Türkiye'nin en stratejik tarım kuruluşlarından birinin nasıl dolandırıldığı ve bu sürece kimlerin ihmali ya da sorumluluğunun bulunduğu sorusu var.

Bu soruların cevabını artık bağımsız bir adli soruşturmanın ortaya çıkarması gerekiyor.

Çünkü kamu malını korumak da, kamu vicdanını rahatlatmak da devletin asli görevidir.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }