Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!

Tarım Bakanlığı, tarafından hazırlanan 'Kırmızı Et Strateji 2015' raporu, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!' deyimini akıllara getirdi. Raporda, et ithalatına kesinlikle karşı çıkılmasına rağmen, Bakanlığın artan et fiyatlarına karşı yeniden ithalatın önünü açması büyük bir çelişki olarak görülüyor.


Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!

Dünya gazetesinin bugün manşetten verdiği haber, 'Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!' dedirtti. Gazete, kırmızı etle ilgili Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan önemli bir raporu bugün kamuoyu ile paylaştı.

Üretimden tüketime, yüksek girdi maliyetinden önlenemeyen yüksek fiyata kadar her aşamasında sorun yaşanan kırmızı ette sorunlar neler? Bu sorunların çözümü için neler yapılabilir? İthalat bağımlılığından kurtulmak mümkün mü? Bu sorulara yanıt bulması gereken Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 17-19 Ekim 2014'te Ankara Kızılcahamam'da kırmızı et konusunda kapsamlı bir çalıştay düzenledi. Çalıştaya sektör paydaşlarının katılımı sağlanarak 4 ana strateji çerçevesinde sorunlar ve çözüm önerileri tartışıldı. 2023 hedefleri belirlendi.Tüm bu çalışmalar ışığında “Kırmızı Et Stratejisi-2015″ hazırlandı. Bu stratejinin ayrıntılarını bugün Dünya gazetesi kamuoyu ile paylaştı.

RAPORDA AYRINTILI ANALİZ YAPILIYOR

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın hazırladığı Kırmızı Et Stratejisi'nde, dünyada ve Türkiye'de kırmızı et sektörünün ayrıntılı analizi yapılıyor. Türkiye'de uygulanan politikalar 1923'ten 2013'e kadar dönemsel olarak anlatılıyor ve 2023 hedeflerine yer veriliyor. Kırmızı Et Stratejisi'nde, “Besicilikte Girdi Temini ve Girdi Tedarik Stratejisi","Besi Dönemleri ve Besi Maliyetleri", “Kırmızı Et Arz ve Talep Projeksiyonu", “Besi Sektöründe Desteklemeler ve Finansman" olmak üzere 4 ana başlık 8 bölümde ele alınıyor.

YAPISAL SORUNLAR SÜRÜYOR!

Türkiye'de hayvancılık sektörüne yönelik desteklemeler özellikle son 10 yılda önemli düzeyde artırılmasına rağmen temel yapısal sorunların devam ettiği belirtilen Kırmızı Et Stratejisi'nde “Besicilikte Girdi Tedarik Stratejisi hakkında şu değerlendirmeye yer veriliyor:"Türkiye'de hayvancılık işletmeleri genelde küçük ölçeklidir. Yem bitkileri üretimi ile çayır ve meraların korunma ve ıslahı yetersizdir. Suni tohumlama sayısı uluslararası ortalamaların altında ve hayvan hareketleri ile hayvan sağlığına yönelik önlemler yeterlilikten uzak bir durumdadır. Gelinen noktada Türkiye'de kişi başına düşen kırmızı et üretiminin 13 kg/yıl ile 19 kg/yıl olan dünya ortalamasının bir hayli altında gerçekleştiği görülmektedir."

ÜRETİM MALİYETLERİNİ ETKİLEYEN 3 TEMEL GİRDİ!

Kırmızı et üretimini ve tüketimini artırmak için öne çıkan sorunların başında, girdi temini ve tedarik konusu gelmektedir. Yapılan çalışmalarda besi girdi maliyetlerinin temelde üç ana kalemden oluştuğu görülmektedir. Birincisi, besi hayvanı materyali, girdi masraflarındaki payı yüzde 50-60 oranındadır. İkincisi girdi masraflarındaki payı yüzde 25-40 oranında olan yem giderleri. Üçüncüsü de, işçilik,kredi faizi,ilaç,veteriner ve benzeri diğer girdilerdir. Bu girdilerin maliyetteki payı da yüzde 5 ile 15 arasında değişmektedir.

İTHALAT SORUNU ÇÖZMEZ!

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın Kırmızı Et Stratejisi'nde altı çizilen en önemli konulardan birisi zaman zaman başvurulan ithalat oldu. Doğu Anadolu Bölgesi'nde 2014 yılında 830 bin baş besilik materyal üretildiği ve bunun 650 bin başının diğer bölgelere sevk edildiği vurgulanan Strateji'de: "Doğu Anadolu Bölgemizin materyal teminindeki önemi dikkate alınarak duruma uygun politikalar daha uygun olacaktır.Sürü kompozisyonumuza bakıldığında sütçü ırkların mutlak hakim olduğu görülmektedir. Sadece süt ırkı sığırların erkekleri ile besicilik randıman,verim,günlük ağırlık artışı ve kemik oranları dikkate alındığında ekonomik değildir. Kırmızı et üretiminin artışında,besi hayvanı materyali temini büyük önem taşımaktadır. Zaman zaman başvurulan et ve besilik hayvan ithalatı sorunu çözmekten uzaktır." görüşüne yer verildi.

YEMDE 20 MİLYON TON AÇIK VAR!

Besicilikte yemin toplam girdilerin yüzde 25-40'ını oluşturduğu, hem kaba hem de karma yem üretiminin yetersiz olduğu belirtilen Kırmızı Et Stratejisi'nde yem ile ilgili şu değerlendirmeye yer verildi: "Türkiye'de üretilen karma yemlerin yüzde 40-45'i ithal yem hammaddelerine bağlı olduğu için karma yem maliyetleri yükselmekte ve bu durum kırmızı et üretim maliyetini olumsuz etkilemektedir. Rasyonel bir besicilik ve daha ucuza et üretimi için besicilikte kullanılan kaba yem oranının mutlaka artırılması gerekmektedir. Toplam 73.6 milyon ton olan kaba yem ihtiyacının, çayır,mera,yem bitkileri silaj,bahçe içi otlak ve saman ile sadece 58.6 milyon tonu karşılanabilmektedir. Kaba yem açığı 15 milyon ton olarak hesaplanmaktadır. Toplamda 14.1 milyon ton olan karma yem ihtiyacının sadece 9.1 milyon tonu karşılanabilmektedir.Karma yem açığı 5 milyon ton olarak hesaplanmıştır."

ETÇİ IRKLAR ÜLKE KOŞULLARINA UYGUN DEĞİL!

Son yıllarda en çok tartışılan konulardan birisi kırmızı et üretiminin artırılması ve verimlilik için sütçü ırklardan besilik hayvan materyali yerine etçi ırkların yaygınlaştırılması. Gıda, Tarım ve hayvancılık Bakanı Mehdi Eker açıklamalarında zaman zaman etçi ırkların yaygınlaştıracaklarını söylüyor. Ancak, Bakanlığın Kırmızı Et Stratejisi'ne göre Türkiye, etçi ırkların yaygınlaştırılması konusunda uygun koşullara sahip değil. Bu konuya ilişkin değerlendirme özetle şöyle: " Kırmızı et üretimine yönelik hayvan materyali teminindeki strateji mevcut sığır,koyun ve keçi varlığımızın değerlendirilmesi ve verimlerinin artırılması şeklinde olmalıdır. Bu strateji kapsamında sadece hayvan sayısı artışı yoluna gitmeyip,mevcut hayvansal üretimde verimliliği artırmak daha rasyonel bir yol olarak gözükmektedir.Bu bağlamda, kırmızı et üretimine dönük etçi ırkların yaygınlaştırılması ülkemiz koşullarına uygun değil"

KIRMIZI ETTE TEMEL GİRDİLERDE SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ:

BESİLİK MATERYAL

Besi materyali temini amacıyla Türkiye'de üretilen 6 milyon baş civarında sağmal süt ineğinden (Holstein) 1-1.5 milyonuna 3'üncü veya 4'üncü laktasyondan itibaren etçi ırk sperması verilerek her yıl 1-1.5 milyon melez erkek ve dişi hayvan materyali elde edilebilir. Dişilerin de besiye alınması halinde yağın et lifleri arasına yayılmasıyla daha lezzetli bir et elde edilmesi mümkündür.

Doğu Anadolu ile batı ve diğer bölgeler arasındaki iklim farklılıkları, yetiştirici gelenekleri ve eğilimlerinde görülen farklılıklar,hayvan materyalinin genotip farklılıkları göz önünde bulundurularak besi materyalleri üretim modelleri geliştirilmelidir.Doğu'da etçi ve kombine ırklarla kullanma melezi yetiştirme teknikleri uygulanmaktadır. Bu şekilde kullanma melezlemesi yoluyla elde edilen hayvan materyali için özel destekler verilebilir. Erzurum Kars, Ardahan gibi illerimizde özel teşvikler uygulanmalıdır.

Süt ve kırmızı ette, ilgili üretici birliklerinin katkılarıyla üretim planlaması yapılmalı, bu planlama doğrultusunda süt arzında bir yetersizliğin olmaması veya fazlalığın olduğu dönemlerde süt işletmelerinde her yıl belli oranda etçi/kombine ırklarla kullanma melezlemesi yapılması özendirilebilir.

Bölge yöre ve işletme koşullarına uygun damızlıklar geliştirilmelidir.

Besiye alınan kasaplık hayvanların karkasları sınıflandırılmalı. Ayrıca kırmızı eti pazara arz ederken karkas etiketlenmelidir. Karkasta; ait olduğu hayvanın cinsiyeti,yaşı ve genetik yapısı ile diğer izlenebilirlik bilgileri etikette yer almalıdır.

Hayvan pazarları, besilik hayvanların alınıp satıldığı tek yerdir. Bu alanların da mutlaka rehabilite edilmesi gerekmektedir.Üretici, örgütleri bu konuda görev ve sorumluluk alabilir.

Besi materyali temininde broiler entegrasyon sistemine benzer “sözleşmeli yetiştirici" modeli kesim,besleme ve işleme konularında da hizmet verecek altyapı ve organizasyonun oluşturulması açısından teşvik edilmelidir.

Doğum ile sütten kesim arasındaki ölümler de dikkate alınmalı. Bakanlık tespitlerine göre her yıl 450- 480 bin baş buzağı kaybı olmaktadır.Özellikle Amerika'dan gelen genotiplerde önemli kayıplar görülmektedir.

Geçmişte verilen düşük faizli besicilik kredilerinin yararlı olup olmadığı gözden geçirilmelidir..Bu kredilerin sözleşmeli model çerçevesinde kullanılması sağlanmalıdır.

Gıda Kodeksi Kırmızı Et Tebliği gözden geçirilerek dişi inek kesimine neden olabilecek uygulamaların kaldırılması, bu programın bütünlüğü açısından yararlı olacaktır.

KABA YEM

Türkiye'de kaba yemler; çayır-meralar,yem bitkileri ve bitkisel üretim atıkları olmak üzere 3 temel kaynaktan karşılanmaktadır.

Mevcut mera alanları çok ciddi boyutlarda azalmış,yıpranmış ve zayıflamıştır.Meraların kullanım amacının dışına çıkışının önlenmesi ve ıslahı hayati önem taşımaktadır.

Yem bitkileri hayvansal üretimin en önemli girdilerinden birisidir. Yem bitkileri olarak yonca,fiğ,korunga,hasıl ve silajlık mızır,burçak,üçgül, ve hayvan pancarı yetiştirilmektedir. Şu anda mevcut yem bitkileri ekim alanlarımız,gerek duyulan kaliteli kaba yemin tamamını karşılayamamaktadır.

2013 itibarıyla yem bitkisi ekim alanı dane mısır dahil yaklaşık 2.6 milyon hektar iken, Bakanlıkça desteklenen yem bitkileri ekiliş alanı 637 bin 609 hektardır.Ekilebilir arazinin yem bitkilerine ayrılan kısmı yüzde 11'den yüzde 15'e çıkartılmalıdır.

Yem bitkisi desteklemeleri, ekiliş alanı ve kaba yem üretiminin artmasında etkili olmuştur. Silajlık mısır ve yoncada destekleme kuru madde oranına göre yapılabilir.

Kaba yem ve karma yemleri kayıt altına alabilmek için KDV yüzde 1'e düşürülmeli.

Yüksek kuru maddeli silaj(Haylaj) üretim ve teknolojisi geliştirilmeli.

Ekmeklik buğday ekim alanından elde edilen ve yeme giden 2.5 milyon ton buğday için ayrılan ekim alanında da yem bitkisi ekilişi teşvik edilmeli.

KARMA YEM

Karma yem sektörü yüzde 40-45 oranında ithal yem hammaddelerine bağımlı üretim yapmaktadır. Kısa vadede ithalat kaçınılmaz görülmektedir.

Hububat ve yağlı tohum üretiminde son 10 yılda kayda değer bir artış görülmemiş olup,ithalata olan bağımlılık artarak devam etmektedir. Hububat ve yağlı tohum üretimi hayvancılığın ihtiyacına yeter seviyeye getirilmesi gerekmektedir. Bunun için iyi tarım uygulamaları ile verimlilikte artış sağlanması ve yağlı tohumlarda sözleşmeli üretim modelini özendirici tedbirlerin getirilmesi üretim artışına yol açacaktır.

Kırmızı et /yem paritesinin en az 22'de,süt/yem paritesinin ise 1.2'de tutulması sürdürülebilir hayvancılık açısından gerekli görülmektedir.







Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk Yorumu Siz Yapın

Yorum Yapın

* tarimdanhaber.com'da yayınlanan tüm yorumların cezai ve hukuki sorumluluğu yorumu yapan kişinin kendisine aittir. tarimdanhaber.com yapılan yorumlarla ilgili herhangi bir konuda sorumluluk kabul etmemektedir.
* Yorum yapan kişiler tarafından oluşturulan içerikler herhangi bir ön incelemeye tabi değildir. İlgili yorumlar hakkında tarafımıza başvurulmadığı sürece ilgili içeriğin hukuka uygunluğu tarafımızdan denetlenmemektedir.
* Yapılan yorumlar kişiler tarafından oluşturulduğu için bu yorumların doğruluğu ve güncel bilgiler olup olmadığı tarimdanhaber.com tarafından kabul edildiği anlamına gelmemektedir.

Raporlar HABERLERİ