Şeker Kanununun kazandırdıkları ve kaybettirdikleri

Şeker Kanunu, ülkemiz 2000-2001 yıllarında ekonomik krize maruz kaldığında Amerika'dan gönderilen Kemal Derviş'in ekonomiden sorumlu devlet bakanı yapılmasından sonra uluslararası para fonunun (IMF) ülkemizin talep ettiği ekonomik yardımın yapabilmesi için 15 günde çıkarılmasını istediği 12 kanundan birisidir.

***

4634 sayılı Şeker Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisinde 4 Nisan 2001 yılında kabul edilmiş,19 Nisan 2001 tarih ve 24378 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

***

Bu Kanunun amacı, yurt içi talebin yurt içi üretimle karşılanmasına ve gerektiğinde ihracata yönelik olarak Türkiye'de şeker rejimini, şeker üretimindeki usul ve esaslar ile fiyatlandırma, pazarlama şart ve yöntemlerini düzenlemektir.

***

Şeker Kanunun 3. Maddesine göre Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacıyla pazarlanacak şeker miktarı, sakaroz kökenli (şekerpancarı veya şeker kamışından üretilen) ve diğer şekerler için ayrı ayrı olmak üzere şeker türlerine göre, gerektiğinde dönemsel olarak kotalar ile belirlenir.

***

Nişasta kökenli şekerler (NŞB) için belirlenecek toplam A kotası, ülke toplam A kotasının % 10'unu geçemez. Bakanlar Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü alarak % 50'sine kadar artırmaya, % 50'sine kadar eksiltmeye yetkilidir.

Yani Türkiye şeker ihtiyacının %90'ını şekerpancarı veya şeker kamışından üretilen sakaroz kökenli şekerden, %10 ise mısır glikozundan enzimatik reaksiyonla elde edilen izoglukoz (nişasta bazlı şeker)'dan karşılanacağı ve hatta şeker kurulunun görüşü ve bakanlar kurulunun kararı ile tüketimde izoglukoz oranının %50 oranında arttırıp azaltılabileceği yasallaştırılmıştır.

***

Nitekim 2015 yılında Türkiye'nin şeker tüketimi 2.6 milyon ton olacağı öngörülmüş ve bunun 2.25 milyon (%86.5) tonu şeker pancarı şekerinden, 350 bin (%13.5) tonu nişasta bazlı (izoglukoz) şekerden karşılanması öngörülmüştür.

***

Bununla birlikte Türkiye'de 2015 yılında 2.639.000 ton şeker tüketilmiştir. Bunun yanında bütün şeker fabrikalarımızda 2.055.200 ton şeker üretilmiş, 4.600 ton şeker ithal edilmiş ve 15.900 ton şeker ihraç edilmiştir.

***

Buna göre ülkemizin tükettiği şekerin 2.043.900 tonu yani %77.5'i sakaroz kökenli şeker pancarı şekerinden, 595.100 tonu yani %22.5'i nişasta bazlı (izoglukoz) şekerden karşılanmıştır. Bu rakamlar ülkemizde nişasta bazlı (izoglukoz) şeker tüketiminin ilgili kanunun ve şeker üst kurulunun belirlediği kotadan %70 oranında (245,1 bin ton) daha fazla olduğunu göstermektedir.

***

Buda şeker tüketiminde 4634 sayılı Şeker kanununa hiç uyulmadığını göstermektedir. Nişasta bazlı şeker (NŞB), şeker pancarından elde edilen sakaroz kökenli şekere göre çok ucuz ve tatlandırıcı etkisi çok fazla olduğu için ülkemizde kullanıcılar tarafından çok yoğun talep edilmektedir. Son zamanlarda bazı basın yayın organlarında nişasta bazlı şekerlerin kullanımı bakımından şeker kanununda var olan kotanın yukarıda belirttiğim oranlara göre uyulmamasına rağmen tamamen kaldırılmasını talep etmektedirler.

***

Oysaki Avrupa birliği ülkelerinde kullanımı oldukça sınırlandırılmış durumdadır. Nitekim nişasta bazlı şeker (NŞB) tüketiminin toplam şeker tüketimi içindeki oranı üretiminin yapıldığı Almanya'da %1.9, Fransa, İngiltere ve Hollanda'da %0, arazi veya iklim şartları şekerpancarı ve şeker kamışı üretimine uygun olmayan Macaristan, Portekiz, Slovakya, Bulgaristan gibi ülkelerde daha yüksek olması nedeniyle Avrupa birliği ülkelerinin ortalaması %4.9 iken bizim ülkemizde yasal olarak %15 ve yasal olmayan yollarla %22.5'a çıkmış olması başta bugün ve gelecekte insan sağlığına olumsuz etkileri, tarım ve ekonomiye verdiği zararlardan dolayı oldukça düşündürücüdür.

***

Ülkemizde de Almanya ve AB'de olduğu gibi toplam şeker tüketimimizin %2'si nişasta bazlı şekerden karşılanmış olsa 2015 yılında 595 bin ton yerine 53 bin ton nişasta bazlı şeker, 2.586.000 ton şekerpancarından elde edilen sakaroz kökenli şeker tüketmemiz gerekirdi. Bu durumda son beş yılın ortalama verim ve şeker oranı değerlerini dikkate aldığımızda şeker pancarı ekim alanlarımız 2.752.721 dekar'dan %25 oranında artışla 3.440.000 dekar'a ve şeker pancarı üretimimizde 16.462.000 ton'dan %18 oranında artışla 19.400.000 ton'a çıkması gerekirdi.

***

Eğer şeker pancarı üretimi bu seviyeye çıkmış olsaydı şeker pancarı üreticisi çiftçiler yaklaşık 550 milyon TL daha fazla para kazanacaklardı. Bunun yanında bilindiği gibi şeker fabrikalarında yan ürün olarak üretilen yaş küspe ve melas hayvanlar için en önemli ucuz ve kaliteli besin maddeleridir. Eğer 2015 yılında nişasta bazlı şeker tüketimimiz toplam tüketimimizin %2'si olarak 53 bin tonda sınırlandırılıp 19.4 milyon ton şeker pancarı üretmiş olsaydık %18 oranında artışla yaş küspe üretimimiz 5.72 milyon ton'dan 6.73 milyon ton'a melas üretimimiz 720 bin ton'dan 848 bin ton'a çıkarılarak hayvancılık sektörüne çok büyük katkı yapılmış olacaktı. Hayvancılık sektörüne yapılacak ucuz ve kaliteli bu besin maddeleri ile et ve süt üretiminde çok önemli artışlar yanında ve üretim maliyetlerinde de önemli düşüşlere neden olunacaktı.

***

Sonuç olarak 4634 sayılı Şeker kanunu hem bitkisel üretim yapan çiftçilerimizin hem de hayvan yetiştiricilerinin cebine girecek para birkaç firmanın cebine girmesine neden olmaktadır. Bunun yanında daha da önemlisi ülke insanımızın bugün ve gelecekte ciddi oranda sağlığının bozulmasına ve ülke olarak sağlıksız nesiller yetiştirmemize ve sağlık harcamalarımızın ciddi oranlarda artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle bu kanunun derhal gözden geçirilerek her konuda olduğu gibi Avrupa birliği ülkelerine uygun olarak en azından Almanya gibi nişasta bazlı şeker tüketimi kotasının %2'ye düşürülmesi gerekmektedir.

YORUM EKLE

banner157

banner156