Tarımsal ürünlerde ithalat ve spekülatör meselesi!

Tarım Bakanlığı'na FAKIBABA'nın gelmesi yetiştiriciler ve üreticiler için yeni bir umut kaynağı oldu. Kendisi her ne kadar alanın dışından olsa da 'niyeti', 'çabası' ve 'beytül mal hassasiyeti' ile 'vizyoner tutumu' bu alanda açığını fazlasıyla kapatacak gibi görünüyor.

Kendisinin alandan olmaması ve kısa sürede büyük bir birikim oluşturması mümkün olamadığı için yapması gereken en önemli ve ilk adım kendisine sağlıklı bilgi ve yön verecek hem mesleki birikimi hem de 'karakteri düzgün kadroları' iş başına getirmesi en acil zaruret görünmektedir.

Aksi takdirde ithalat mevzunda ve hayvancılıkla ilgili 'spekülatör' açıklamasında görüleceği üzre önceki dönemin ülke tarım ve hayvancılığını felakete sürükleyen tavır ve anlayışının devam etmesi gibi tuhaf bir durum yaşandığına şahitlik edilecektir.

Tarımsal ürünlerle ilgili ithalat kararının tamda hasat zamanında alınması hatta ülkenin bir kısmı hasatını tamamladıktan sonra alınması bir yıldır bunu bekleyen çiftçilerimiz açısından büyük bir hayal kırıklığı ve öfke kaynağı olmuştur.

Bir devlet ne kadar öngörü becerisi sergileyebilir ve ne kadar uzun vadeli stratejik planlama yapabiliyorsa o kadar devlettir.

Hayati bir alanda önünü göremeyen, gerekli hesaplamaları yapıp tedbirleri alamayan, alacağı kararlara toplumu hazırlayamayan, aldığı kararları izah edemeyen bir bürokrasi ülkeye hizmet etmek bir yana, yüktür.

Hayvan ithalatı konusuna hiç girmiyoruz ama şu meşhur spekülatör meselesine girmezsek olmaz.

Tipik bir bürokratik kurnazlık olan bu spekülatör meselesinin bürokrasi dilinde meali “efendim, biz bütün planlama ve çalışmalarımızı düzgün bir şekilde yapıyoruz ama şu kahrolası spekülatörler her şeyi mahvediyor" anlamına geliyor.

Durup bakıyoruz uzun yıllara sair özellikle 2008 sonrası sürekli akut bir sorun olarak varlığını devam ettiren hayvancılık alanında gerekli tahliller, projeksiyonlar, projeler ve uygulamalar yapılmış mı?

Yokkk...

Günübirlik yaklaşımlar onu bunu memnun etme çabaları dışında bir şey yok!

Peki ithalatın önüne geçmek için yerli kaynaklar ve hayvansal döngüye yönelik altyapı kurulmuş mu?

Yokkk...

Bol bol lafı güzaf bol bol salon toplantısı dilek ve temenni…

Peki ithalata mecbur kalınınca ithalattan uzun vadeli fayda sağlayacak bir planlama ve uygulama yapılmış mı?

Yokkk...

Geçen yıllar boyunca sıksık değişen ithalat rejimleri ve şekilleri ile karşılaşıyoruz.

Ne bir çerçeve ne de bir hedef var!

Bugün sorun ne ise gündem o, yarın hak getire!

Peki mevcut hayvan varlığı sağlıklı bir şekilde kayıt altına alınmış ve takip edilebilmiş mi?

Yokkk...

Çünkü küpeler hayvanların kulaklarında değil ahırların pencere önlerinde.

Peki et ve hayvan kaçakçılığının önüne geçilebilmiş mi?

Yokkk...

Eskiden şehirlerarası yollarda başıboş eşek ve atlar görürdük şimdi onları cezalı-sakıncalı firmalar listesinde “tırnaklı hayvan" olarak ancak görebiliyoruz.

Hayvancılık meselesinin çözümünde tüketici alışkanlıklarının çok önemli olduğunun farkında mıyız?

Yokkk...

Eeee… Sorun ne?

“Efendim şu spekülatörler var ya…"

Ülkemizde hayvancılık işletmelerin yüzde 90'nın aile tipi işletme olduğunu, hayvan varlığının neredeyse yüzde 90'nın bu işletmelerde bulunduğunu, pazarın kolay manipüle edilecek şekilde sığ değil, derin olduğunu, hayvan beslemede yem malıyetının en onemli (% 70-75) kalem oldugunu, maksimum fayda alınamadıgı (belli bir süreden sonra beslemede) takdirde zarar olacağını, canlı ticari bir malın hastalık, ölüm risklerini ve hayvan bakım maliyetlerini düşündüğümüzde bu alanda kesime gelmiş besi sürecini tamamlamış hayvanı kesmeyerek, spekülasyon yapmak için yetiştiricinin aklını peynir ekmekle yemesi lazım.

Bu buğday, arpa, mısır mı? depoya at dursun!

Her şeye rağmen bu spekülasyonu yapanlar var diyelim, bir ara patateste benzer sorun yaşanmış depolara devletin görevlileri girmişti ve sorun çözülmüştü. Benzer şekilde bu spekülatör meselesini iddia eden bürokratlarda bu işletmelere girsinler ve ifşa etsinler neyi bekliyorlar!

FAKIBABA'nın merkezde salon, otel taşrada büro merkezli çalışmaya alışmış bakanlık işleyişi ve her alanda oluşmuş kemikleşmiş iş döngüsü, ekseriyeti çiftçiyi gündeminden çıkarmış çiftçi örgütleri denkleminde kalıcı köklü değişiklikler yapabilmesi oldukça zor görünmektedir.

Bu sarmalı aşabilmesi ve yol alabilmesi için tuzaklara düşmeden değişimi buradan tedrici bir yöntemle başlatması başarısını kolaylaştıracak ve ülke tarım ve hayvancılığının inkişafı için daha kısa sürede sonuç almasına imkan verecektir.

Bu arada yazıyı yazarken gördüm 15 yıldır esaslı bir eleştiri ve öneri getirmeyen protokol sıralarının en ön sırasının müdavimi TZOB Başkanı meydanlara çıkmaktan bahsetmiş.

Sanırım bir önceki dönemde olduğu gibi yakın ilgi göremeyen 'Başkan' yeni Bakana; 'beni gör, beni unutma, beni önemse, beni sev' mesajı veriyor biline…

Bir sonraki yazımızda 16 Nisan denkleminde Tarım ve Hayvancılığın önemine değineceğiz inşallah.



YORUM EKLE

banner251