" />

Her yönüyle tarla bitkileri

Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Baydar'ın 'Tarla Bitkileri üzerine hazırlamış olduğu dosya...


Her yönüyle tarla bitkileri
banner200

TARLA BİTKİLERİNİN TANITIMI

Tarla tarımı; güneş, toprak, hava ve su gibi doğal kaynakları kullanarak insan ve hayvan beslenmesi için elzem olan protein, karbonhidrat ve yağ gibi birincil, alkaloit, terpenoit ve fenolik maddeler gibi ikincil temel organik metabolitlerin üretimini gerçekleştirme bilimi ve sanatıdır. Tarımsal üretim kaynakları bitkisel ve hayvansal olmak üzere başlıca iki gruba ayrılır. Bitkisel üretim kaynaklarının en başında tarla bitkileri gelir. Çünkü insanların olmazsa olmaz kabul edilen beslenme, giyinme, barınma ve tedavi gibi temel ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılayan en önemli ürünler tarla bitkileridir.

Tarla bitkileri, tarlada yetiştirilen genelde otsu yapılı ve tek yıllık ve bazen çalımsı veya odunsu çok yıllık kültür bitkileridir. Tarla bitkileri ürün gruplarına göre; tahıllar, yemeklik baklagiller, endüstri bitkileri ve yem bitkileri olarak dört ana grupta toplanır. Ayrıca hayvan beslenmesinde kullanılan doğal ve yapay oluşturulmuş çayır ve meralar da tarla bitkileri içerinde yer alır. Agronomik özelliklerine göre tarla bitkileri; tahıllar, tane baklagiller, lif bitkileri, yağ bitkileri, şeker bitkileri, kök ve yumru bitkileri, kauçuk bitkileri, enerji bitkileri, tıbbi ve aromatik bitkiler, baharat ve keyf bitkileri, yem bitkileri gibi birçok alt gruplarda sınıflandırılırlar.

Tarla Bitkilerinin Önemi

Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de doğrudan tarıma ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesinde tarla bitkilerinin ayrı bir önemi vardır: Buğday, mısır, çeltik ve darılar gibi hububatlar un, nişasta, makarna ve biyoetanol sanayinin; nohut, mercimek, fasulye, bezelye, bakla ve börülce gibi baklagiller bakliyat ve konserve sanayinin; patates, tatlı patates ve yer elması gibi yumrulu bitkiler nişasta, jips ve alkol sanayinin; şekerpancarı, şeker ve şekerli mamuller ile alkol ve biyoetanol sanayinin; pamuk, keten ve kenevir gibi lif bitkileri iplik, tekstil ve konfeksiyon sanayinin; ayçiçeği, kanola, soya, yerfıstığı, aspir ve pamuk gibi yağlı tohumlar bitkisel yağ, küspe ve biyodizel sanayinin; arpa, anason ve şerbetçiotu malt, bira, rakı ve alkollü içki sanayinin; tütün, sigara ve tütün mamulleri sanayinin; susam ve çöven tahin ve helva sanayinin; haşhaş, alkaloit (morfin ve türevleri) ve ilaç sanayinin; yağ gülü, kekik, defne ve lavanta gibi aromatik bitkiler uçucu yağ, parfüm ve kozmetik sanayinin; çay, adaçayı, dağçayı, ekinezya, civanperçemi, ısırgan otu, kekik, biberiye, kapari, nane, reyhan, oğulotu, kimyon, rezene, kişniş, çörekotu, çemen, safran, hardal, havlıcan, sumak, kuşburnu, kırmızıbiber gibi bitkiler ilaç, herbal çay ve baharat sanayinin; kökboya, cehri, çivitotu, muhabbet çiçeği, havaciva, boyacı papatyası, mazı gibi bitkiler doğal boya sanayinin; fiğ, yonca, korunga, üçgül, mürdümük, yem bezelyesi, burçak, mısır, sorgum, sudan otu, bromlar, yumaklar, ayrıklar, çimler, kelp kuyruğu, çayır salkım otu gibi baklagil ve buğdaygil yem bitkileri doğrudan, diğer tarla bitkileri ise dolaylı olarak yem sanayinin; çayır ve meralar ise özellikle et ve süt üretiminde kullanılan hayvanların kaba yem ihtiyaçlarını karşılayan doğal kaynaklar olarak büyük önem taşırlar.

Tarla Bitkilerinin Sınıflandırılması

Serin İklim Tahılları: Buğday, Arpa, Yulaf, Çavdar, Tritikale

Sıcak İklim Tahılları: Mısır, Çeltik, Sorgum, Darılar, Kuşyemi

Serin Mevsim Baklagiller: Mercimek, Nohut, Bakla, Bezelye

Sıcak Mevsim Baklagiller: Fasulye, Börülce

Yağ Bitkileri: Soya, Kolza/Kanola, Ayçiçeği, Yerfıstığı, Susam, Aspir, Keten, Ketencik, Crambe, Hintyağı, Jatropha, Jojoba, vd.

Lif Bitkileri: Pamuk, Keten, Kenevir, Kapok, Jüt, Rami, Hibiskus, vd.

Nişasta Bitkileri: Patates, Tatlı patates, Yerelması, Kassava, Taro, vd.

Şeker Bitkileri: Şekerpancarı, Şekerkamışı, Şeker darısı

Tıbbi ve Aromatik Bitkiler: Tütün, Haşhaş, Çay, Anason, Kimyon, Rezene, Kişniş, Nane, Oğulotu, Kekik, Adaçayı, Şerbetçiotu, Safran, Kırmızıbiber, Kapari, Yağ gülü, Lavanta, Defne, Papatya, Fesleğen, Ekinezya, Kantaron, vd

Baklagil Yem Bitkileri: Yonca, Korunga, Üçgül, Fiğ, Burçak, Yem Bezelyesi, Mürdümük, vd

Buğdaygil Yem Bitkileri: Sorgum, Sudanotu, Ayrıklar, Yumaklar, Salkımlar, Bromlar, vd

TÜRKİYE'DE TARIM ALANLARININ DAĞILIMI

Türkiye toplam arazi varlığı: >76 milyon ha

İşlenen tarım alanı: 23.6 milyon ha (%32)

Tarla Bitkileri: 15.7 milyon ha (%66.5)

Nadas alanı: 4 milyon ha (%16.9)

Bahçe Bitkileri: 3.9 milyon ha (%16.5)

Çayır-mera arazisi: 14.6 milyon ha (%20)

Orman arazisi: 21.5 milyon ha (%26)

(1 ha = 10 da)

(1 da = 1000 m2)

Türkiye'de tarla tarımına ayrılan alanın:

Tahıllar (hububat): 12 milyon ha (%76)

Endüstri (sanayi) bitkileri: 2 milyon ha (%12)

Baklagiller (bakliyat): 0.8 milyon ha (%5)

Yem bitkileri: 1.2 milyon ha (%7) oluşturuyor.

Türk Tarımında Tarla Bitkilerinin Yeri

76 milyon hektarın üzerinde arazi varlığı olan Türkiye'de yaklaşık 23.6 milyon hektar tarım alanının 19.7 milyon hektarında tarla tarımı şeklinde tarla bitkileri yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ancak tarla tarımın yapıldığı kurak ve yarık kurak bölgelerimizde her yıl 4 milyon hektar alan nadas uygulaması nedeniyle boş bırakılmaktadır. Bu nedenle, her yıl üzerinde tarla bitkileri yetiştiriciliği yapılan tarla alanı 15.7 milyon hektar kadardır. Bu alanın %76'sında tahıllar, %12'sinde endüstri bitkileri, %5'inde baklagiller ve %7'sinde yem bitkileri yetiştiriciliği yapılmaktadır. Sayılan bu ürünler dışında, 14.6 milyon hektarlık çayır-mera alanları da çitlik hayvanları için doğal otlatma alanlarıdır.

Türkiye'de tarım alanlarının %83.5'inde (nadasa bırakılan alanlar dahil) tarla bitkileri yetiştiriciliği yapılmaktadır. Tahıllardan buğday, arpa, mısır ve çeltik, yemeklik baklagillerden nohut, mercimek ve fasulye, endüstri bitkilerinden pamuk, ayçiçeği, şekerpancarı ve patates, tıbbi, aromatik ve keyf bitkilerinden tütün, çay, haşhaş, kimyon ve anason, yem bitkilerinden fiğ, yonca, korunga, hasıl mısır ve darılar hem yarattıkları istihdam hem de ürettikleri ekonomik değer itibariyle son derece önemlidirler.

Dünyada ve Türkiye'de Tarla Bitkileri Üretimi

Dünyada tahıl olarak en fazla buğday, çeltik ve mısır, Türkiye'de ise buğday, arpa ve mısır üretilir.

Dünyada baklagil olarak en fazla fasulye ve bezelye, Türkiye'de ise nohut ve mercimek üretilir.

Dünyada yağ bitkisi olarak en fazla soya ve kolza, Türkiye'de ise ayçiçeği ve zeytin üretilir.

Türkiye'nin sıcak ve sulanan bölgelerinde soya, yerfıstığı ve susam, serin ve kurak bölgelerinde ise kolza/kanola ve aspir üretimi yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.

Dünyada şeker bitkisi olarak en fazla şekerkamışı (%80) ve şekerpancarı (%20), Türkiye'de ise sadece şekerpancarı (%100) üretilir.

Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de lif bitkisi olarak en fazla pamuk (%99.9) üretilir. Türkiye'de keten ve kenevir gibi diğer lif bitkilerinin neredeyse üretimi yok denecek kadar azalmıştır.

Dünyada nişasta bitkisi olarak yumrulu bitkilerden patates, kassava, tatlı patates ve taro üretilirken, Türkiye'de en fazla patates (%99) ve bir miktar da tatlıpatates ve yer elması üretilir.

Türkiye tıbbi ve aromatik bitkiler bakımından (özellikle haşhaş, çay, tütün, anason, kimyon, kekik, defne, adaçayı, kapari, yağ gülü ve kırmızıbiber üretiminde) dünyanın sayılı ülkeler arasındadır.

Dünyada yem bitkileri tarım alanlarının önemli bir kısmını kaplarken, Türkiye'de yem bitkileri üretimi halen (ne yazık ki) çok yetersizdir. Türkiye'de en fazla fiğ, yonca ve korunga ile hasıl mısır ve sorgum üretilir.

Hangi tarla ürünü hangi bölgemizde en fazla üretiliyor?

Orta Anadolu'da: Ekmeklik Buğday, Arpa, Çavdar, Çerezlik Ayçiçeği, Şekerpancarı, Patates, Yer Elması, Nohut, Fasulye, Yeşil Mercimek, Kimyon

Marmara'da: Yağlık Ayçiçeği, Çeltik, Yulaf, Tritikale, Kanola, Bezelye, Şerbetçiotu, Keten

Ege'de: Tütün, Haşhaş, Kekik, Bakla, Börülce

Akdeniz'de: Mısır, Sorgum, Soya, Yerfıstığı, Tatlı Patates, Susam, Anason, Defne, Yağ Gülü, Lavanta, Mürdümük

Güneydoğu'da: Makarnalık Buğday, Pamuk, Kırmızı Mercimek, Aspir, Kırmızı Biber

Karadeniz'de: Çay, Kenevir, Safran

Doğu Anadolu'da: Fiğ, Korunga, Yonca ve diğer Yem Bitkileri ile Çayır ve Meralar

TARLA TARIM SİSTEMLERİ

Kuru Tarım: Yıllık yağışı 500 mm'ye kadar olan ve yağışın mevsimlere dağılışı düzensiz olan bölgelerde sulamasız yapılan tarım sistemidir. Bu sistem, yağışın bitkiler için sınırlayıcı bir faktör olduğu yerlerde zorunlulukla uygulanır. Kuru tarım sisteminde temel amaç; özel iklim koşulları altında atmosferden gelen yağış sularını bitki yetiştirmede en etkili olarak kullanmaktır. Ülkemizde kıyı bölgeler, Trakya, Doğu Anadolu dışındaki alanlar kurak iklim bölgeleridir. Kuru tarımın uygulama zorunluluğu bulunan bu bölgeler Türkiye tarla alanlarının %70'den fazlasını oluşturur ve yaygın olarak nadas uygulanır. Kuru tarım alanlarında serin iklim tahılları (başta buğday ve arpa), serin mevsim bakliyatlar (başta nohut ve mercimek), kurağa dayanıklı bazı endüstri bitkileri (haşhaş, aspir, kanola, yağ keteni, kimyon gibi) ile bazı yem bitkileri (fiğ, burçak, korunga gibi) yoğun olarak yetiştirilir.

Sulu Tarım: Yıllık yağışı 500 mm'nin altında olan ve yıllık yağışları mevsimlere dağılışı düzensiz olan kuru tarım bölgelerinde sulama yapılarak uygulanan tarım sistemidir. Sulu tarım alanlarında sulama yaparak toprakta istenildiği kadar nem biriktirilebildiği için nadasa gerek kalmaz ve bu tip alanlarda her yıl ürün alınır. Örneğin Orta Anadolu'nun sulanan tarım alanlarında şekerpancarı, patates, mısır, ayçiçeği, fasulye, yonca gibi tarla bitkileri ekim nöbetinde sıkça yer alır. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü sulu tarım alanlarında (örneğin Çukurova'da) kışlık ana ürün buğday, kolza ve turfanda patates gibi ürünlerden sonra yazlık ikinci ürün soya, susam, yerfıstığı, mısır ve hatta pamuk gibi bitkilerden birisi ekilerek yılda iki ürün kaldırılır.

Nemli Tarım: Yıllık yağış miktarı 750 mm'nin üzerinde (özellikle de 1250 mm'nin üzerinde olan), yağışların mevsimlere dağılışı düzenli ve yıllık yağış miktarı yıllık buharlaşma miktarından fazla olan bölgelerde uygulanan tarım sistemidir. Bu sistemde sulama yapılmaz. Ancak çoğu zaman suyun eksikliği değil, tam tersine fazlalığı sorun olmaya başlar. Böyle durumlarda suyun fazlalığını topraktan uzaklaştırmak toprak olabildiğince derin işlenir ve drenaj kanalları açılır. Ülkemizde nemli tarıma en uygun bölge olan Doğu Karadeniz Bölgesi'nde ekonomik olarak yetişebilen ürünler sınırlı olmakla birlikte, bölgenin iklim ve toprak yapısına çay, fındık, mısır, patates, fasulye, kivi, karayemiş, kara lahana gibi daha çok tropikal ve subtropik iklim bitkileri iyi uyum sağlamışlardır.

TARLA TARIMINI KISITLAYAN EN ÖNEMLİ FAKTÖR: SU

Dünyanın birçok bölgesi tarla bitkileri üretimi yapmak için son derece uygun koşullara sahiptir. Tarla bitkileri üretimini kısıtlayan en önemli faktör su eksikliği veya nem yetersizliğidir. Türkiye'de tarım alanlarının yaklaşık %40'ı yarı kurak alanlardan meydana gelir ve bu alanların yaklaşık %60'ı Orta Anadolu'da ve %40 Güneydoğu Anadolu, Kuzey ve Batı Geçit Bölgelerinde yer alır. Doğu Karadeniz Bölgesi ve bazı yüksek rakımlı bölgeler dışında kalan bölgelerin yıllık doğal yağış toplamı 250-750 mm arasında değişir ve bu miktarın da %80'e yakını kış ve ilkbahar mevsimlerinde düşer. Bu nedenle bu tip kurak ve yarı kurak bölgelerde sulama olanağı yok ise tahıl ağırlıklı kuru tarım sistemi zorunlu olarak uygulanır. Eğer kuru tarım alanlarında sulama sistemleri kurulup geliştirilebilirse (sulu tarım sistemi) tarla bitkileri ekim alanları daha da genişleyecektir. Kurak ve yarı kurak tarım alanlarında sulu tarıma geçişle birlikte çok ürünlü üretim sistemlerin de önü açılmış olacaktır.

SUYUN BAZEN EKSİKLİĞİ BAZEN DE FAZLALIĞI SORUN!

Türkiye'de karasal iklimin hakim olduğu kuru tarım bölgelerinde suyun eksikliği, tipik Karadeniz ikliminin hakim olduğu nemli tarım bölgelerinde ise suyun fazlalığı sorun olur. Nemli tarım bölgelerinde ılıman ve karasal iklim bölgelerinde yetiştirilen bitkilerin birçoğu ekonomik olarak yetiştirilemez. Örneğin çeltik, mısır, patates ve şekerpancarı gibi ılıman ve karasal iklim bölgelerinde sulanarak yetiştirilebilen tarla bitkileri nemli tarımın yapıldığı bölgelerde sulanmadan yetişebilir ise de hasat ve harman işlemleri sürekli yağış ve nemden dolayı büyük sorun olur. Örneğin Doğu Karadeniz Bölgesi'nde mısır bitkisi sulanmadan yetişebildiği için çok fazla üretilir.

Ancak hasat edilen mısır koçanlarını kurutmak için serenderlerden faydalanılır. Yine şekerpancarı bu bölgede sulanmadan yüksek verim verirse de şeker oranı düştüğünden üretimi yapılmaz. Sürekli aralıksız düşen yağışlar ayçiçeğinin tozlaşmasını sağlayan arıların çalışmasını engellediği gibi bitkinin hasadını ve elde edilen tohumların kurumasını zorlaştırır. Üstelik aşırı nem nedeniyle artan ve çeşitlenen hastalık etmeleri verimi ve kaliteyi önemli ölçüde düşürür. Örneğin buğday aşırı nemli ve sıcak iklimlerde özellikle fungal ve bakteriyal kökenli hastalıklardan (özellikle Septoria) büyük zarar görür.

Dünyada tropikal iklimin hüküm sürdüğü sıcak güney ülkelerinde yoğun olarak nemli tarım uygulanır ve bu ülkelerde çeltik, muz, kivi, mango, kahve, Hindistan cevizi, ananas, karabiber, tarçın, zencefil, zerdeçal, karanfil, vanilya gibi ürünler yetiştirilir. Ülkemizde nemli tarıma en uygun bölge olan Doğu Karadeniz Bölgesi'nde ekonomik olarak yetişebilen ürünler sınırlı olmakla birlikte, bölgenin iklim ve toprak yapısına çay, fındık, kivi, karayemiş, kara lahana gibi daha çok tropikal ve subtropik iklim bitkileri çok iyi uyum sağlamışlardır.

ÇOK ÜRÜNLÜ ÜRETİM SİSTEMLERİ

Aynı tarla arazisi üzerinde ürünlerin yalın, karışık veya çoklu olarak yetiştirilmesi ile ilgili çok farklı tarım sistemleri mevcuttur. Dünyada tarla bitkileri yetiştiriciliğinde yaygın olarak yalın ekim (monokültür) sistemi (örneğin bir tarlada uzun yıllar sadece buğday veya sadece pamuk yetiştirmek gibi) uygulanmakla birlikte, farklı türlerden birbirlerini tamamlayan bitkilerin belirli bir plan içersinde karışık olarak yetiştiriciliğinin yapıldığı “çok ürünlü üretim sistemleri" de vardır.

Çok ürünlü üretim sistemi, en basit anlatımla, aynı tarla üzerinde iki ya da daha fazla ürünün bir arada yetiştirilmesidir. Çoklu üretimin çift üretim, karışık ekim, araya ekim gibi farklı versiyonları vardır. Çoklu üretim, özellikle aynı yıl içerinde yıl boyu yağışların düzenli olarak düştüğü bölgelerde aynı tarla üzerinde neredeyse yılın 12 ayında kesintisiz üretim yapıldığı sistemleri de kapsar. Bu sistemde iki ürün birbiri arkasından aynı yıl içersinde veya üç ürün iki yılda aynı tarlada üretiliyorsa buna “çift üretim" adı verilir. Burada asıl amaç aynı tarladan mümkün olduğunca azami ölçüde fayda sağlamaktır.

Türkiye'de Çukurova bölgesinde yapılan bir uygulama ile: buğday (Kasım-Mayıs) - mısır (Haziran-Eylül) – turfanda patates (Ekim-Mart) – pamuk (Nisan-Ekim) şeklinde aynı tarladan iki yılda dört ürün kaldırılabilmektedir. Bu uygulama çoklu üretim sistemleri (çift üretim) için iyi bir örnektir.

EKİM NÖBETİ

Ekim nöbeti (münavebe veya rotasyon) çoklu üretim sistemlerinin farklı bir uygulama sahasıdır. Ekim nöbeti, aynı tarım alanı üzerinde farklı türlerden kültür bitkilerinin düzenli aralıklarla arka arkaya yetiştirilmesidir (örneğin buğday hasadından sonra ayçiçeği, ayçiçeği hasadından sonra soya veya soya hasadından sonra şekerpancarı yetiştirilmesi gibi). Ekim nöbetinden beklenen faydalar:

(1) yabancı otlar, hastalık ve zararlılarla mücadele etmek,

(2) toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısını iyileştirmek,

(3) toprağın çeşitli katmanlarından aynı derecede faydalanmak,

(4) erozyonu önlemek ve

(5) toprak verimliliğini korumaktır.

Örneğin monokültür patates yetiştiriciliği yapılan alanlarda patates uyuzu (Actynomyces scables) çok büyük verim kayıplarına yol açarken patates ile şekerpancarı münavebeye sokulduğunda bu hastalık daha kolay kontrol altında tutulabilmektedir. Bu nedenle pancardan önce patates ve pancardan sonra buğday yaygın bir münavebe uygulamasıdır. Bir bölgede uygulanacak ekim nöbeti sistemine birçok faktör etki eder; (1) bölgenin iklim koşulları ve toprak yapısı, (2) sulama olanakları, (3) yetiştirilebilecek bitki türleri, (4) yabancı ot, hastalık ve zararlıların yayılma durumu, (5) ulaşım, depolama ve pazarlama olanaklarıdır. Her bir yöre veya bölge için toprak ve ürün verimliliğini artıran ve ekonomik bir gelir sağlayan ekim nöbeti uygulamalarının hayata geçirilmesi gerekmektedir.

ARAYA VEYA KARIŞIK EKİM SİSTEMLERİ

Örneğin aynı tarla üzerinde ardışık olarak bir sıra mısır - bir sıra fasulye ekmek veya aynı tarla üzerinde arpa ve fiğ tohumlarını ekimden önce karıştırarak ekmek karışık ekime, turunçgil ağaçlarının arasına bakla veya bezleye ekmek araya ekime örnek olarak gösterilebilir. Bu tip üretim sistemlerinde önemli olan araya veya karışık olarak ekilecek ürünlerin birbirlerini destekleyici olmasıdır. Örneğin mısır arasına ekilen fasulye mısır için, arpa ile karışık olarak ekilen fiğ ise arpa için iyi birer doğal azot kaynağıdır. Yine mısır ve arpa bitkileri birlikte yetiştirildikleri fasulye ve fiğ için iyi birer doğal tırmanma ve sarılma direkleridir. Dünyanın farklı iklim bölgelerinde farklı uygulanan çok ürünlü üretim sistemleri vardır. Örneğin ABD'de buğday ve soya, Afrika'da mısır ve fasulye, Hindistan'da sorgum ve yerfıstığı, Avusturya'da kılçıksız brom ve üçgül bitkileri araya veya karışık ekim sistemlerinde yaygın olarak birlikte kullanılırlar.

NADAS NEDİR VE NİÇİN UYGULANIR?

Nadas, tarla toprağının işlenerek belirli bir süre boş bırakılmasıdır. Kuru tarımın yapıldığı bölgelerde su noksan bir faktör olup, genellikle yıllık yağışlar topraktan her yıl ürün kaldırmaya yeterli değildir. Bu nedenle iki yılda bir ürün alınır ve iki ekim yılı arasına bir “nadas yılı" koymak zorunlu olur. Bilhassa kurak ve yarı kurak bölgelerde düşen doğal yağışın her yıl üretim yapmaya izin vermeyecek kadar düşük olması nedeniyle çoğu zaman nadas zorunlu olarak uygulanır. Amaç, nadas yılında düşen yağış sularından bir kısmını toprakta biriktirmek ve ertesi yıl bitkiye yarayışlı olacak su miktarını artırmaktır. Yapılma zamanına ve şekline göre nadasın güz nadası, yarım nadas, tam nadas, kara nadas ve anızlı nadas gibi çeşitleri vardır.

Yıllık yağış miktarı 400 mm'nin altında olan ve yağışların yoğun olarak kış ve ilkbahar aylarında düştüğü, yaygın olarak serin iklim tahılları yetiştiriciliğinin yapıldığı Orta Anadolu, Geçit Bölgeleri ve Güneydoğu Anadolu gibi kurak ve yarı kurak bölgelerde her yıl 4 milyon hektara yakın bir alan nadasa bırakılmaktadır. Bu bölgelerde üst üste tahıl üretimi çoğu zaman yağış eksikliği nedeni ile mümkün olmaz, araya bir yıl nadas sokularak nadası takip eden yılın ekim ayına kadar iyi bir çıkış için toprakta nem biriktirilmeye çalışılır. Böylece tahıl hasadının yapıldığı Haziran-Temmuz aylarından itibaren tarla 14-15 ay süreyle nadasa bırakılır, ancak takip eden yılın EylülEkim ayında tekrar tahıl ekimi yapılır.

Orta ve Güneydoğu Anadolu koşullarında 120 cm toprak derinliğine sahip topraklarda 400 mm yağışa kadar nadas uygulaması ile daha fazla verim alınabilmekte, her yıl ekim yapma olanağı ise 400 mm'nin üzerinde yıllık yağış alan yörelerde başlamaktadır. Toprak derinliği 90 cm'den daha az olan topraklarda transpirasyon ve kılcal hareket sonucu oluşan evaporasyon ile su muhafazası çok güç olduğundan, bu tip alanlarda nadas yerine her yıl üst üste tahıl üretmek veya su tüketimi fazla olmayan nohut, mercimek, aspir, kimyon, yağlık keten gibi bitkileri yetiştirmek daha karlı olabilir.

NADAS ETKİNLİĞİNİ ARTIRMAK İÇİN…

Nadas yılında kısıtlı olan suyu en azami ölçüde toprakta tutmayı, en azından ekim yatağında çimlenmeyi garanti altına alacak kadar bir nem bulundurmayı hedefleyecek şekilde toprak işleme yapılmalıdır. Özellikle toprak işleme yöntemi ve zamanı toprakta su muhafazası üzerine büyük etki eder. Bilhassa kara nadas yerine anızlı nadas veya minimum toprak işleme uygulamaları yaparak toprak ve su muhafazası daha iyi sağlanabilir. Bu uygulamalarda temel amaç; toprağı gereksiz yere işlememek, toprağı devirerek değil alttan yırtarak işlemek, ilk toprak işlemeyi erken ilkbaharda toprak tava gelir gelmez yapmak, toprak yüzeyini mümkünse malçlı (anız artığı gibi) bırakmaktır. Toprak kaymak bağlamamış ve yabancı otlar zarar verecek boyutta çıkmamış ise ikileme ve üçleme gibi sürümler zorunlu kalınmadıkça yapılmamalıdır. Çünkü her toprak işlemede toprak sürekli havalandığı ve aşırı ufalandığı için buharlaşma yoluyla su kayıpları artmaktadır. Nadas uygulanan kuru tarım bölgeleri için mümkünse tohumu gübre ile birlikte banda düşüren, ekici ayaklar arasında baskı tekerlekleri bulunan ve bu şekilde arkvari ekim yapabilen ekim makineleri (mibzerler) idealdir. Bu şekilde hem tohum ekim şeridinin üzeri iyice bastırılmış, hem de oluşan arklara daha fazla yağmur ve kar suyu biriktirilmiş olur.

ANIZ NEDİR VE NEDEN YAKILMAMALIDIR?

Tahıllar biçerdöver ile hasat edildikten sonra toprak yüzeyinde kalan dikili saplar (anız) çoğu zaman yakılır. Oysa organik maddesi çok düşük ve erozyona çok açık olan topraklar için anız yakılmamalı, bilakis sürülerek veya parçalanarak toprağa yeniden kazandırılmalıdır. Anız yakmak bir çevre felaketidir. Çiftçiler anızı çoğunlukla üst üste ekim yaptıkları yıllarda toprağın pullukla daha kolay işlenmesi ve ekim makinelerinin daha kolay çalışması için yakarlar. Oysa hasat sonrası tarla yüzeyinde kalan bitkisel artıklar toprağı tavında tutmakta ve bilhassa meyilli arazilerde su ve rüzgâr erozyonuna engel olmaktadır.

Özellikle nadasa bırakılacak tarlalarda anızı yakmanın hiçbir gereği yoktur. Çünkü bir sonraki ekime kadar geçen yaklaşık 15 aylık sürede anız sapları zaten kendiliğinden çürüyerek toprağa karışmaktadır. Çevre ve Orman Bakanlığı'nın anız yakmaya ilişkin Çevre Yasası'nın hükümlerine göre; anız yakanlara her dekar için 34 TL para cezası verileceği, anız yakma fiilinin orman ve sulak alanlara bitişik yerler ile meskun mahallerde işlenmesi durumunda cezanın 5 kat arttırılacağı beyan edilmiştir.

ANIZ YAKMAK YERİNE DİREKT ANIZA EKİM

Ülkemiz topraklarının yüzde 75'inde organik madde miktarı yüzde 2'nin altındadır. Bu, yıllarca uygulana gelen monokültür tarım ve bitkilerin hasat sonrası tarlada bırakılan ve anız olarak tanımlanan artıkların yakılmasının bir sonucudur.

Çiftçinin anızla ilgili en önemli sorunu çürüme süresinin uzun olmasıdır. Anız saplarının çürüme süresi üzerine etki eden en önemli faktörler toprağın nem içeriği ve sıcaklığı ile anızın C/N katsayısıdır. Toprağın nem oranı ve sıcaklığı ne kadar yüksek, C/N katsayısı ne kadar düşük ise (20 civarında) anızın parçalanma veya çürümesi de o kadar hızlı olur. Ancak tahıl anızlarında C/N katsayısı genelde 80'den fazladır. Bu katsayı anız üstüne azotlu gübreleme yapılarak düşürülebilir. Her 100 kg anız için 1 kg inorganik azot vererek C/N katsayısı 40'ın altına indirilebilir.

Çiftçilerimizin anız yakmalarındaki birinci neden, tarla bir sonraki ekim sezonuna hazırlanırken toprak üzerinde kalan fazla anızın pullukla toprak işlemeyi zorlaştırmasıdır. Anız yakmak yerine bir seçenek de direkt anıza ekim yapmaktır. Bu amaçla geliştirilmiş özel ekim makineleri vardır.

banner207
YORUM EKLE
YORUMLAR
Isırgan otu
Isırgan otu - 4 yıl Önce

Bn samsunda yaşıyorum traktorum var ısırgan otu hakkında bilgi verebilir misiniz ekip satışını yapmak istiyorum

banner151