Canlılar arasındaki av ve avcılığın yabani hayvanlara etkisi

Avcılık, bir canlının çeşitli amaçlarla diğer canlıyı, ölü veya diri olarak ele geçirmek için yürüttüğü faaliyetlerdir. Avlanmanın tek amacının öldürmek değildir, avın canlı ele geçirildiği avlanma biçimleri de vardır.

İnsan hayvanları canlı yakalamış ve ehlileştirmiştir.

Her canlı avını yakalamak için kendine özgü yöntemler geliştirmiştir. Örümcek avını yakalamak için ağ kurar, Karınca avını ele geçirmek için konik çukurlar hazırlar.

Canlılarda av ve avcılık yaşamın devamı için yapılır.

Örümcek av bulamazsa yaşayamaz. Kurt yaşamını devam ettirmesi için yaban keçisi ve domuzunu avlamak zorunda. Kaya kartalı tavşanı, şahin fare ve yılanı avlayarak hayatlarını sürdürmek nesillerini devam ettirmek zorunda.

Canlılar arasındaki av ve avcılık ilişkisi doğal yayamdaki dengenin sağlanması için gerekli bir araçtır.

Bu yöntem olmasa yaban hayattaki sürdürülebilirlik olmaz.

Yaratılışta her şey tersiyle var olur. Yani gece varsa gündüzde var olur. Sıcaklık kendisini soğukla fark ettirir. Yaşamın değeri ölümün varlığı ile anlaşılır. Canlıların bir denge üzerinde hayatlarını sürdürmeleri için düşmanları olması gerekir.

Canlılar arasındaki av ve avcı ilişkisinde avcının ava karşı mutlak üstünlüğü yoktur.

Avcının üstünlüğüne karşı avında avcıya karşı bazı üstünlükleri vardır.

Kaya kartalı avına çok yukarılardan süratle aşağı doğru dalışa yapma, son ana kadar kendisini fark ettirmeme yeteneğine sahipken; Av tavşan yerin altına saklanma ve çok üreme yeteneğine sahiptir. Örümcek çok güzel ağ yapma yeteneğine sahipken. Sineklerde çok üreme yeteneğiyle nesillerini devam ettirirler.

Böylelikle av ve avcı arasındaki denge kurulmuş olur.

Avcılık hayvanlar dünyasının her kademesinde vardır.

Kedilerin fareleri;

Kuşların sürüngenleri ve böcekleri;

Büyük yırtıcıların memelileri;

Büyük balıkların küçük balıkları avladıkları hemen hemen herkes tarafından bilinir.

Hayvanlar arasındaki bu yaşam şekli doğal yaşamın devamı için bir kuraldır.

Bu kural bozulursa sadece bir av veya avcı nesli yok olmaz doğal hayatta birçok canlı bu süreçten etkilenir. Bir bölgede aslanları ve kurtları yok edersek ortalık domuzlara kalır. Sayıları hızla artan domuzlar yaşadıkları bölgede bitkilere zararlı olmaya başlar ekosistem bozulur.

Farelerin biyolojik düşmanları tilki, vaşak ve yırtıcıları yok ederseniz farelerle uğraşmak zorunda kalırsınız.

Yaban hayata dışarıdan bir müdahale yapılmazsa hayvanlar arasında bu denge sağlanmış olur.

Doğal yaşam yaratılış çizgisinde devam eder.

Doğal yaşam ve yabani hayata dışarıdan müdahale insan tarafından yapılır.

İnsanın yerkürede yaşamaya başladığı ilk günden günümüze kadar doğaya müdahale etmiştir. İlk yıllarda etrafına bakarak avlanmayı öğrenmiştir.

Sadece yakalayarak av yaparken zaman ilerledikçe ağ ve kapan kullanmıştır.

İlk insanla başlayan avcılıkta kullanılan alet ve yöntemler, çevresel koşullara, insanın elindeki imkana ve iklime göre değişmiş fakat özü değişmemiştir.

İlk çağlarda taşlarla, sopalarla başlayan, daha sonra mızrak, balta, ok ile süregelen alet kullanımı, sonunda bugünkü modern silahlara kadar teknolojik yeniliklerle sürmektedir.

İlk çağlardan günümüze kadar avcılık incelendiğinde;

Canlılar arasında rekabet ve yaşamak,

Hayvanlar arasında içgüdüsel olarak yaşamını devam ettirmek ve ekolojik-denge,

İnsanlar ilk yıllarda yaşamını devam ettirmek ve hayvanları ehilleştirmek için avcılık yapmıştır.

Zaman ilerledikçe insanın avcılık yapma nedeni çok değişmiştir.

Karın doyurmak, gücünü göstermek,yeteneklerini geliştirmek,geçimini sağlamak, spor yapmak, eğlenmek amacıyla avcılık yapılmaktadır.

Bu nedenlerin hanginden olursa olsun taşla, okla ve tuzaklarla yapılan avcılığın doğal yaşama zararı olmaz.

Hatta ekolojik-dengeye faydalıdır.

Bazı topluluklarda ok ve kılıç gibi silahların kullanımını artırmak için avcılık düzenli olarak yapılmıştır.

Binicilik ve dayanırlığın gelişimi ve savaş taktiklerini geliştirmek için av yapılmıştır.

Zaman ilerledikçe toplumun yaşam şekli ve savaş araçları değişince avcılıkta şekil değiştirmiştir.

Savaşta ok ve kılıç kullanımı bitmiş artık ateşli silah kullanılmaya başlanmıştır.

Savaşta hayvanların kullanımı son bulmuştur. Motorlu taşıtlar kullanılmaya başlanmıştır. Böylelikle hayvanlar savaştan kurtulmuştur.

İnsanlar tarımı geliştirdi. Hayvanları ehilleştirdi üretti.

Yaban hayvanları insanlar için asli ihtiyaç olmaktan çıktı.

Bu gelişmeler yaban hayvanları, doğal yaşam ve ekolojik-dengenin lehine olmuş gibi görünse de avcılık şekil değiştirmiştir.

Artık taşla, okla ve ilkel tuzaklarla av devri kapanmış yerini menzilleri metreleri değil kilo metleri bulan silahlar geliştirilmiştir.

Tarihte insan savaşta; doğayı ve yaban hayvanlarını kullanarak üstünlük sağlamak için avcılıktan faydalandı.

Fil, deve ve at gibi hayvanları taşıt olarak kullandı. Köpek ve tazıları korunma ve avcılıkta yardımcı olarak kullandı. Beslenmek için yaban hayvanlarını avladı.

İnsan yabani hayvanlarından ve doğadan faydalanarak avcılık yaptı.

Bu avcılığın doğal hayata fazla zararı olmadı. İnsanın gelişimine katkıda bulundu.

Geçmiş yüz yılda avcılık şekil değiştirdi.

Avcılık ticaret amaçlı yapılmaya başlandı.

Dişi için milyonlarca fil,

Kürkü için milyonlarca aslan, tilki,

Derisi için milyonlarca yaban hayvanı,

Eti ve çeşitli kullanım amacıyla milyonlarca kanatlı hayvan yok edildi.

Bu avcılıkta sanayinin gelişimi ile savaş için geliştirilen silahlar avcılıkta kullanılmaya başlanınca av ve avcı arasında denge bozuldu.

Kara ve deniz acılığı şeklinde dallara ayrılmıştır.

İnsanın hem karada hem de denizde ulaşamayacağı yer kalmadı.

Avlamak için gerekli bütün silahlar ve tuzaklar geliştirildi.

Bu gelişmeler doğal hayatın ve yaban hayvanlarının aleyhine oldu.

İnsan ile diğer canlılar arasından av ve avcı ilişkisinde mutlak üstünlük insanın eline geçmiştir.

Bu şekil avlanmak avcılık değil katliamdır.

Son yüzyılda avcı lehine av aleyhine bozulan denge uluslar arası sözleşmeler ve ulusal kanunlarla denge kurulmaya çalışılmıştır.

Avcılık ile ilgili sözleşmeler, kanunların amacı doğal yaşamın ve ekolojik-dengenin korunması ve yaban hayatının sürdürülebilirliğinin sağlanmasıdır.

Eğer bu kanun ve yönetmenlikler tam olarak uygulanmazsa yabani hayvanlar yok olduğu gibi suç işlenme oranı artacaktır.

Günümüzde tüfekler av silahı olarak kabul edilerek ruhsatlandırılmaktadır.

Tüfekler tek, çifte, poze, otomatik ve pompalıya kadar gelişim göstermiştir.

Bu silahlar çok kolay şekilde elde edilebilmektedir.

Pompalı tüfek arka arkaya çok kez ateşlendiği için avın kurtulma imkanı yoktur.

Son yıllarda pompalı tüfeklerle işlenen cinayetlerde büyük artışlar olmuştur. Bu silahlar sadece yaban hayvanları için tehlike değil aynı zamanda toplumun güvenliği içinde tehdit olmaktadır.

Avcılık geçmiş zamanlarda asli ihtiyaç için doğadan elde edilen silahlarla ihtiyacı karşılayacak kadar yapıldığı için doğal yaşamı etkileyecek seviyeye ulaşmamaktaydı.

Sanayileşme ve teknolojinin gelişimi ve toplumun yaşam biçiminin değişimiyle birlikte avcılık artık ticaret amaçlı kazanç için yapılmaya başlanınca doğa tahrip edilmeye ve yabani hayvanların nesli tükenmeye başlandı.

Avcılıkta avcılar ava karşı orantısız güç uyguladı.

Denizdeki canlıların nesli tükendi.

Kınalı keklikler, bülbüller, telli turnalar yok olmak üzere.

Aslanların, kaplanların, vaşakların sayısı bilinir oldu.

Masallarımızı renklendiren kahramanlarımızı göremez olduk

Yılanlar, kaplumbağalar, timsahlar dünyanın bütün renkleri yok oldu.

Doğal yaşamda bir canlının yok olması sadece o canlıyı ilgilendirmez. Yaşam siklusunda bu canlıya ihtiyacı olan bütün canlılar etkilenir.

Hiçbir canlının yok olmasına müsaade edilmemelidir.

Canlıların yaşama hakkını engelleyecek bütün sorunlar ortadan kaldırılmalı.

Avcılıkla ilgili Uluslar arası sözleşmeler, kanun, yönetmenliklerin tam olarak uygulandığı, Canlıların yaşama haklarına saygı gösterildiği,

Canlıların neslinin devam ettireceği ortamların sağlandığı,

Avlanmakla yabani hayvanlara soykırım uygulanmadığı,

Her canlının doğal yaşamda ekolojik-dengede yaşamını sürdürdüğü

Gelecek çağ olan ekolojik çağın en kısa zamanda başlaması ümidiyle.

YORUM EKLE