Eskiler boşuna dememiş; “Güneş balçıkla sıvanmaz.”
Karapınar’da dönen dolapları, o pancar tarlasında çiftçinin anasının ak sütü gibi helal olan emeğinin, nasıl bir avuç rantiyeye peşkeş çekildiğini belgeleriyle, kantar fişleriyle ortaya koymuştuk.
Devlet daha pancarın fiyatını açıklamamışken; şirket gitmiş, pancar ekim döneminde sözleşmeyi çakmış, çiftçinin malını daha tarladayken ucuza kapatmıştı.
Biz "eyvah" dedik.
Yazdık.
Haykırdık.
Ama anladık ki, kendi çalan kendi oynayanların keyfini kaçırmış, bal arısının kovanına çomak sokmuşuz.
Ortada tam bir skandal vardı.
UHM Tarım’ın sözleşmesi mi dersin, Karapınar’dan Çorum’a taşınan 100 bin tonun üstündeki kaçak pancar mı dersin...
Hepsi belgeli, hepsi faturalı, hepsi kantar fişli.
Yönetmelik açık, suç açık.
Peki ne oldu?
Tık yok.
Ne Çorum Şeker’e bir ceza, ne UHM Tarım’a bir yaptırım.
Şeker Dairesi görmedi, Türkşeker duymadı. Tarım Bakanı’na sordular, "O mesele kapanmıştır" dedi.
Gelelim bugüne. İşin rengi değişti, "operasyonel" bir safhaya geçildi.
Hatırlayın; o günlerde bize haber yapmamamız için 600 bin lira rüşvet teklif etmişlerdi.
"Al bu parayı, sus" demişlerdi.
Biz de "Hadi oradan" demiş, geçmiştik.
Şimdi anlıyoruz ki, o parayı teklif edenlerin elinde bir "ses kaydı" varmış.
Neymiş?
Çiftçiyi tuzağa düşürüp, "Sadettin bu haberi para karşılığı yaptı" dedirtmişler.
Şeker İş Sendikası Başkanı İsa Gök, o dönem telefonla arayarak; "Haberin olsun" tarzında aba altından sopa göstermişti.
O vakitler ciddiye almamıştım.
Meğer...
Genel Müdür Muhittin Şahin, o ses kaydını ciddiye almış!
Vay arkadaş!
Genel Müdür kantar fişlerine bakmıyor.
Nakliye faturalarını görmezden geliyor.
2200 liralık vurgunu hiç gündemine bile almıyor.
Ama iş, bizim hakkımızda kurgulanan o şaibeli ses kaydına gelince...
Bir anda mal bulmuş mağribiye dönmüşler!
Genel Müdür’ün, kantar fişi gibi somut belgeye sağır, ama rüşvet teklif eden şebekenin servis ettiği kumpasa karşı duyarlı olması...
Ne kadar düşündürücü değil mi?
Siz, çiftçinin emeğinin sömürülmesiyle veya toprakların bu rant düzeniyle zehirlenmesiyle ilgilenmiyorsunuz da, rüşvetçi çetenin "gazete susturma" aparatıyla mı ilgileniyorsunuz?
Sayın Şahin, kamuoyu huzurunda soruyorum: Haber yapmamamız için bize teklif edilen 600 bin lira rüşvetle ilgilenmeyip, o rüşvetçi şebekenin ses kaydına değer vermenizin nedeni nedir?
O kantar fişleri yalan mı söylüyor?
O nakliye faturaları hayal ürünü mü?
Yoksa sizin için "belge" dediğiniz şey; sadece gazeteciyi karalamak için kullanılan bir kumpas kaydından mı ibaret?
Tencere dibin kara, seninki benden kara.
Çiftçinin teri üzerinden rant ağı kuranlarla, o ağın tepesinde oturan Genel Müdür’ün aynı ses kaydında buluşması...
Allah sizi bildiği gibi yapsın.