Haber Merkezi / AB, iklim değişikliğine dayanıklı, daha verimli ve rekabetçi bir tarımsal üretim sistemi oluşturmak amacıyla Yeni Genomik Teknikler (NGT) mevzuatını resmen kabul etti. Kararın 20 gün sonra yürürlüğe gireceği, iki yıllık geçiş sürecinin ardından ise tam anlamıyla uygulanacağı bildirildi.
Kararla birlikte Avrupa’da gen düzenleme teknolojileri kullanılarak geliştirilen bitkilerin piyasaya sunulmasının önü açılırken, uzmanlar bu gelişmenin dünya tohumculuk sektöründe yeni dengeler oluşturacağını değerlendiriyor.
Ergin Kahveci: “Asıl mesele genetik mülkiyet savaşı”
Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, Türkiye’de konunun çoğu zaman “yeni bir GDO dalgası” şeklinde tartışıldığını ancak asıl meselenin genetik kaynakların mülkiyeti olduğunu savundu.
Kahveci, Anadolu’nun sahip olduğu yerel çeşitlerin ve ata tohumlarının gelecekte çok daha stratejik hale geleceğini belirterek, kontrolsüz şekilde yürütülen tohum takas faaliyetlerinin risklerine dikkat çekti.
NGT nedir, GDO’dan farkı ne?
Yeni Genomik Teknikler (NGT), başta CRISPR-Cas9 olmak üzere modern gen düzenleme yöntemleriyle bitkinin kendi DNA’sında noktasal değişiklikler yapılmasını ifade ediyor.
Klasik GDO uygulamalarında farklı türlerden gen aktarımı yapılırken, NGT teknolojilerinde yabancı gen eklenmiyor. Bunun yerine bitkinin kendi genetik yapısındaki belirli bölgeler değiştirilerek veya susturularak istenilen özellikler elde ediliyor.
Uzmanlara göre bu yöntemle doğada uzun yıllarda ortaya çıkabilecek genetik değişimler laboratuvar ortamında kısa sürede gerçekleştirilebiliyor.
AB, NGT bitkilerini iki kategoriye ayırdı
Yeni düzenlemeye göre gen düzenlemesiyle geliştirilen bitkiler iki ayrı kategori altında değerlendirilecek.
NGT-1 kategorisi
- Bitkiye yabancı gen eklenmemiş olacak.
- Genetik değişiklik belirli sınırlar içinde kalacak.
- Geleneksel ıslah yöntemleriyle elde edilebilecek sonuçlara eşdeğer kabul edilecek.
- Mevcut katı GDO mevzuatından muaf tutulacak.
- Tohum olarak kullanılabilecek ve piyasaya daha hızlı sunulabilecek.
- Organik üretimde yasak devam edecek
AB düzenlemesine göre NGT-1 veya NGT-2 fark etmeksizin gen düzenleme teknolojisi kullanılarak elde edilen çeşitlerin organik tarımda kullanılması mümkün olmayacak.
Kuraklık ve hastalıklara karşı yeni nesil çeşitler
NGT teknolojilerinin en önemli avantajları arasında kuraklığa dayanıklılık ve hastalıklara direnç öne çıkıyor.
Kahveci'nin değerlendirmesine göre;
-Mısır ve buğdayda su stresini yöneten genler düzenlenerek daha düşük su tüketimiyle üretim yapılabilecek.
-Domates gibi ürünlerde hastalıklara duyarlılığı artıran genlerin etkisiz hale getirilmesiyle pestisit kullanımının azaltılması mümkün olabilecek.
-Islah süreçleri yıllardan birkaç yıla kadar düşebilecek.
“Ata tohumları stratejik genetik kaynak haline geliyor”
Ergin Kahveci, asıl riskin Anadolu’nun zengin biyolojik çeşitliliğinde bulunduğunu ifade etti.
Türkiye'nin binlerce yıllık tarımsal geçmişe sahip yerel çeşitlerinin kuraklık, hastalık ve çevresel streslere karşı önemli genetik özellikler taşıdığına dikkat çeken Kahveci, bu kaynakların gelecekte biyoteknoloji şirketleri açısından büyük değer kazanacağını belirtti.
Kahveci, yerel çeşitlerin kayıt altına alınmaması ve etkin şekilde korunmaması halinde, bu genetik özelliklerin modern biyoteknolojik yöntemlerle yeni çeşitlere aktarılabileceğini ve ticari ürünlere dönüştürülebileceğini savundu.
“Yerel çeşitlerin korunması devlet politikası olmalı”
Kahveci, ata tohumlarının korunmasının yalnızca tohum takas etkinlikleriyle sağlanamayacağını belirterek, yerel çeşitlerin tescil edilmesi, kayıt altına alınması ve kamusal koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yerel çeşitlerin bir ülkenin biyolojik güvenliği açısından stratejik önem taşıdığını ifade eden Kahveci, genetik kaynakların korunmasına yönelik politikaların önümüzdeki dönemde daha da kritik hale geleceğini söyledi.
AB’nin NGT kararı Türkiye’yi nasıl etkileyebilir?
Uzmanlara göre AB'nin Yeni Genomik Teknikler düzenlemesi, Türkiye açısından da yeni bir tartışma başlatacak. Özellikle:
- Ata tohumlarının korunması,
- Yerel çeşitlerin tescili,
- Genetik kaynakların kayıt altına alınması,
- Biyoteknoloji ve tohumculuk politikaları,
- Organik tarımın geleceği,
önümüzdeki dönemde tarım sektörünün en önemli gündem başlıkları arasında yer alacak.
AB’nin NGT hamlesiyle birlikte gözler şimdi Türkiye’nin gen düzenleme teknolojileri, yerel tohumlar ve biyolojik çeşitlilik konularında nasıl bir yol haritası izleyeceğine çevrildi.