Türkiye’de pancar şekerinde arz açığı bulunmuyor

Pankobirlik Genel Müdürü Taner Taşpınar, Türkiye'de pancar şekerinde arz açığının bulunmadığını belirterek, “ülkemiz pancar şekerinde kendine yeterlidir. NBŞ sektör temsilcilerinin iddia ettiği gibi ithalatla veya NBŞ ile karşılanmasına ihtiyacı yoktur" dedi.

Türkiye’de pancar şekerinde arz açığı bulunmuyor
banner200
banner217

Türkiye'de lobi faaliyetlerini sürdüren ve algıyı yönetmek isteyen NBŞ sektörü temsilcilerinin geçtiğimiz iki dönemde iklimsel nedenlerden dolayı kaynaklanan üretim dalgalanmaları ve sonucunda yaşanan pancar şekeri arz açığını bahane ederek, bunun ithalatla karşılanmasının yerine NBŞ kotalarının arttırılarak karşılanacağını savunduklarını anımsatan Taşpınar, şunları kaydetti:

NBŞ SEKTÖR TEMSİLCİLERİ SORUNDAN FIRSAT YARATMAYA ÇALIŞIYOR!

“Bu gruplar kotalarının mevcut halinde yüzde 50 arttırılmasını talep etmekte ve bunu son iki yılki üretim arz açığına atıfta bulunarak sabitlenmesini istemektedir. Oysa mevcut pazarlama döneminde bir önceki yıla göre yüzde 20'lik bir şeker üretimi artışı ve yüzde 17'lik bir ekim alanı artışı beklenmektedir. Buda geçen sene ekstrem olarak yaşanan üretim düşüşünün bu sene olmayacağı tam aksine istenildiği kadar şekerin üretildiği anlamına geleceği demektir. Zira ülkemiz pancar şekerinde kendine yeterlidir ve bu grupların dediği gibi arz açığının ithalatla veya NBŞ ile karşılanmasına ihtiyacı yoktur" dedi.

Kasım 2016 Londra Gerçekleştirilen (ISO) 25. Konferansı sonrasında Pankobirlik Genel Müdürü Taner Taşpınar, düzenlediği basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. 2017 sonrasında AB'de kaldırılması beklenen şeker kotaları ve nişasta bazlı şekerlerle ilgili önemli açıklamalarda bulunan Taşpınar, NBŞ sektör temsilcilerinin Türkiye'de şekerle ilgili gerçekleri çarpıtarak 'sorundan fırsat yaratmaya çalıştıklarını' kaydetti.

OBEZİTE İLE NBŞ ARASINDAKİ İLİŞKİYE DİKKAT ÇEKTİ

Taşpınar, diğer yandan nişasta bazlı şekerlerin sağlık açısından dünyada tartışılan bir ürün olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “1980-90'lı yıllardan günümüze gelindiğinde şeker tüketiminde yüzde 40'lık bir azalmaya karşın Birleşik Krallıktaki obez nüfusun artış oranı yüzde 40 olmuştur.

Yine aynı şekilde 1980 – 90'lı yıllardan günümüze gelindiğinde ABD'de toplam tüketimde yüzde 17'lik bir azalmaya karşın fazla kilolu insanların oranında yüzde 30'luk bir artış olmuştur. Avustralya'da ise kişi başına şeker tüketiminde yüzde 27'lik bir azalmaya karşın fazla kiloluların oranında ki artış yüzde 38 olmuştur. Toplam şeker tüketiminde ki azalışa rağmen uzmanlar obezite artışının başlaması ve günümüze kadar gelen süreçteki artışının NBŞ'lerin ABD ve AB ülkelerinde marketlere girmesinden sonraki döneme denk geldiğini de belirtmektedirler."

NBŞ'Lİ İÇECEKLERE EK VERGİ GELİYOR

Nişasta bazlı şekerlerin kullanıldığı gazlı içeceklerin kullanımını kısıtlamak için başta ABD olmak üzere birçok ülkede vergi oranlarının artırıldığına dikkat çeken Taşpınar, “dünyada gazlı içeceklerin neredeyse tamamında HFCS yani yüksek Fruktozlu mısır şurupları kullanılmaktadır. Bu da demektir ki aşırı tüketim değil, gıdalardaki ve içeceklerdeki yaralan ve açlık hissini körükleyen NBŞ'lerin tüketimlerinin özellikle de nişasta bazlı şekerlerde bulunan yüksek früktozun obeziteye neden olabileceğidir" değerlendirmesinde bulundu.

SEKTÖRÜN BİRÇOK SORUNU BULUNUYOR

Türkiye'de şeker sektörünün birçok sorunu bulunduğunu ifade eden Taşpınar, “yüksek NBŞ kotaları, kayıt dışı üretimler, kimyasal tatlandırıcı ithalatları ve kaçak şeker girişleri ve verimsiz çalışan fabrikalar sebebi ile kotaların kaybedilmesi üretimin düşmesine, çiftçimizin küsmesine sebep olmaktadır. Böyle olunca da çözüm, sorunun olduğu yerde değil; sorundan fırsat yaratmak isteyenlerin tarafında çözülmeye çalışılmaktadır" dedi.

AB'DE REKABETİN TÜM KOŞULLARI SAĞLANMIŞ DURUMDA

AB'de kotaların kaldırılacak olması şeker pancarından vazgeçeceği anlamına gelmediğinin altını çizen Taşpınar, “AB ülkeleri şekerde liberalleşme kararı alırken sektörü kendi içerisinde rekabete hazırlamış, üreticileri ve sanayicileri çeşitli fon ve desteklerle koruyarak geçiş döneminde yönlendirmiş, sektörde verim ve karlılığı arttırarak en üst düzeye çekmiş, içerdeki rekabette adil ve dengeli politikalarla sektörü liberalize ederek, bir neyi kaldıraç etkisiyle sektörün kendi dinamiklerini harekete geçirerek üretimin ve verimliğin artmasını zorlamıştır. Bu da üreticileri dışarıda ve içerde çok daha rekabetçi konuma getirerek şimdiye kadarki pozisyonlarını almalarını sağlamıştır" dedi.

SEKTÖR YAPILANDIRILMADAN KOTALARIN KALDIRILMASI SÖZ KONUSU OLAMAZ

NBŞ sektör temsilcilerinin AB örneğini göstererek, Türkiye'de kotaların biran önce kaldırılmasını istediklerini anımsatan Taşpınar, kotaların kaldırılması demek yapılandırılma önlemleri alınmadan pancar şekeri sektörünün tamamen başıboş ve rekabet edemez hale getirilerek yok olması anlamına geleceğini vurguladı. “Bu durumda en büyük faydayı NBŞ sektörü görecektir" diye konuşan Taşpınar, “Ülkemizde hiçbir yapılandırma önlemi ve geçiş süreci ile pancar çiftçilerine yönelik olarak hazırlanan bir önlem alınmadan kotaların kaldırılmasından söz edilmesi mümkün değildir" dedi.

KAR MARJLARINI DAHA DA MAKSİMİZE ETMEK İSTİYORLAR

Taşpınar, şunları kaydetti: “AB uygulamalarına atıfta bulunularak kotaların kaldırılması yönünde lobi yapan NBŞ sektörü temsilcilerinin amaçları da aslında ortadadır. Üretimlerini istedikleri kadar arttırarak ülkemizdeki kar marjlarını daha da maksimize etmektir. Ancak bu amaçlarına erişmede her nedense isteklerini AB de olduğu gibi piyasa dinamiklerini harekete geçirerek değil de ülkemizde kurdukları tatlı kar hayallerini gerçekleştirmeye yönelik olarak kurgulamaktadırlar"

TARIMDANHABER

Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2019, 13:55
YORUM EKLE
banner151

banner251