Bir tepki de TÜDEF'den geldi!

Şeker fabrikalarının satılmasına bir tepki de Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF)'den geldi.

Bir tepki de TÜDEF'den geldi!

TÜDEF Genel Merkezinden Genel Başkan Hasan Atak imzasıyla tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Şeker fabrikalarının, Cumhuriyet'in ilk kalkınma hamlesi olarak kendi kendine yetecek sağlıklı bir ekonominin temelini oluşturan, kısaca 'üç beyazlar' olarak açıklanan; un, şeker ve pamuklu bez fabrikalarının en önemli halkası olarak 1926' da kurularak üretime başladığı" hatırlatılarak; "Parasal olarak değeri ölçülemeyecek şeker fabrikaları sanki haraç mezat satışa çıkarılıyor. Devletin geçici para ihtiyacının giderilmesi için gerçek değerini asla bulmayacak olan ve Cumhuriyetin simgesi şeker fabrikalarının satılması bu ülkenin can damarına vurulacak bir darbedir. Geçmişte et ve süt sektörlerinde yer alan kamu işletmelerinin özelleştirilmesi sonucunda ortaya çıkan ve hala yaşadığımız sorunlar herkesce bilinirken; yeniden aynı yöntemlerle halkın malı olan, öz be öz 'yerli ve milli olan' şeker fabrikalarımızın elden çıkarılması hiç bir haklı gerekçeyle anlatılamaz. Hem çalışanlar, hem pancar üreticisi ve hem de 80 milyon tüketici açısından bir dizi risk barındıran söz konusu özelleştirmelere sonuna kadar karşıyız." denildi.

"GDO'LU ÜRÜNLER NOKTASINDAKİ HASSASİYETİMİZİ ARTIRMALIYIZ"

Açıklamada, bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 11. Kalkınma Planı açış konuşmasında 'Vatandaşların kaliteli bir hayat sürmesi için yeterli ve sağlıklı gıdaya ulaşılabilmesini temin edileceği' söylenerek; "Bu konuda, yani gerek hocalarımızdan, gerekse bu çalışmaları yürütenlerden bir şeyi ısrarla ben de talep ediyorum, yani doğala önem vermemizin şartını burada duyurmak istiyorum. Ve kanser gibi rahatsızlıkların temelinde bunun olduğuna inanıyorum ve kimyasalın ağırlıkta olduğu üretimler sebebiyle ilaç sanayinde darbeler yediğimize inanıyorum" dediği ve hükümete; "GDO'lu ürünler noktasındaki hassasiyetimizi bir defa artırmamız lazım. Devlet olarak birinci derece bu bizim sorumluluğumuzda. Onun için de hükûmet olarak bu konuda atacağımız adımların hassasiyetini özellikle ifade etmek istiyorum."* şeklinde talimat verdiği de hatırlatıldı. Glukoz şurubu ve fruktoz şurubu olmak üzere iki ana gruptan oluşan Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ)'in büyük bir çoğunluğunun GDO'lu mısırdan üretildiği ve bunların maliyeti düşürmek amacıyla pancar şekeri yerine; şekerlemelerden, şekerli ve unlu ürünlere, bisküvi ve geleneksel tatlılardan (baklava vb), dondurma, helva, reçel ve marmelat, alkollü ve alkolsüz içeceklere, ketçapa kadar çok birçok yerde kullanıldığının vurgulandığı TÜDEF açıklamasında devamla şöyle denildi: "Evrensel bir hakkımız olan 'Sağlıklı ve Güvenli Gıda Hakkımızdan' asla vaz geçmeyeceğiz. Tüketici, şeker fabrikalarının kapatılarak NBŞ' ye mahkum edilmesiyle kolon kanseri, pankreas kanseri, meme kanserleri olmak istemiyor. Obezite, diyabet, kalp-damar hastalıklarının yanı sıra; alerji ve kısırlık problemleri ile karşı karşıya kalmak istemiyoruz. Ayrıca, pancar tarımı, hayvancılık, ilaç, et, süt, nakliye, alkol, yem, maya ve kozmetik sektörleriyle iç içe geçmiş durumdadır. Pancar şekeri sektörünün yıllık ekonomik büyüklüğü 4,8 Milyar TL (3,2 Milyar Dolar) olup, doğrudan veya dolaylı olarak 10 milyon kişinin geçim kaynağıdır. Bir tarafta yüz binlerce küçük köylü tarımı yapan üretici, diğer tarafta ise beş altı glikoz şurubu üreten yatırımcı şirketler bulunmaktadır. Olayın ikinci boyutu da budur.

GELECEK PANCAR ŞEKERİNİN OLACAKTIR

İşte bu kapsamda TÜRKŞEKER'in, halkın malı, öz be öz 'yerli ve milli' olan 14 fabrikasının özelleştirilmesi sürecini biz tüketiciler olarak asla kabullenmeyeceğiz. Ayrıca, dünya doğala dönmektedir. Ülkemizdeki uygulamanın aksine, başta ABD olmak üzere batıda NBŞ kotalarının gün geçtikçe azaltılması sonucunda gelecek pancar şekerinin olacaktır. Dünya Gıda Örgütü verilerine göre Türkiye dünya şeker pancarı üretiminde yüzde 7'lik pay altıncı sırada yer alırken; son iki yıl kamu maliyesinin açık vermesi ile tekrar gündeme taşınan şeker fabrikalarının özelleşme sürecinin NBŞ üreticisi Cargill'in son raporu doğrultusunda hızlandığı şüpheleri yoğundur. Türkiye'de NBŞ üretiminin %90'nın bu şirketin tekelinde olması olayın özetidir.

Kamu yararına aykırı bu özelleştirme sürecine demokratik yollardan sonuna kadar karşı çıkıp mücadele edeceğiz."

TARIMDANHABER



Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk Yorumu Siz Yapın

Yorum Yapın

* tarimdanhaber.com'da yayınlanan tüm yorumların cezai ve hukuki sorumluluğu yorumu yapan kişinin kendisine aittir. tarimdanhaber.com yapılan yorumlarla ilgili herhangi bir konuda sorumluluk kabul etmemektedir.
* Yorum yapan kişiler tarafından oluşturulan içerikler herhangi bir ön incelemeye tabi değildir. İlgili yorumlar hakkında tarafımıza başvurulmadığı sürece ilgili içeriğin hukuka uygunluğu tarafımızdan denetlenmemektedir.
* Yapılan yorumlar kişiler tarafından oluşturulduğu için bu yorumların doğruluğu ve güncel bilgiler olup olmadığı tarimdanhaber.com tarafından kabul edildiği anlamına gelmemektedir.

Tarımsal Kuruluşlar HABERLERİ