TZD'den Kurban Bayramında koronavirüs uyarısı

Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş, koronavirüsün hem sağlığımızı hem de gıdamızı tehdit ettiğini belirtti. 

TZD'den Kurban Bayramında koronavirüs uyarısı
banner200
banner217

Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş, yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti: Bu yıl Kurban Bayramına koronavirüs salgınının devam ettiği koşullarda hazırlanıyoruz. Koronavirüsün yayılmasının önlenmesinde fiziksel temasın sınırlanmasının ve hijyen koşullarına uyulmasının en önemli koşullar olduğu bilinmektedir.

Kurban bayramında, doğal olarak kişisel temaslar ve toplu hareketlilik artmaktadır. Bu hareketliliğin sınırlanmasının yanı sıra hijyen koşullarına da uyulması büyük önem taşımaktadır.

Türkiye genelinde Kurban Bayramı'nda geçen yıl 900 bin civarında büyükbaş, 2,5-3 milyon civarında küçükbaş hayvan kesilmiştir. Resmi kayıtlara göre, yalnızca  İstanbul'da toplam 144 bin 311 hayvan kurban edilmiştir. Kayıt dışı kesimler de eklendiğinde bu sayının 150 binin üzerine çıktığı tahmin edilmektedir. Rakamlar, Kurban Bayramında geleneksel bayram etkinliklerinin yanı sıra kurban alım-satımı, kesilmesi ve dağıtılması sırasında nasıl bir toplu hareketlilik yaşanacağını açıkça göstermektedir.

Hayvan kesiminin yapıldığı ortamların virüsün yayılmasını kolaylaştırdığı yaşanılan tecrübelerle de kanıtlanmıştır. Geçtiğimiz aylarda Almanya'da tek bir mezbahada 650'den fazla çalışanda koronavirüs tespit edilmiştir. Şimdiye kadar Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya, Fransa, İspanya, Avustralya, İngiltere de dahil olmak üzere bir çok ülkedeki mezbahalarda toplu koronavirüs vakaları yaşanmıştır.

Salgın Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezleri tarafından hazırlanan bir rapora göre, Amerika Birleşik Devletlerindeki et kesim ve işleme tesislerinde 5 binin üzerinde koronavirüs vakası saptanmıştır. Yapılan tahminlere göre ABD'de şimdiye kadar yaşanan tüm koronavirüs vakalarının yarısı bu tesislerden yayılmıştır.

Bu gerçekler göz önüne alındığında; Bu yıl Kurban Bayramında sokağa çıkma yasağı konulması, bu olmazsa hem şehirler arası hem de kent içi toplumsal hareketliliği sınırlayacak, kurbanlık hayvan nakliyatını en aza indirecek önlemlerin alınması zorunlu görülmektedir. Kurban kesiminin bağış ve vekalet yoluyla yapılması, kayıtdışı alım satım ve kesim işlemlerinin kesinlikle yasaklanması, kesim yerlerinde fiziki mesafe başta olmak üzere bulaş önleyici tedbirlerin uygulanması bu çerçevede ilk akla gelen önlemlerdir.

GIDAMIZ DA TEHDİT ALTINDA

Koronavirüs, sağlık açısından oluşturduğu riskin yanı sıra ekonomik olarak da yıkıcı bir etki yapmaktadır. Salgın nedeniyle dünya ekonomisindeki yavaşlamanın maliyeti her geçen gün artmaktadır. Tüm ekonomik faaliyetlerde olduğu gibi tarım alanında da üretim süreci bu olumsuzluklardan etkilenmektedir. 

ABD Tarım Bakanlığı’nın “Dünya Tarımsal Üretimi” - Nisan 2020 raporunda Türkiye’nin 2019/2020 buğday veriminin 2017’de elde edilen 21 milyon tondan 18 milyon tona ineceği, ekilen alanın ise 7,8 milyon hektardan 7,2 milyon hektara düşeceği rapor edilmiştir. 

Tarım başka iş kollarından farklı olarak uzaktan yönetilemeyecek ya da toplu hijyen önlemleri alınamayacak bir üretim alanıdır. Bunun yanı sıra genç nüfusun tarımdan uzaklaşması nedeniyle Türkiye'de tarımla uğraşanların yaş ortalaması giderek yükselmektedir. Şu anda çiftçilerimiz içinde 65 yaş üzerinde olup da tarlada bilfiil çalışanların oranı başka iş kollarına göre çok daha fazladır.

Tarım sektörü, gelir dağılımındaki bozulmadan en çok etkilenecek kesimlerin başında gelmektedir. Türkiye'de kayıtlı çiftçi sayısı son on yılda yüzde 38 oranında azalmıştır. Bu azalmanın koronavirüs salgınının etkisiyle daha da hızlanması beklenmektedir.

Bütün bunların sonucunda ülkemizde gıda enflasyonu giderek artmakta, kentlerde gelir kaybına uğrayan kesimler yeterli ve sağlıklı besin maddelerine ulaşmakta zorlanmaktadır. Bazı üreticiler, bu durumdan yararlanarak gıda üretiminde maliyeti düşürmek için hile ve tağşiş olaylarına başvurmaktadır. Ucuz gıda ihtiyacı bu pazarın gelişmesine yol açmaktadır. Bu durum yapılan denetimlerin sonuçlarıyla da doğrulanmaktadır.

Geçtiğimiz hafta, gıda, orman ve tarım alanlarına yönelik düzenlemeler içeren yeni bir torba yasa teklifi  Meclis Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu’ndan geçmiştir. Önümüzdeki günlerde TBMM'de görüşülecek olan teklif, hileli gıda üretimi yoluyla haksız kazanç sağlayanlara caydırıcı cezalar verilmesini öngörmesi bakımından olumlu yanlar taşımakla birlikte bazı sakıncalı maddeler de içermektedir. 

Yasa tasarısına göre bir gıda bilim kurulu oluşturulacak ve bu kurulun onaylamadığı açıklamaların yer aldığı yayınlar gerçeğe aykırı kabul edilerek, bu yayınları yapanlara 50 bin liraya kadar para cezası verilecektir. Ayrıca, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yasasına eklenen madde ile de bu iddialara yer veren medya kuruluşlarına idari yaptırım uygulanacaktır. 

Yapılan resmi açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla, teklif yasalaşırsa sağlığa zararlı gıda maddeleri ile ilgili uyarı yapanlardan bu iddialarını "kanıtlanmaları" da istenecektir. Gıda sektöründe hileli ya da zararlı besin maddeleriyle ilgili tartışmalı pek çok konu bulunmaktadır. Sağlığa aykırı madde ve yöntemler yalnızca "merdivenaltı" işletmelerde değil, dünya piyasalarında yüksek pazar paylarına sahip bazı şirketler tarafından da kullanılmaktadır. Bu şirketler, söz konusu maddelerin zararlı olduğunu söyleyen bilim insanlarını dahi etkilerini kullanarak susturmakta ya da aldıkları bazı raporlara dayanarak mahkum ettirebilmektedir.

Bu koşullarda nasıl oluşacağı belli olmayan bir kurulun onaylamadığı bir görüşü savunduğu için bir vatandaşa ceza verilmesi ya da "iddianı kanıtla" denilmesi fiilen bir sansür ortamı yaratacaktır. Vatandaşın elinde laboratuvar ya da denetim elemanı yoktur. Tasarı bu haliyle yasalaşırsa, gıda üretiminde kullanılan bir maddenin zararlı olduğunu düşünen bir kişinin bu iddiasını dile getirme hakkı fiilen elinden alınmış olacaktır. Bir iddianın doğruluğunu dile getirmek ayrı, araştırmak ve kanıtlamak ayrı bir şeydir. Dünyanın hiçbir yerinde suç ihbarında bulunan kişiye "Bu suçun işlendiğini kanıtlamazsan seni cezalandırırım" denilemez. Uyarmak vatandaşın, araştırmak ve kanıtlamak ise en başta devletin, kamu yönetiminin ve bilimsel kurumların görevidir. Ortada bir iftira varsa, iftiraya uğrayan hakkını adalet yoluyla arar. 

Türkiye Ziraatçılar Derneği olarak, tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramlarını kutluyor, sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyoruz."

TARIMDANHABER

YORUM EKLE
banner151

banner251