Doğaya duyarlı tarım

Son yılların en önemli konularından biri şüphesiz gıda güvenliği ve tarım. Kırsaldan kente göçlerin artması, terk edilen tarım arazileri nedeniyle tarımsal üretimin azalması, buna karşın tarımsal ürünlere talebin artması, gıda kaybı ve israfıyla birlikte gelen adaletsiz gıda dağılımları gibi birçok neden gelecekte gıda konusunda önemli sorunlar yaşanabileceğini gösteriyor. 

Doğaya duyarlı tarım

Sümeyra Merve KILINÇ / Cumhurbaşkanı Danışmanı / Kırsal Kalkınma Dergisi

Gıdanın geleceğini ilgilendiren bir önemli mesele de tarımın çevre üzerindeki etkileri. Bugün iklim değişikliklerinin baş sebebi olarak görülen sera gazı emisyonlarının %25’i tek başına tarım sektöründen kaynaklanıyor. Araştırmalar, tarımda uygulanan kimyasal ilaçlar ve gübreler nedeniyle su ve toprağın geri dönülmez bir şekilde kirlendiğini, biyoçeşitliliğin önemli ölçüde azaldığını gösteriyor. Tüm bu gelişmeler doğaya duyarlı üretim modellerini benimsemek ve teşvik etmek zorunda olduğumuza işaret ediyor. 

TARIMDA ÜÇ PRENSİP

Bugün tüm dünyada mevcut tarımsal modelin sürdürülebilirliği tartışılıyor. Zarar vermeyen, tabiatın ve sınırlı kaynakların dengesini gözeten üretim modelleri geliştirmeli, israfa duyarlı, bilinçli üretici ve tüketiciler hedeflemeliyiz. 

Bu hedeflerin gerçekleşebilmesi için tarımda üç prensibin benimsenmesi ve yaygınlaştırılması önemli; kompost gibi doğal toprak besleyicilerin kullanıma alınması, yerel üretimlerin desteklenmesi ve geri dönüşümlü tarım modellerinin benimsenmesi. Sürdürülebilir tarımın temelinde toprak verimliliği yatıyor. 

Tıpkı insanlar ve diğer canlılar gibi toprağın da gıdaya ihtiyacı var. Ürün ekimine açılan toprak ise daha fazla besin kaybedeceği için iyi beslenmeye ihtiyaç duyuyor. İyi beslenen, dayanıklı ve sağlıklı toprak iklimsel değişikliklere karşı da daha dirençli oluyor. Daha fazla organik madde içeriyor, daha fazla su tutuyor ve kuraklığa karşı daha dayanıklı hale geliyor.

KİMYASAL GÜBRELER TOPRAĞIN FAKİRLEŞMESİNE NEDEN OLUYOR

Hâlbuki bugün ürün verimliliği için kullanılan kimyasal gübreler toprağın fakirleşmesine neden oluyor. Doğaya saygılı tarım modelinde tabiatta hiçbir şey atık olarak görülmüyor. Her canlı yaşam süresini tamamladıktan sonra organik madde olarak toprağa geri dönüyor. 

Kompost uygulamasının temelinde de bu geri dönüşüm prensibi yatıyor. Organik atıklar uygun ortamda, hava, ısı ve organik maddeler (azot/karbon) yardımıyla kompost gübreye dönüştürülebiliyor. Elde edilen kompostun, toprak verimliliğinin artırılması, kurak toprağın nemlenmesi, ph dengesini düzenlemesi ve toprağın mikroflorasını güçlendirerek zararlılara karşı dayanıklı hale getirmesi gibi önemli faydaları var. 

Doğanın dengesini merkeze alan tarımsal üretimde dikkat çeken bir diğer husus yerel üretimlerin desteklenmesi. Dünyada tarımın %90’ı küçük işletmeler tarafından yürütülüyor. Yerel ürünlerin tercih edilmesi demek üretici ve tüketici arasındaki zincirin azalması, gıda fiyatlarının düşmesi, çiftçinin kırsalda daha müreffeh bir yaşam sürebilmesi dolayısıyla üretmeye devam etmesi demek. Yerelde yapılacak kooperatifleşmeler ise çiftçinin güce güç katacak unsurlar arasında geliyor.

TARIMSAL ÇIKTILARI ÇÖP OLARAK DEĞİL HAMMADDE OLARAK GÖREN SİSTEM 

Son olarak sürdürülebilir ve doğa dostu üretim için geri dönüşümlü tarım modellerinin yaygınlaştırılması oldukça önemli. Tarımsal çıktıların çöp olarak değil, hammadde olarak görüldüğü bu sistemde üreticiler çiftlik atıklarını kompost gübre, hayvan yemi, biyogaz olarak değerlendirirken, kullanamadığı herhangi bir atığını bir başka sektörün hammaddesi olmak üzere atık paylaşım ağlarına gönderebiliyorlar. Tüm bu çaba kaynakların dengeli kullanımı ve israfın önlenmesi için. 

Geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi Hollandalı kadın tarım girişimcileri, tam da bu konuları görüşmek üzere, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde misafir etti. Toplantıda Saygıdeğer Hanımefendi gıda yetersizliğinin adaletsiz dağılımdan kaynaklandığına dikkat çekerek çözümün GDO veya daha fazla kimyasal uygulamakta olmadığına, tarımsal faaliyetlerde karbon ayak izinin azaltılmasının önemine ve çevreci politikalara acilen geçilmesi gerektiğine değindiler. 

Hollandalı kadın girişimciler ise ülkelerinde belirlenen bölgelerde küçük ölçekli işletmelerin, yerel üretimlerin ve kooperatifleşmenin devlet tarafından desteklendiğinden bahsettiler. Bu işletmelerin ortak özelliği ise doğaya saygılı tarım modellerini benimsemiş olmaları. Çiftliklerde yenilenebilir enerji kaynakları kullanıyor, atıklarını değerlendiriyor, kimyasal gübre ve GDO kullanmıyorlar. Her açıdan verimli geçen buluşmada ortak kanaat doğayı gözeten tarımsal üretimin geleceğimiz için kaçınılmaz olduğu idi.

TARIMDANHABER

Güncelleme Tarihi: 26 Nisan 2019, 18:24
YORUM EKLE