Yediği kuşkonmaza âşık oldu çiftçi olmaya karar verdi!

ODTÜ işletme mezunu Aslı Aksoy, yediği kuşkonmaza âşık olunca, bir firmanın pazarlama müdürlüğünden çiftçiliğe adım attı. Aksoy, 35 yaşında İstanbul'un gürültülü, yoğun yaşamını bir kenara bırakıp Muğla'da Yeşilçam köyünde yepyeni bir hayat kurdu. 42 dönümlük tarla, 7 kadının emeğiyle ürün vermeye hazırlanıyor.

Yediği kuşkonmaza âşık oldu çiftçi olmaya karar verdi!
banner200
banner217

Özlem Konur Usta / AYDINLIK

ODTÜ işletme mezunu Aslı Aksoy, pazarlama müdürü olarak çalışırken, Egelilerin tilkişen dediği kuşkonmazın özel bir türünü yetiştirmeye karar verdi. Tatillerini kuşkonmazı öğrenmek için tarlada çalışarak geçirdi. Kendi işletmesini kurdu. Şimdi hasat heycanını yaşıyor.

ODTÜ işletme mezunu Aslı Aksoy, yediği kuşkonmaza âşık olunca, bir firmanın pazarlama müdürlüğünden çiftçiliğe adım attı. Aksoy, 35 yaşında İstanbul'un gürültülü, yoğun yaşamını bir kenara bırakıp Muğla'da Yeşilçam köyünde yepyeni bir hayat kurdu. 42 dönümlük tarla, 7 kadının emeğiyle ürün vermeye hazırlanıyor.

Aslı Aksoy, 2003 yılında ODTÜ işletme bölümünden mezun oldu. Üstüne bir de Koç Üniversitesi'nde MBA yaptı. Önce tekstil sonra gıda sektörü derken iş hayatına atıldı. Organik ürünler üreten bir firmada pazarlama müdürüyken iş seyahatine gittiği ABD'de etin yanında sunulan kuşkonmaza vuruldu. İzmir'in kızı Aslı Aksoy, “Ege'ye geri dönmeyi istiyordum. O zamanlar toprakla hobi düzeyinde ilgiliydim. Ama hep aklımda bizim topraklarda ne yetişebilir sorusu vardı" diyor.

SEN NE ETCEN KUŞKONMAZI CEVİZ YAP

Yediği kuşkonmazı araştırmaya koyulan Aksoy hikayesini Aydınlık'a anlattı: Verdikleri kuşkonmaz, Ege'de yediğimiz yabani türden farklıydı. Daha suluydu. Türkiye'ye döndükten sonra kültürü alınmış bu cinsi araştırmaya başladım. Türkiye'de çok sınırlı bir üretimi olduğunu tüketiminin de yaygın olmadığını gördüm. 2014 yılında profesyonel iş hayatına devam ederken 2,5 dönümlük deneme tarlamda çalışmaya başladım.

GİRİP ÇIKMADIĞI KÖY KALMADI

Bizim toprağımız ve iklimimiz kuşkonmaz üretimine uygun mu bunu test etmemiz gerekiyordu. Çok güzel sonuçlar aldık. Sıra arazi bulmaya gelmişti. 8 ay boyunca Bergama'dan, Torbalı'ya; Aydın'dan Dalaman'a girip çıkmadığım köy kalmadı. Toprak yapısı önemli, emek isteyen bir iş olduğu için çalışacak insan da gerekli. Toprak örnekleri alıp analiz ettirdik. Bazı arazilerin topraklarında kimi değerler fazla çıktı, vazgeçtik.

Sonunda değerleri uygun, 42 dönümlük bir arazi bulduk. 20 dönümüne kuşkonmaz ektik. Kuşkonmazdan üçüncü yılda azar azar verim alıyorsunuz. Bu mart ayında daha çok verim almayı bekliyoruz. Gelecek yıl da tarlanın geri kalan bölümünden verim almaya başlayacağız.

Daha yolun başındayken “Üretimi meşakkatli deniyor, sen ne etcen kuşkonmazı ceviz yap" diyenlere aldırmamış. İyi ama hiç mi korkmamış. Aksoy, “Korktum tabi ama destekleyenim çoktu" diyor. İşin araştırma boyutunda çok okumuş. Okumak yetmez bir yandan İstanbul'da işinde gücündeyken diğer yandan bayramlarda, tatillerde tarlada çalışmış.

Türkiye'de bu tür kuşkonmazın üreticisi büyük bir firma Aksoy'a kendi tarlasında çalışma izni vermiş. Almanya, Hollanda ve İspanya'daki üreticilerle iletişim kurup işin gerekliliklerini bir de onlardan dinlemiş. En son aşamada Türkiye'de yardımcı olan üretici firmanın ziraat mühendisleriyle birlikte çalışmışlar.

İŞVERENİNDEN İŞÇİSİNE HEPSİ KADIN

Aslı Aksoy, Elibelinde Tarım'ı kurmuş. Elibelinde hepimizin bildiği Anadolu motifi. Kadın, bereket, toprak, neşe, umudu temsil ediyor. Aksoy elibelinde adını neden tercih ettiğini, “Motifin temsil ettikleri, her gün yaptığımız işi, her sabah işe giderken gönlümüzden geçen dilekleri tarif ediyor. Benim için çok anlam yüklü. Kadın kadına çalıştığımız için de bizi temsil ettiğini düşündüm" diye açıklıyor.

Elibelinde Tarım'ın belkemiği 7 kadın ve toprak temsil ediyor. 7 kadın ve toprağın Aksoy'a kazandırdıkları kuşkonmazla sınırlı değil: “İşin doğası gereği kadın emeği gerekli. Uzun süre eğilerek ellerinizle toprakta çalışıyorsunuz. Bu erkeğin kolay yapacağı bir iş değil. İşte diğer 6 kadın onlar. Onlarla ilişkim patron ya da işveren gibi değil. Çalışanlar, bizim köydeki komşularım. Aynur ablam, Güler ablam, Hatice ablam... Köyde bambaşka bir hayat var. Burada yepyeni şeyler öğreniyorum. Onlar da çok keyifli. Köye yeni bir enerji geldi."

YORUM EKLE
banner151

banner251