Erozyonun acı yüzü her yıl 154 milyon ton toprağımızı kaybediyoruz!

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, erozyonla Türkiye'nin her yıl kaybettiği toprak miktarını açıkladı.

banner180
Erozyonun acı yüzü her yıl 154 milyon ton toprağımızı kaybediyoruz!
banner200
banner195

Başkent Ankara Dünya Çölleşme ile Mücadele Günü etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 1970’li yıllarda erozyonla denizlere, göllere ve barajlara taşınan toprak miktarının yılda 500 milyon ton iken bu miktarın son yıllarda yapılan çalışmalar neticesinde, günümüzde yılda 154 milyon tona düşürüldüğünü açıkladı. Pakdemirli, şimdi ki hedefin ise 2023 yılında akarsular ile denizlere taşınan toprak miktarını 130 milyon tona düşürmek olduğunu söyledi. 

Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi'nin kabulünün 25. Yılına denk gelen ve yaklaşık 20 ülkenin bakan ve üst düzey bürokrat düzeyinde katılım gösterdiği etkinlikler 17-19 Haziran arasında yapılacak. Bu önemli organizasyonun açılışında Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli de bir konuşma gerçekleştirdi.

SAVAŞLARDAN DAHA TEHLİKELİ, SİNSİ SORUN: ÇÖLLEŞME

Çölleşmenin, Dünyamızı tehdit eden ve gün geçtikçe büyüyen, sessiz; savaşlardan daha tehlikeli, sinsi bir sorun olduğunu belirten bakan Pakdemirli, Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesinin (UNCCD) imzalandığı 17 Haziran 1994 yılından bu yana, 25 yıllık süreçte pek çok gelişme sağlandığını ifade etti. Pakdemirli, “Sürdürülebilir Arazi Yönetimi olmaksızın, ülkelerin kalkınmalarını sürdürülebilir şekilde sağlamalarının mümkün olmadığı artık herkesçe kabul edilmektedir. Dünya, bugün küresel çevre problemlerini ve bu problemler ile başa çıkmada ortak hareket etmenin öneminin farkındadır. Zaman, geleceğimizi birlikte inşa etme zamanıdır” diye seslendi.

ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELEDE SINIR TANIMIYORUZ

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, Ülkemizde, her yıl 50’ye yakın ülkeden, 100’e yakın uzmana, çölleşme ile mücadele konusunda eğitim verildiğini de belirtti. 2018 yılı sonu itibariyle 800’ün üzerinde yabancı uzman çölleşme ve erozyonla mücadele konularında ülkemizde bu kapsamda eğitim aldı. Pakdemirli, “Çölleşme sınır tanımadığı gibi, çölleşme ile mücadele çabalarında da Türkiye sınır tanımamaktadır. Aynı dili konuşmasa da, aynı duyguları paylaştığı Afrika coğrafyasını kucaklıyor. Çölleşme ile mücadele kapsamında Afrika ülkelerinin tamamına yakınıyla işbirliği yapıyoruz” dedi.

HEDEFİMİZ, 7 MİLYAR FİDAN

Türkiye’nin topografyası, bitki örtüsü, jeomorfolojik yapısı ve sosyal yapısıyla her yönden çeşitliliği içinde barındırdığını belirten bakan Pakdemirli, bu farklılıkların doğal kaynak yönetimi konusunda ülkemizi güçlü kıldığını vurguladı ve son 16 yılda erozyon ve çölleşme ile mücadelede büyük adımlar atıldığını hatırlattı. “Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde başlatılan “Ulusal Ağaçlandırma Seferberliği” ile bugüne kadar 4,5 milyar fidan toprakla buluşturulmuştur” diyen Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, 2023 hedefinin ise dünya nüfusu kadar yani 7 milyar fidanı toprakla buluşturmak olduğunu ifade etti..

TÜRKİYE ÇÖLLEŞME RİSK HARİTASI HAZIRLANDI

Arazi tahribatının sebep ve sonuçlarından birisinin de kırsal fakirlik olduğunu belirten Dr. Bekir Pakdemirli, entegre havza rehabilitasyon projeleriyle kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımızın sosyo-ekonomik seviyelerinin yükseltilmesi için çalışmalar yapıldığını söyledi. Bu kapsamda da Çölleşmeye hassas alanları belirlemek ve projeleri bu alanlarda öncelikli olarak gerçekleştirmek maksadı ile “Türkiye Çölleşme Modeli” ve “Türkiye Çölleşme Risk Haritası” hazırlandı. 

16 YILDA, 30 BİN FUTBOL SAHASI ALANI KADAR TOPRAĞIN TAŞINMASI ÖNLENDİ

Ülkemizde 1970’li yıllarda erozyonla denizlere, göllere ve barajlara taşınan toprak miktarı yılda 500 milyon ton iken, Bakan Pakdemirli bu miktarın son yıllarda yapılan çalışmalar neticesinde, günümüzde, yılda 154 milyon tona düşürüldüğünü açıkladı. Şimdi ki Hedef ise 2023 yılında akarsular ile denizlere taşınan toprak miktarını 130 milyon tona düşürmek. Sadece son 16 yılda yapılan ağaçlandırma, erozyonla mücadele ve iyi tarım uygulamaları neticesinde; taşınan toprak miktarı 72 milyon ton azaltılmış olup, bu miktar yaklaşık 30 bin adet futbol sahası büyüklüğünde bir alana karşılık gelmektedir. Bir başka ifade ile yaklaşık 300 bin dekarlık bir tarım arazisinin kaybı önlenmiştir.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, çölleşme ile mücadele konusunda ülkelerin üzerine düşeni yapma konusunda oldukça hevesli olduğunu belirtirken, esas mücadelenin; üst düzeyde oluşturulacak bütüncül politikalar, çok paydaşlı katılımcı yaklaşımlar ve sahada gerçekleştirilecek etkin faaliyetler ile mümkün olacağı mesajını da paylaştı.

TARIMDANHABER

Güncelleme Tarihi: 17 Haziran 2019, 13:36
YORUM EKLE
YORUMLAR
Tahir Gorgen
Tahir Gorgen - 4 ay Önce

6 veya 7 buyuk gemiler atik getirilip Turk topraklarina gomuluyor imis. Onceleri Cin alim yapiyor imis. Hollandadan vesaire.

Bence poset parali olsun ve doga iklim felsefenizinde bir degeri yok.

Siz elektronik iskencelere haksizliga adaletsizlige devam edin. Cebinizi doldurun benim gibileri iskence altina alip baskalarini adaletsizlige haksizliga ugratip.

Gundem su bu imamoglu mahsur umutlarina hayellerine oynayin bu zihniyetiniz ile devam edin yani iskenceye haksizliga adaletsizlige.

Vatandasin malindan ve canindan kim sorumlu? Peki benim cebimden ve sagligimdan kim caldi? Ve baskalarinin?

Ve halen devam ediyorsunuz.

Tahir Gorgen
Tahir Gorgen - 4 ay Önce

Yorumum onay beklemeden gorubtulendigi icin sizlere birsey diyeyim.

Simdi ben fizikte en ust anlayislara imza atanim. 4yili gecti ulu ortada anami aglattilar.

Belirli imalarda goruslerinizi belli ediyorsunuz ama bazi konularu belirtir iken diger sorunlarin farkinda degilsiniz.

Bak Afrika sicaklari dediniz ve sonrasinda burayada asiri yagislar ve dolu yagdi.

Iklim degisikliginin sebebini ben Hollandada anlatmis idim yine anlatayim. Birseyi anlamadan birsey yapmaya calismak sacma.

Iklim degisikliginin sebeni dunyanin isinmasi. Sorun atmosferimizde.

Kolayca anlatmaya calisayim. 1800de Herschell bir prisma ve termometre ile gunes isininin renklerinin sicakligini olcmeye calisir iken tesadüfen gorunmeyen renk ultra violeti kesfetmis. Ultra violetin sicaklik derecesi diger renklerden daha yuksek.

Simdi yuzeye eskisinden daha fazla ultra violet ulasiyor.

Bunu yillarca en azindan sensorler ile denetlemis olmasanizda bir prisma ve hassas bir termometre ile denetliyebilirdiniz.

Esa 2013de 3 sataliti ile misal Australyanin uzerinde atmosferimizde bu olculeri yapmaya calisir iken bunu bilmiyor idi.

Simdi degerli bir ilim bilim insani 3 kurus ile baskalarinin milyonlarca harcamalarindan daha degerli bir yone sizin gibileri boyle yitebilir. Bu bir.

Ikincisi agac su bu. Ilim bilimin bilmedigi suda var: bazi bitkiler gunesin isininin rengindeki kirmizimsisindan son baharin geldigini anliyor.

Cocuga anlatirmis gibi anlatayim: hani sizler kisalan gun isigindan saniyorsunuzya? Evet ve baska bitkilerde daha fazla gunesin kirmizimsisindan bunu anliyor.

Bazi agaclarin yapraklari soguklar dusune kadar yesil. Yapraklari birden birakiyorlar. Diyelimki 1 gun icinde.

Bunuda acayim. Gunes isini dikey yuzeye ulasir ise daha yuksek degerde ultra violet ve maviyi icerir ve isinlar mavimsi goruntu alir.

Disaridaki fizikcilerin bir terimi var raylightshattering. Gunes isinlarinin atmosferimizden geri yansimasi ile misal ayin yeryuzune yakin goruntusunun daha kirmizimsi olmasi.

Bu dogru degil. Gunesin isinlarinin aydan geri yansiyip atmosferimizden yatay halde bize ulasmasindan oluyor. Katlettigi yokdan dolayi daha fazla absorbe ediliyor. Yani parcaciklar tarafindan daha fazla emiliyor. Ay yukseldikce yansiyan isinlar daha az emilir diyim ve daha fazla mavimsi bir goruntuye sahip olur.

Bence cilt kanserine dikkat edin siz. Uv dolayisi ile vesaire.

Sizin degil.genel olaraktan onlarinda yanlis bildigi anlamadigi konu cok.

Tahir Gorgen
Tahir Gorgen - 4 ay Önce

Ben uzun yazmaktan artik biktim ve zaman kaybi olaraktan goruyorum ama sunuda ekleyip noktayi koyayim.

Bari tam anlayin.

Simdi prehelion dunyanin gunese en yakin oldugu zaman. Kuzey yarim adasinda 4/5 ocak civari.

Aphelion da dunyanin gunese en uzak oldugu zaman. Preheliondan 6 ay sonra diyom.

Simdi kuzey yarim adasinda yazlar guney yarim adasindan daha sicak. Guney yarim adasindada kislar kuzey yarim adasindan daha soguk denir.

Sizlere ayni zamanda yuzeye ulasan isinmanin 2 tam sebebini anlatayim.

Cok kolay aslinda. Birincisi isi derecesi yuksek olan gunes isinindaki ultra violet dolayisi ile.

Ikincisi ve bunlarin imasini desteklemek icin: gunese yaklastikca diyelimki yuzeyimizde, bir mm kareye, daha fazla gunes isinlari ulastigi icin. Sebebi bu.

Anlamak isteyene yazdim. Hoscakalin.

banner151