5 Ağustos'ta her şey değişiyor! Buğdaydan gübreye üreticiyi bekleyen yeni dönem

Abone Ol

Küresel tarım piyasalarında yaşanan her gelişme artık ülkemizdeki üreticilerimizi de doğrudan etkiliyor. Dünya fiyatlarındaki değişimler; canlı hayvan, et, yem, gübre, buğday ve diğer tarım ürünlerinde üretim maliyetlerini ve üretici gelirlerini belirliyor. İthalatçı olduğumuz ürünlerde dünya piyasaları ülkemizi, ihracatçı olduğumuz ürünlerde ise rekabet gücümüzü şekillendiriyor. Bu nedenle küresel gelişmeleri doğru okumak, üreticiler için bir tercih değil, kazanç ve zarar arasındaki dengeyi belirleyen bir gerekliliktir.

**** 5 Ağustos'ta buğday ithalatına sıfır tolerans: Yeni dönem başlıyor!

Tarım ve Orman Bakanlığı, 6 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımladığı Bitki Karantinası Yönetmeliği ile buğday ithalatında önemli bir değişikliğe gitmiştir. Yönetmelik, 5 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecek ve bu tarihten itibaren ithal edilen buğday ile makarnalık buğday sevkiyatlarında dört önemli mantar hastalığına karşı "sıfır tolerans" uygulanacak.

İthal edilen her buğday ve makarnalık buğday sayesinde sevkiyatında, Tilletia indica, Tilletia controversa, Tilletia caries, Tilletia laevis mantarlarından herhangi birinin laboratuvar analizlerinde tespit edilmesi halinde ürünün Türkiye'ye girişine izin verilmeyecek.

***Neden 5 Ağustos?

Yönetmelik, 6 Mayıs 2026 tarihinde yayımlandı. Yönetmeliğin 28. maddesine göre yürürlük süresi 90 gün olarak belirlendiğinden uygulama tarihi 5 Ağustos 2026 olarak belirlendi.

***İthalat süreci tamamen değişecek!

Yeni sistemde patojenler için oran ya da tolerans sınırı bulunmayacak. Değerlendirme yalnızca "var" veya "yok" esasına göre yapılacak.

***İthalat süreci üç aşamadan oluşacak: Belge kontrolü, beyan kontrolü ve fiziksel bitki sağlığı kontrolü.

İlk giriş noktasında gerekli kontroller, yani denetimler tamamlanmadan ürünlerin gümrük depolara indirilmesine veya iç gümrüklere sevk edilmesine izin verilmeyecek. Kontrol şartlarını karşılamayan sevkiyatlar ise iade edilecek.

**Düzenlemenin temel amacı, bitki hastalıklarının ülkeye girişini önlemek, yerli üretimi korumak ve sağlıklı ve güvenilir üretim zincirini güçlendirmektir.

***Üretim artarken ithalatın azalması bekleniyor.

***USDA'nın 2026/27 sezonu tahminlerine göre, Türkiye'nin buğday üretimi 22,5 milyon tona yükselecek. Buğday ithalatı ise 5,5 milyon tona gerileyecek. Bu tablo, yerli üretimin güçlenmeye başladığını gösterse de sektörün hâlâ önemli desteklere ihtiyaç duyduğu anlaşılmaktadır.

****Tarım ve Orman Bakanlığı'nın aldığı karar, bitki sağlığı açısından doğru ve gerekli bir adımdır.

Ancak yalnızca ithalatı zorlaştırmak, tek başına tarımsal üretimi artırmaya yetmeyecektir.

***Uygulamanın başarısı:

Laboratuvar kapasitesinin artırılmasına, yeterli teknik personel istihdamına, hızlı analiz altyapısının kurulmasına, denetimlerin etkin şekilde yürütülmesine bağlı olacaktır.

Ayrıca geçiş süresinin kısa olması nedeniyle bazı ithalatçıların stok oluşturma eğilimine girmesi, kısa vadede fiyat dalgalanmalarına neden olabilir.

***Çözüm Önerileri

**Yerli üretim etkin şekilde desteklenmelidir.

Sertifikalı tohum desteği artırılmalı.

Mazot ve gübre destekleri güncellenmeli.

Sulama yatırımları hızlandırılmalı.

Karadeniz, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yüksek verimli çeşitler için özel teşvik programları uygulanmalı.

**Laboratuvar altyapısı güçlendirilmeli.

Gümrük kapılarında hızlı moleküler analiz laboratuvarları kurulmalı.

Analiz sonuçları 48 saat içinde tamamlanmalı.

Personel sayısı artırılmalı.

**Çiftçi eğitimi yaygınlaştırılmalıdır.

Hastalıkların erken teşhisi konusunda eğitimler verilmeli.

Hastalıklara dayanıklı yerli tohum geliştirme çalışmaları hızlandırılmalı.

Yeni çeşitler çiftçilere uygun maliyetle ulaştırılmalı.

**Şeffaf denetim uygulanmalıdır.

İthalat kontrollerinin sonuçları düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılmalı.

Kurallara aykırı hareket eden firmalara caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı.

**Kooperatifleşme teşvik edilmelidir.

Üreticilerin, ortak depolama, ortak pazarlama, ortak satış yapabilecekleri etkin ve sürdürülebilir kooperatif modelleri desteklenmelidir. Böylece ithalata bağımlılık azalırken üreticinin pazarlık gücü de artacaktır.

****Bu süreç yalnızca sınır kontrolleriyle değil, aynı zamanda yerli üretimin güçlendirilmesiyle başarıya ulaşacaktır. Temiz tohum, kaliteli üretim, etkin denetim ve üreticilerin iş birliği sayesinde bu değişim, Türk tarımı için önemli bir fırsata dönüşebilir.

****Bu hafta tahıl piyasalarındaki gelişmeler

***Küresel piyasalarda yön yeniden yukarı döndü.

Haftalar süren düşüşün ardından küresel tahıl piyasaları bu hafta toparlandı. Fiyatlardaki yükselişin temel nedenleri;

ABD'de sıcak ve kurak hava beklentisi,

Avrupa'da verim kaygıları,

Çin'in yeniden ABD soya fasulyesi alımlarına başlaması oldu.

***Mısır piyasası yükselişe öncülük etti.

ABD'nin Orta Batı Bölgesinde mısırın kritik tozlaşma dönemine denk gelen sıcak ve kurak hava beklentisi fiyatları hızla yukarı taşıdı.

Hafta boyunca:

Chicago mısır vadeli işlemleri yaklaşık %9 yükseldi.

Avrupa'da özellikle Fransa'da mahsul koşullarının son on yılın en düşük seviyelerine gerilemesi de fiyatları destekledi.

***Soya fasulyesinde Çin etkisi görüldü.

Çinli alıcıların en az 300 bin ton ABD soya fasulyesi satın aldığı yönündeki haberler piyasayı hareketlendirdi.

Hafta sonunda soya fiyatları %5'in üzerinde yükseldi.

***Buğdayda yükseliş var ancak baskı sürüyor

Buğday fiyatları da yükselişe katıldı.

Yükselişi destekleyen unsurlar:

Mısır ve soyadaki güçlü seyir,

Suudi Arabistan'ın yeni buğday ihalesi oldu.

Ancak Rusya'nın yüksek üretim beklentisi ve düşük ihracat fiyatları, dünya buğday piyasası üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.

***Karadeniz yine kritik bölge olarak belirlendi.

Rusya'nın Ukrayna limanlarına yönelik saldırılarının artması, ihracatın aksaması, navlun maliyetlerinin yükselmesi, risk primlerinin artması olasılığını gündemde tutuyor.

Ukrayna, dünya buğday ihracatının yaklaşık %6'sını, mısır ihracatının ise yaklaşık %11'ini gerçekleştiriyor.

Bu nedenle bölgede yaşanabilecek her gelişme küresel fiyatlar üzerinde doğrudan etkili olmaya devam edecek.

***Avustralya'da görünüm olumlu!

Son yağışlarla birlikte üretim beklentileri güçlenirken, yerel buğday fiyatları yatay kaldı. Arpa zayıf seyretti. Kanola ise küresel yükselişi tam olarak takip edemedi.

***Gübre ucuzladı, akaryakıt yükseldi.

Üreticiler açısından haftanın en olumlu gelişmesi gübre fiyatlarında yaşandı. Üre fiyatları haftalık %5 geriledi. Bir ay öncesine göre düşüş %26'ya ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre ise %17 daha düşük seviyede bulunuyor.

Buna karşılık motorin ve benzin fiyatlarında sınırlı artış yaşandı.

***Piyasanın verdiği mesaj!

Uluslararası piyasalarda hava koşulları yeniden fiyatlamanın ana belirleyicisi olurken, üreticilerin yalnızca küresel borsaları değil, kendi bölgelerindeki üretim koşullarını da yakından takip etmeleri gerekiyor.

****Küresel sığır piyasası!

***Küresel fiyatlar yükseliyor, ticaret baskısı artıyor.

Haziran ayında dünya genelinde sığır fiyatları yükselmeye devam etti. Ancak piyasaların odağında artık yalnızca fiyatlar değil, koruma tarifeleri ve ihracat rekabeti bulunuyor.

***Küresel sığır fiyat karşılaştırmasına göre büyükbaş hayvanların canlı kilogram fiyatı şu seviyelerde bulunuyor.

ABD: 254 TL/kg

Arjantin: 146 TL/kg

Avustralya: 145 TL/kg

Brezilya: 110 TL/kg

ABD yüksek fiyatlarla liderliğini korurken, Brezilya en düşük maliyetli üretici olmayı sürdürüyor.

***Çin ve Güney Kore tarifeleri dikkat çekiyor

Avustralya açısından en önemli gelişme, Çin ve Güney Kore'nin uyguladığı koruma tarifeleri oldu.

Çin'de gümrük vergisi %55 seviyesine çıktı.

Güney Kore'de ise verginin %5'ten, %24'e yükselmesi bekleniyor.

Bu durum ihracatı zorlaştırsa da ABD'deki yüksek fiyatlar nedeniyle Avustralya'nın rekabet avantajı tamamen ortadan kalkmış değil.

****FAO'nun 2026/27 gıda görünümü

FAO'nun son raporuna göre küresel gıda piyasalarının genel görünümü olumlu.

Öne çıkan tahminler şöyle:

Küresel soya fasulyesi üretimi 432,3 milyon ton ile rekor kıracak.

Küresel et üretimi 391,3 milyon tona ulaşacak.

Et ticareti 43,9 milyon ton olacak.

Bitkisel yağ ticareti 144,6 milyon tona yükselecek.

Balıkçılık ürünleri ticaretinin değeri 202,3 milyar dolara çıkacak.

Buna karşın bitkisel yağ stoklarında üst üste üçüncü yıl düşüş beklenirken, enerji ve gübre fiyatlarındaki dalgalanmaların piyasalardaki temel risk unsuru olmayı sürdüreceği öngörülüyor.

****Sonuç olarak, dünya piyasalarını takip etmek sadece büyük şirketlerin değil, her üreticinin gündeminde olmak zorundadır. Türkiye’nin güçlü üretim gücü, doğru politikalar, güçlü çiftçi desteği ve küresel gelişmeleri doğru okumayla daha da artabilir. Çünkü bugün dünyadaki bir fiyat hareketi, tarladaki maliyeti, ahırdaki giderleri ve çiftçinin kazancını doğrudan belirlemektedir. Küresel tarımı anlayan üretici, geleceğin tarımında daha güçlü yer alacaktır.

Bu konuda en önemli görev ilgili kamu kurumlarına, çiftçi ve üretici örgütlerine, özellikle Ziraat Odalarına, Tarım ve Orman Bakanlığına ve Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kuruluna düşmektedir.

{ "vars": { "account": "UA-60615480-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }