TZOB Başkanı Bayraktar çiğ süt fiyatları yeniden belirlenmeli!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiğ süt üreticisinin alım gücünün, üretimi devam ettirecek seviyede olmadığını belirtti.

TZOB Başkanı Bayraktar çiğ süt fiyatları yeniden belirlenmeli!
banner200

TZOB Başkanı Bayraktar, Ulusal Süt Konseyi’nin en son toplantısında çiğ süt tavsiye fiyatını 1 Temmuz-31 Aralık döneminde altı ay süreyle brüt 3 lira 20 kuruş olarak sabitlediğini hatırlatarak, “Bu fiyat süt üreticilerinin zarar etmesine neden olacaktır. Önümüzdeki dönemde döviz kur artışlarının yem başta olmak üzere diğer maliyetlere olası etkileri de dikkate alınarak fiyatlar yeniden belirlenmelidir. Çiğ süt üreticisinin alım gücü üretimi devam ettirecek seviyede değildir. Üreticilerimiz ocak ayında bir litre süt sattığında 1,1 kilo yem alabilirken, temmuz ayında ancak 0,97 kilo yem alabilmiştir. Yani bir kilo sütle bir kilo bile yem alamamıştır” dedi. 

Bayraktar, “Temmuz ayında ardı ardına çıkan yangınlarda ciğerimiz yandı. Daha yangının yaralarını saramadan Karadeniz Bölgesi’ndeki sel felaketiyle sarsıldık, onlarca canımızı kaybettik. Yüzlerce tarım arazisi, ev, iş yerleri ve araçlar sel suları altında kaldı. Felaketlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, acılı ailelerine sabırlar dilerim. Yaralanan vatandaşlarımıza da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah ülkemizi ve vatandaşlarımızı tüm felaketlerden korusun” diye konuştu. 

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Artvin, Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu illerinde yapılan çay üretimine yönelik de açıklamalar yapan Bayraktar, “Bölgede bulunan küçük arazilerde 200 bin çiftçi ailesi tarafından yaklaşık 834 bin dekar alanda 1 milyon 420 bin ton yaş çay üretilmektedir. Toplulaştırmanın henüz yapılmaması nedeniyle işletme ölçeğinin küçük olması önemli sorunlardan biridir. İşletme ölçeğinin büyütülmesi için mutlaka toplulaştırma yapılmalıdır. İşletmelerin küçük ölçekli olması yanında çay bahçelerinin giderek yaşlanması ve aşırı yağışlar nedeniyle toprak yapısının bozulması gibi sorunlara da acil çözüm üretilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, yaşlanmış çay bahçelerinin yenilenmesi, gençleştirilmesi ve toprak yapısının iyileştirilmesi aşamasında çay üreticilerimiz devlet tarafından daha fazla desteklenmelidir. 2016 yılından bu yana kiloda 13 kuruş olarak ödenen destek miktarı da artırılmalıdır” diye konuştu.

"Çay hasadında alım fiyatları kiloda 2 buçuk liraya geriledi"

Bayraktar, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde çay hasadının mayıs ayında başladığını belirterek, bölgenin iklimi ve coğrafi yapısı nedeniyle üreticilerin oldukça zor şartlar altında çay yetiştiriciliği yaptığını dile getirdi. Bayraktar, çay hasadına yönelik şöyle konuştu:

“Üreticilerimizin bin bir zorlukla üreterek hasat ettiği yaş çayın bekletilmeden en kısa sürede işlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle yaş çay alımlarının, ürün kalite kaybına uğramadan ve üreticilerimiz mağdur edilmeden yapılması üreticilerimizin en büyük isteğidir. Çayın bölge ve ülke ekonomisi üzerine katkıları dikkate alındığında yaş çay alım fiyatı üreticilerimiz açısından hayati öneme sahiptir. Özel sektörümüz çay alım fiyatlarında üreticilerimizin emeğini ve alın terini dikkate almalıdır. Bu yıl Çaykur tarafından açıklanan taban fiyat kiloda 3,87 lira iken, çay hasadının devam ettiği ilçelerde özel sektörün alım fiyatları kiloda 2 buçuk liraya kadar gerilemiştir. Bu durumda üretilen çayın yarıya yakını düşük fiyattan pazarlanmaktadır. Özel sektör, Çaykur’un işleme kapasitesi ve alım miktarının yetersizliğini ve çiftçimizin bir an önce ürününü hasat ederek borçlarını kapatma isteğini fırsat olarak görmemelidir. Coğrafi konumu nedeniyle çayın dışında yetiştirilecek ürünleri çok fazla seçme şansı bulunmayan üreticilerimiz mağdur edilmemelidir. Özel sektörümüzü yaş çay alımlarında üreticilerimize haklarını vermede daha dikkatli ve adaletli olmaya davet ediyoruz.”

"Çiğ süt üreticisinin alım gücü, üretimi devam ettirecek seviyede değil"

Bayraktar, Ulusal Süt Konseyi’nin en son toplantısında çiğ süt tavsiye fiyatını 1 Temmuz-31 Aralık döneminde altı ay süreyle brüt 3 lira 20 kuruş olarak sabitlediğini hatırlatarak, “Bu fiyat süt üreticilerinin zarar etmesine neden olacaktır. Önümüzdeki dönemde döviz kur artışlarının yem başta olmak üzere diğer maliyetlere olası etkileri de dikkate alınarak fiyatlar yeniden belirlenmelidir. Çiğ süt üreticisinin alım gücü üretimi devam ettirecek seviyede değildir. Üreticilerimiz ocak ayında bir litre süt sattığında 1,1 kilo yem alabilirken, temmuz ayında ancak 0,97 kilo yem alabilmiştir. Yani bir kilo sütle bir kilo bile yem alamamıştır” dedi.

"Yem fiyatları geçen yıla göre arttı"

Fabrika yemi fiyatlarının temmuz ayında döviz kurunda yaşanan gerilemeler ve TMO’nun piyasaya ucuz hammadde vermesiyle ancak yüzde 2 civarında gerilediğini belirten Bayraktar, “Bu düşüş yeterli değildir. Üreticilerimiz daha büyük düşüşler sağlayacak müdahaleler beklemektedir. Süt yemi fiyatlarına son yedi ayda yüzde 27,9, son bir yılda ise yüzde 62,7 oranında zam geldi. Çiğ süt fiyatları yıl sonuna kadar sabitlendi, ama yem fiyatlarının ne kadar yükseleceğini kimse bilmiyor. Merkez Bankası (MB) piyasa katılımcıları 2021 ağustos anketine göre yıl sonu dolar kuru beklentisi 8,94 olarak tahmin edilmektedir. Yani yıl sonuna kadar döviz kurunun artacağı, kendisine bağlı yem fiyat artışını da tetikleyeceği görünmektedir. Yıl sonuna kadar sabitlenen çiğ süt fiyatlarının bu öngörü dikkate alınarak yukarı yönlü yenilenmesi elzemdir” diye konuştu.

"Kuraklıktan zarar gören üreticilere kuraklık yardımı bir an önce ödenmelidir"

Kuraklık ile ilgili yaşanan son gelişmeleri de değerlendiren Bayraktar şöyle konuştu: “Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin mayıs başında hazırladığı Kuraklık Raporu’nda kuraklıktan zarar gören il sayısı 22 iken mayıs ayı sonunda 41’e yükseldi. Ancak mayıs ayı yağışlarının Türkiye genelinde geçen yılın mayıs ayına göre yüzde 66 düşük olması, Marmara bölgesi hariç tüm bölgelerde yağışların azalması nedeniyle kuraklıktan etkilenen il sayısı artarak haziran başında 52’ye çıktı.

Yağışlarda görülen anormal düşüşler rekolte tahminlerinde de ciddi sapmalara neden olmuştur. Hububat ve baklagiller kuraklıktan en fazla etkilenen ürünlerdir. Arpa, buğday ve kırmızı mercimekte önemli üretim kayıpları olmuştur. Ayrıca kuraklık, yeni ekilen mısır, şekerpancarı, patates, yeşil mercimek ve sebzeleri de olumsuz etkilemiştir. Meyveler, yem bitkileri ve meralar da susuzluktan zarar gören tarım alanlarıdır. Bunun sonucunda piyasada yaşanan arz-talep dengesizliği sadece üreticileri değil tüketiciyi de olumsuz etkilemekte ve tarım ürünleri fiyatları istikrarsız hale gelmektedir. Tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamanın ve gıda tedarik zincirini zaafa uğratmamanın birinci ve vazgeçilemez yolu desteklerdir. Dolayısıyla, kuraklık destek ödemelerinin kuraklık şartlarına göre güncellenmesi ve mutlaka vakit kaybedilmeden ödenmesi gerekir” 

TARIMDANHABER

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ciftci
Ciftci - 1 ay Önce

Hangi dağda Kürt oldu. Ne zamandan beri üreticiyi düşünür oldun..sende utanma duygusu kalmamış.aylardir sesin çıkmıyordu ne olduysa konusur oldun

Cifci
Cifci - 1 ay Önce

Sayın şemsi başkan tarım kirediyi kefil mahkemeye verdi diye asıl borçlu biz yapılandırmada yararlanamadik buna bir çözüm bekliyor uz

banner151

banner251