Tarımsal sulama açısından ülkemizi gelecekte neler bekliyor?

DSİ Genel Müdürü Mevlüt Aydın, tarımsal sulama politikaları, imkanları, yapıları ve hedefleri konusunda Türk Tarım Orman Dergisine önemli değerlendirmelerde bulundu.

banner180
Tarımsal sulama açısından ülkemizi gelecekte neler bekliyor?

Su, insan hayatının olmazsa olmazı. İçilebilir suyun yanı sıra, tarımda kullanılan suyun önemi de bir o kadar fazla. Nitekim, ülkemizdeki su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’i tarımsal amaçla kullanılıyor. Tarımın ve dolayısıyla tarımsal sulamanın bu denli önemli olduğu ülkemizde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, bütün su kaynaklarının planlanması, yönetilmesi, geliştirilmesi ve işletilmesinden sorumlu.

Türk Tarım Orman Dergisinden Ayşegül Ulucan Şahin, ülkemizdeki tarımsal sulama politikaları, imkanları, yapıları ve hedeflerini DSİ Genel Müdürü Mevlüt Aydın'a sordu. 

Tarımsal sulamanın ülkemiz açısından önemi nedir?

Tarım bilindiği gibi sulama ile birlikte büyük ivme kazanan bir sektör. Suyun projelendirilmesi ile sulamaya açılan alanlarda kuru tarımdan sulu tarıma geçileceğinden, sulu şartlarda iş gücü ihtiyacı artmaktadır. İklim şartlarının müsait olduğu bölgelerde ürün çeşitliliği ve ikinci ürün yetiştirme gibi olanakların bulunması yüksek istihdam artışlarını da beraberinde getirir.

Ülkemizde 1980-1990 döneminde nüfus kaybeden kırsal alanlarda, 1990-2000 döneminde nüfus artışı tespit edilmiştir. Bu artışın 2000’li yıllardan sonra da sürdüğü görülmektedir. Bunun en önemli sebeplerinden biri özellikle Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgelerinde tamamlanarak işletmeye açılan büyük barajlar ve sulama projeleridir. 

DSİ tarafından geliştirilen sulama projeleriyle tarım sektöründe 6,5 milyon kişiye ilave istihdam imkanı sağlandı. Bu sayı dikkate alındığında, DSİ projelerinin yaklaşık 18 milyon kişinin geçiminin sağlanmasına doğrudan veya dolaylı rol oynadığı ortaya çıkıyor. Sulama ve sulamanın etkisiyle daha etkin ve yoğun teknoloji kullanımı, uygulanan tarım tekniği ve kültürel uygulamaların etkisiyle tarımda sağlanan verim artışları,  üretim deseninin çeşitlenmesi, çiftçi gelirlerinde doğrudan ve dolaylı artışa sebep oluyor. Bu durum bir yandan kırsal kalkınmanın hedeflerinden olan yoksulluğun azaltılması gayesine hizmet etmekte; bir taraftan da yaşam standardını yükselttiği için göçü önlemektedir.

DSİ tarafından geliştirilen sulamalar ürün çeşitliliğine de etki yapıyor. Sulanan alandaki bitki desenindeki gelişmeler incelendiğinde en dikkati çekici nokta, sulamadan önce kuru tarım yapılan alanlarda hububat ağırlıklı ekim yapılırken, sulamadan sonra ürün çeşitliliği meydana gelmesidir.

65,9 MİLYON DEKAR ARAZİ SULANIYOR

Tarımsal sulama varlıklarımız hakkında bilgi verir misiniz? Ülkemizde kaç tane baraj, gölet, kanal bulunuyor?

Ülkemizde şu an itibariyle 839 baraj, 575 gölet, 644 HES, 3 bin 36 sulama tesisi vardır. Bu tesislerle 65,9 milyon dekar arazi sulanmakta, yaklaşık 100 milyar kWh hidroelektrik enerji üretilmektedir. Ülkemizin artan ihtiyaçları göz önüne alındığında bu tesisler yeterli olmayacaktır. DSİ Genel Müdürlüğü olarak önümüzdeki dönemde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamaya dönük olarak baraj, gölet, sulama tesisi gibi yatırımlarımız artarak devam edecektir.

SUYUN MİKTAR ÜZERİNDEN ÜCRETLENDİRİLMESİ İLKESİNİ BENİMSEDİK

Ülkemizi tarımsal sulama açısından gelecekte neler bekliyor?

Tarımsal sulamaların önemli bir bölümü yer altı suyundan karşılanıyor. Bu nedenle kullanılmasında hassasiyet gösterilmesi gereken stratejik bir kaynağımızdır. Mevcut yer altı su potansiyelimizin yüzde 65’i tarımsal sulamada kullanılıyor. Ülkemizin bulunduğu iklim şartlarında,  önümüzdeki birkaç on yıl boyunca kurak periyotların sıkça karşımıza çıkacağı tahmin edilmektedir.

Bu nedenle gerek yer altı sularının gerekse yüzey sularının verimli kullanılması, modern sulama tekniklerinin en üst seviyede kullanılması zorunluluk arz ediyor.  Kurum olarak su tahsislerini yapılan uzun dönemli kuraklık analizleri doğrultusunda yapıyoruz. Sularımızın kullanımında azami hassasiyetin gösterilmesi durumunda, tarımsal sulamanın önemli bir kriz yaşanmadan sürdürülebilmesi mümkün olabilecektir.

Bunun yanında, suyun tasarruflu kullanılması amacıyla, son yıllarda kurumumuzca suyun miktar (m³) üzerinden ücretlendirilmesi ilkesi benimsenmiş olup, sulama şebekelerindeki su alma vanaları (hidrant) üzerinde ön yüklemeli ultrasonik sayaçlar teşkil edilmeye başlanıldı. Ayrıca; sulama tesislerinin daha rahat işletilmesi, suyun daha etkin ve kontrollü kullanılmasını sağlamak amacıyla sulama projelerinde otomasyon sistemlerinin kullanılması yönünde pilot uygulamalar denenmekte, ilerleyen dönemde otomasyon sistemlerinin ülke çapına yayılmasını hedefliyoruz.

Sulama tesislerinin daha rahat işletilmesi, suyun daha etkin ve kontrollü kullanılmasını sağlamak amacıyla sulama projelerinde otomasyon sistemlerinin kullanılması yönünde pilot uygulamalar denenmekte, ilerleyen dönemde otomasyon sistemlerinin ülke çapına yayılması hedeflenmektedir.

EKONOMİK OLARAK SULANABİLİR ARAZİLERİN YÜZDE 77’Sİ SULANIYOR

DSİ’nin tarımsal sulama ile ilgili hedefleri nelerdir? Ne kadar arazi sulanabiliyor?

Bildiğiniz üzere Türkiye’nin yüzölçümü 780 milyon dekar, ekilebilir tarım arazisi 240 milyon dekar ve ekonomik olarak sulanabilir arazisi ise  85 milyon dekardır. 2018 yılı kasım ayı sonu itibarıyla ülke genelinde sulamaya açılan arazilerimizin toplamı 65,9 milyon dekara ulaşmıştır. Bu alan ekonomik olarak sulanabilir araziler toplamının yüzde 77’ sine tekabül ediyor.  DSİ tarafından sulamaya açılan alan ise 43 milyon dekardır. 2019 - 2021 Orta Vadeli Mali Planda belirlenen bütçe ödenekleri dikkate alınarak yapılan Stratejik Plana (2019-2023) göre sulanan alanın 65 milyon dekardan 67,6 milyon dekara yükseltilmesini hedefliyoruz.

Hidroelektrik santraller neden gerekli? Şu anda kaç adet HES yapımı sürüyor?

Hidroelektrik enerji, bizde elektriğin sigortasıdır. Bütün dünya, Amerika’dan Kanada’ya Finlandiya’dan Japonya’ya kadar hidroelektrik enerji potansiyelinin yüzde 80, 90 hatta yüzde 100’ünü geliştirerek devreye almıştır. Dolayısıyla bu alandaki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Mutlaka devam etmemiz lazım. Yerli kaynaklara yapılan yatırımlar bütün dünyada teşvik ediliyor.

Topoğrafyası ve morfolojik yapısı göz önüne alındığında ülkemiz hem düşü hem de debi açısından şanslı sayılabilecek ülkeler arasında yer alıyor. Su kaynakları bakımından söz konusu avantajlara sahip ülkemiz, bu kaynakların değerlendirilmesi noktasında ne yazık ki henüz ulaşması gereken düzeyde bulunmamaktadır. Bir diğer önemli konu da Türkiye enerjide dışa bağımlı maalesef. Enerji bağımlılığını azaltmak için de yerli kaynakları hızla devreye sokmak lazım.

Hidroelektrik santraller, kalkınmakta olan ülkemizin hızla artan enerji talebinin yerinde, zamanında ve temiz olarak karşılanmasını sağlamaktadır. Türkiye, enerji üretiminde özellikle son yıllarda gerçekleştirdiği atılımla yerli ve yenilenebilir kaynakların devreye sokulması yönünde önemli bir mesafe kat etmiştir. Ülkemizin hidroelektrik enerji üretim kapasitesinin hızla gelişmesinde 2003 yılında yürürlüğe girerek özel sektöre enerji yatırımlarının kapısını açan “Su Kullanım Hakkı Anlaşması Yönetmeliği’nin de büyük katkısı oldu. Söz konusu yönetmelik, kapasite artışının yanında HES projelerinin özel sektöre açılmasıyla devletin sırtından 60 milyar dolar civarında bir yatırım yükünün kaldırılmasına da vesile oldu.

Su Kullanım Hakkı Anlaşması Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 2003 yılından bu yana özel sektör tarafından 547 adet HES işletmeye alınmış, üretimimiz 100 Milyar kWh’ye ulaşmıştır. Şu an itibariyle ise ülkemizde 644 adet HES işletmede olup, 55 adet HES’in inşaatına da devam edilmektedir. Cumhuriyetimizin 100. yılında bu kapasitesinin 135 milyar kWh’ye çıkarılması hususunda devlet ve özel sektör el ele yoğun bir çalışmanın içerisinde bulunuyor.

İklim değişikliğinin sulama üzerindeki etkileri nelerdir?

İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin başında su kaynaklarına olan etkisi gelmektedir. Su kaynakları konusu sağlık, tarım, biyoçeşitlilik, enerji, sanayi gibi sosyoekonomik konular ve çevre sektörüyle etkileşim halindedir. Yeryüzünde gerçekleşen çoğu faaliyet bir şekilde su kaynakları ile ilişkilidir. Sıcaklık arttıkça, insanlar ve ekosistem daha fazla suya ihtiyaç duyarlar. Tarım, hayvancılık ve ürünlerinin yetiştirilmesi, hidroelektrik enerji üretimi gibi birçok önemli ekonomik faaliyette suya ihtiyaç vardır.  Bu faaliyetler için ulaşılabilir su miktarı, dünyanın ısınmasıyla birlikte azalabilir ve su kaynakları için rekabet artabilir. Bu nedenle iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisi konusu oldukça önemlidir.

MODERN SULAMA YÖNTEMLERİNİ TEŞVİK EDİYORUZ

Tarımsal sulama politikaları nasıl oluşturuluyor?

Ülkemizde suyun yaklaşık yüzde 70’i tarımsal maksatla kullanılıyor. Önümüzdeki yıllarda sanayi ve hizmetler sektörünün artan su ihtiyacının karşılanabilmesi su yönetiminin önemini daha da arttı. DSİ olarak Kalkınma Planı’nda belirlenen hedefler doğrultusunda ihtiyaçların önceliği ve mali kaynaklar dikkate alınarak, su kaynaklarımız başta tarımsal sulama olmak üzere çok maksatlı olarak optimum bir şekilde değerlendirilmekte ve bu maksatlara yönelik her türlü tesis projelendirilmektedir.

Tarımda verimliliğin arttırılması için sulanabilecek alanların tamamının sulanması ve suyun etkin kullanımının sağlanması kuruluşumuzun hedefi olarak belirlendi. Bu maksatla ayrıca sulamadan dönen suların tekrar kullanılması, evsel atık suların kullanımı için çalışmalar yapılmaktadır; çiftçilerin su tasarrufu sağlayan modern sulama yöntemlerini uygulamalarını teşvik etmek ve çiftçi eğitimleriyle bunun yaygınlaştırılmasını sağlayan politikalara önem veriyoruz.

SAYAÇ SİSTEMİYLE YER ALTI SUYU REZERVİNİ EMNİYETLİ SEVİYEDE TUTUYORUZ

Su kaynaklarının korunması yönünde DSİ’nin çalışmalarını anlatır mısınız?

“Su kaynaklarının korunması” adına yapılan çalışmaları iki kalem altında toplamak mümkündür. Su arzının artırılması ve su talebinin azaltılmasına yönelik tedbirler olarak isimlendirilen bu çalışma kalemleri ile iklim değişikliğinin etkilerinin daha az hissedilmesine yönelik “uyum” faaliyetleri yürütülmektedir. Arzın artırılmasına ilişkin tedbirler kapsamında ilk olarak depolama kapasitesi artırılmaya çalışılmaktadır. Bu doğrultuda artan su ihtiyaçlarını karşılayacak nispette ve gelecek su ihtiyaçlarını belli oranlarda garanti altına alacak baraj ve göletler inşa edilmektedir.

Ayrıca atık su arıtma çalışmalarıyla arıtılan suların tekrar kullanıma sunulması da su arzının arttırılmasına katkı sağlayacaktır. Bu doğrultuda tüm atık su tesislerimizde arıtılmış atık suyun sulamada kullanılmasına imkân sağlayacak üniteler projelendirilmiştir. Küresel Isınma ve İklim Değişikliği ile mücadelede DSİ tarafından yürütülen ikinci kalem çalışmaları “Su Talebinin Azaltılması”na ilişkin tedbirler oluşturur. Bu çerçevede suyun tüketicisine ulaşması esnasında ortaya çıkan kaybın önlenmesine yönelik faaliyetler yürütülmektedir.

Bu çalışmalarla tarımsal sulamada su kaybının önüne geçen modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve şehir şebekelerinin eskiliğinden kaynaklanan kayıpların önlenmesi amaçlanıyor. Yer altı suyu rezervinin emniyetli seviyede tutulmasına yönelik olarak uygulanan sayaç sistemi de talebin kısıtlanması yönünde büyük önem taşımaktadır. Yer altı su kaynaklarımızın korunması gayesiyle, emniyetli rezerve yaklaşıldığı için 26 alt havza ve 64 ova olmak üzere 90 saha (80000 ha) yeni yer altı suyu taleplerine kapatılmıştır. Yine içme suyu temin edilen kaynak ve kuyularımızın korunması amacıyla, hidrojeolojik değerlendirmeler temel alınarak koruma alanları belirlenmiş ve Resmi Gazete’de ilanı sağlanmıştır.

Tarımda verimliliğin arttırılması için sulanabilecek alanların tamamının sulanması ve suyun etkin kullanımının sağlanması DSİ’nin hedefi olarak belirlenmiştir.

YER ALTI SULARI AÇISINDAN ÇON ZENGİN DEĞİLİZ

Yer altı suları yönünden zengin bir ülke miyiz? Su kuyularının artışının doğaya ve su kaynaklarına etkisi ne yönde?

Yapılan güncel etütlere göre 18 milyar m3 kullanılabilir rezervimiz bulunuyor. Hızla gelişen ülke ihtiyaçları göz önünde bulundurulduğunda, yer altı suları açısından çok zengin olmadığımız, kontrollü ve verimli kullanmamız gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Su kaynaklarının tüm ekosistemin parçası olduğu düşünülecek olursa, kontrolsüz su çekimlerinin bu su kaynaklarına bağımlı ekosisteme zarar vereceği öngörülmektedir. Dolayısıyla yer altı su kaynaklarımızın emniyetli rezervi muhafaza edilecek şekilde kullanılması için gerekli tedbirler Kurumumuz tarafından alınıyor. Bugün Konya Kapalı Havzası ve Meriç-Ergene Havzaları’nda zorunlu olan sayaçlar, ihtiyaç olduğunda diğer havzalarda da yaygınlaştırılacaktır.

ÖNCELİĞİMİZ 5 YILDIZLI PROJELER

Tarımsal sulama projelerinde belli kriterler bulunuyor mu?

Sulamada önceliğimiz “5 Yıldızlı Projeler”. Kurumumuzca, yatırım programına teklif edilecek aday sulama projeleri belirli  kriterlere göre değerlendiriliyor. Bunlar; çiftçilerin sulama talebinin olması, arazinin verimli olması, su kaynağının (baraj veya gölet) hazır olması, cazibe sulaması yapılabilmesi ve toplulaştırmanın yapılabilir olmasıdır. Bu kıstasların tamamını sağlayan projelere, “5 Yıldızlı Sulama Projeleri” adı veriliyor.

TARIMDANHABER

YORUM EKLE
banner151