Haber Merkezi - Avrupa Birliği, balda tüketiciyi korumak ve kaliteyi tescillemek adına tarihi bir adım atıyor. Yeni düzenlemeyle birlikte bal kavanozlarındaki “AB ve AB dışı karışım” ibaresi tarihe karışıyor. Bundan böyle raflardaki her bal, katkı sağlayan ülkeleri en yüksek orandan düşüğe doğru listeleyecek ve her birinin yüzdesini şeffaf bir şekilde belirtecek.
İthalat Devleri ve "Karışım" Oyunu
AB, yıllık 246 bin tonluk üretimiyle dünya ikincisi olmasına rağmen, aynı zamanda dünyanın en büyük bal ithalatçılarından biri. 2024 yılında 175 bin tonluk devasa bir ithalata imza atan AB'nin ana tedarikçileri ise Ukrayna, Çin ve Arjantin.
Uzman Ergin Kahveci, bu tablonun yerel üretici üzerindeki baskısını şu sözlerle özetledi:
"Mekanizma oldukça basit: Hammadde çok düşük fiyatla sisteme giriyor, şeffaf olmayan bir oranla karıştırılıyor ve rafta 'karışım' olarak satılıyor. Bu durum, saf bal satan yerel arıcıyı kaliteyle değil, ithalatın dikte ettiği haksız fiyatla rekabet etmeye zorlayarak sistemin dışına itiyor."
"Emniyet Supabı" Olarak Etiketleme
AB’nin Mercosur, Ukrayna (DCFTA) ve Meksika gibi ülkelerle yaptığı ticaret anlaşmaları, piyasaya daha fazla ucuz bal girmesi riskini de beraberinde getiriyor. Kahveci’ye göre, zorunlu menşe etiketleri bu noktada bir "emniyet supabı" görevi görüyor:
"Bu düzenleme sınırları kapatmıyor ancak tüketiciye bilinçli bir tercih alanı sunuyor. Kavanozdaki şeffaflık, Avrupalı arıcıyı ticaret liberalizasyonunun yıkıcı etkilerine karşı dolaylı yoldan korumuş oluyor."
Ergin Kahveci'den Kritik Soru: Türkiye Neden Yok?
Dünyada 3. sırada kovan varlığına ve üretim kapasitesine sahip olan Türkiye’nin, AB’nin bu devasa bal ithalatı pastasındaki payının neden bu kadar düşük olduğu ise sektörün en büyük çelişkisi. Kahveci, Türkiye’nin bu noktadaki yerini şu soruyla sorguladı:
"Dünyanın en büyük 3. kovan sayısına sahip bir ülke olarak, AB pazarındaki bu ithalat trafiğinde neden esamemiz okunmuyor? Neden dünya bal üretiminde zirveyi zorlarken, tüketicinin tercihi olan o kavanozlarda Türk balı yeterince temsil edilmiyor? Bunu hiç merak eden var mı?"
Kahveci’nin değerlendirmeleri, Türkiye’nin arıcılık potansiyelini katma değerli bir ihracat modeline dönüştürmesi ve AB'nin getirdiği bu şeffaflık standartlarına uyum sağlayarak pazardaki yerini alması gerektiğinin altını çiziyor.