TZOB: Balıkçılıkta Karadeniz ilk sırada!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bölgeler bazında, su ürünleri avcılığında ilk sırayı yüzde 60,8 ile Doğu Karadeniz Bölgesi'nin aldığını söyledi.

banner247
TZOB: Balıkçılıkta Karadeniz ilk sırada!
banner200
banner217

Şemsi Bayraktar, sudaki gıda kaynaklarının dünyada büyük gıda rezervleri olarak kabul gördüğünü, üç tarafı denizlerle çevrili, dört denize kıyısı olan Türkiye'nin, göl, gölet, baraj gölü, akarsu ve kaynak suları mevcudiyetiyle önemli bir su ürünleri potansiyeli bulunduğunu belirtti. Yaklaşık 26 milyon hektar büyüklüğüyle Türkiye'nin sahip olduğu su ürünleri alanlarının orman yüzölçümünden fazla bir yeri kapladığını vurgulayan Bayraktar, 8 bin 333 kilometrelik kıyı şeridine, göl, gölet, baraj göllerine, akarsularına rağmen su ürünlerinde potansiyelini yeterince kullanmadığını bildirdi.

Karadeniz'in Payı Yüzde 80,6

Bölgeler bazında, su ürünleri avcılığında ilk sırayı yüzde 60,8 ile Doğu Karadeniz Bölgesi'nin aldığını, bu bölgeyi yüzde 19,8 ile Batı Karadeniz, yüzde 8,9 ile Ege, yüzde 8 ile Marmara ve yüzde 2,5 ile Akdeniz Bölgelerinin izlediği, Karadeniz'in payının yüzde 80,6'yı bulduğu bilgisini veren Bayraktar, “avcılığın 2011-2014 döneminde 515 bin tondan 302 bin tona indi. 2015 yılında 432 bin tona çıktı. Yetiştiricilik 2011-2015 döneminde 189 bin tondan 240 bin tona yükseldi. 2011 yılında 704 bin ton olan su ürünleri üretimimiz, 2012'de 645 bin tona, 2013'de 608 bin tona, 2014'de ise 537 bin tona geriledikten sonra 2015'de yüzde 25,1 artışla 672 bintona yükseldi. Toplam su ürünleri üretimimizin yüzde 51,4'ünü deniz balıkları, yüzde 7,7'sini diğer deniz ürünleri, yüzde 5,1'ini iç su ürünleri ve yüzde 35,8'ini yetiştiricilik ürünleri oluşturmaktadır” dedi.

Yıllar itibarıyla ihracat-ithalat rakamları

Su ürünleri tüketiminin insan sağlığı için çok faydalı olduğunu, dünyadaki tüketiminin hızla arttığın bildiren Bayraktar, Türkiye'nin su ürünlerinde 2007'de 273,1, 2008'de 383,3, 2009'da 318,1, 2010'da 312,9, 2011'de 395,3, 2012'de 413,7, 2013'de 521, 2014'de 630, 2015'de 647,5, 2016 yılında ise yüzde 15 artışla 744,7 milyon dolarlık ihracat yaptığını belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, su ürünlerinde Türkiye'nin ithalatının 2007'de 96,6, 2008'de 119,8, 2009'da 105,9, 2010'da 133,8, 2011'de 173,9, 2012'de 176,5, 2013'de 186,2, 2014'de 193,5, 2015'de 244,4, 2016 yılında ise yüzde 28,6 düşüşle 174,6 milyon dolarda kaldığına dikkati çekti.

Çin 8,5 milyar dolarlık su ürünü ithal ediyor, 21 milyar dolarlık satıyor

Dünyada ithal edilen su ürünlerinin değerinin 140,6 milyar doları bulduğunu, pazarın büyük olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Su ürünlerinde, 2007-2016 döneminde ihracatımız, hızlı bir artışla 273,1 milyon dolardan 744,7 milyon dolara çıksa da Çin 21, Norveç'in 10,8, Vietnam'ın 8 milyar dolar ihracat yaptığı bu alanda hala kat edecek çok yolumuz var. Pazar büyük ama bizim pazardan aldığımız pay çok küçük. Çin, Norveç, Vietnam'ı, ihracatta 6,6 milyar dolarla Tayland, 6,1 milyar dolarla ABD, 5,8 milyar dolarla Şili, 5,6 milyar dolarla Hindistan, 4,8 milyar dolarla Danimarka, 4,6 milyar dolarla Hollanda, 4,5 milyar dolarla Kanada izliyor. Türkiye, bu pazardan sadece yüzde 0,47 pay alıyor.

ABD'nin 20,3, Japonya'nın 14,8, Çin'in 8,5, İspanya'nın 7,1, Fransa'nın 6,7, Almanya ve İtalya'nın 6,2'şer, İsveç'in 4,8, İngiltere'nin 4,6, Güney Kore'nin 4,3 milyar dolar ithalat yaptığı bir ortamda, dört denize kıyısı olan, üç tarafı denizlerle kaplı Türkiye'ye 744,7 milyon dolarlık ihracat bize yakışmıyor.

Su ürünleri talebi sürekli artıyor. 2012 yılında 128,9 milyar dolar olan ithalat miktarı, 2013 yılında 133,3, 2014 yılında 140,6 milyar dolara çıktı. Yıllık artışın 7 milyar dolarları aştığı bir ortamda Türkiye çok daha fazla pay almalıdır.”

“Avcılık kıyı balıkçılığına dayanıyor”

Türkiye'de denizlerden avcılıkla yapılan üretimin kıyı balıkçılığına dayandığını, yeterli altyapı oluşturulamadığı için açık deniz balıkçılığının yeterince yapılamadığını, bundan dolayı kıyı sularında av baskısının yoğun olarak görüldüğünü belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ülkemizde uzun süreli açık deniz balıkçılığı yapabilecek, avladığı su ürünlerini işleyip, depolayabilecek bir filo kapasitesi bulunmamaktadır. Uluslararası sularda avcılığın yapılabilmesi için gerekli girişimlerin ve bu yönde yatırımların yapılması su ürünleri sektörümüz için büyük önem taşımaktadır.

Bazı ülkeler gemi inşasına, ucuz yakıt teminine, tayfa ücretlerine

destek veriyorlar

Japonya, İspanya, Güney Kore, Çin Tayvan, ABD, İtalya, Fransa ve Rusya gibi ülkeler açık denizlerde avcılık yapılmasını teşvik için gemi inşasına, ucuz yakıt teminine ve tayfa ücretlerinin iyileştirilmesi amacıyla destek veriyorlar. Bu sayede bazı ülkeler açık deniz balıkçılığı yapan bir filo kapasitesine sahip olmuşlardır. Bu ülkelerin balıkçı gemileri aylarca denizde avcılık yapıp, avladıkları ürünleri işleme ve dondurma kapasitesine sahiptir.

Sürdürülebilir su ürünleri üretimi ülkemizde ana politika olmalı ve bu politika çerçevesinde gerekli stratejiler ile kısa, orta ve uzun vadeli eylem planları ve hedefler belirlenmelidir.

Sektörün gelişmesi için destekler artırılmalı ve teşvikler verilmelidir.

Kaynakların rasyonel kullanılabilmesi için su ürünleri eğitim merkezleri kurularak, eğitimler yapılmalı ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmelidir.

Bakanlık taşra teşkilatında kıyı illeri ile sektörün yoğun faaliyet gösterdiği illerde su ürünleri şube müdürlükleri kurulmalıdır.

Su ürünleri sektöründe aracı ve kabzımal yoluyla dağıtım yapıldığı için pazar ve fiyat oluşumunda sorunlar ortaya çıkmaktadır. Piyasa düzenlemede sorumluluk alacak bir kuruma ihtiyaç duyuluyor. Et ve Süt Kurumu bu konuda devreye girmelidir.

Su ürünleri sektöründe örgütlenme yapısı mutlaka güçlendirilmelidir.

Balıkçılıkta arz-talep dengesi oluşturularak, sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması gereklidir.

Balıkçılık sektöründeki ürünlere yönelik dondurma, tuzlama, konserve ve paketleme ünitesi içeren işleme tesislerinin kurulması ekonomik anlamda sektöre katkı sağlayacaktır.

Ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketimi dünya ortalamasının altındadır. Bunun artırılması için gerekli tedbirler alınmalıdır.”

Kaynak: Türkiye Ziraat Odaları Birliği

YORUM EKLE
banner151